« Hürriyet.com.tr

Fener'de bir gece

Hürriyet Haber
X

Boğazın el değmemiş köşelerinden biri Rumelifeneri Köyü... Fazla değil bir saatlik yolda. Yürüyerek, bu tarihi köyü yeniden keşfetmek isteyenler için GeziciYAK gezginleri size bulunmaz bir fırsat sunuyor. Üstelik kalede ayışığı ya da yıldızların parıltısında dolaşmak da cabası. Yazı, İstanbul Life dergisinin Mart'99 sayısında Arzu Haksun tarafından yazıldı ve Oktay Ankın tarafından fotoğraflandı.

Alternatif gezilere gitmeden önce, ‘‘Acaba farklı bir gezi var mı?’’ diye gelen faksları ince ince gözden geçiriyorum. Çünkü adları her ne kadar alternatif olsa da çoğu gezi birbirinin aynı... Düzenlenen gezilerin büyük çoğunluğunu trekking, kanyon yürüyüşü ya da at safari gibi daha önce sıklıkla gerçekleştirilmiş etkinlikler oluşturuyor. Ancak bu kez gelen fakslar arasında gerçekten ilginç bir gezi gözüme ilişti: Mehtap altında Rumelifeneri yürüyüşü ve kayalar arasındaki restoranda balık ziyafeti. Dolunayın aydınlattığı mehtaplı gecede romantik bir gezinti ve ardından balık... Güzel bir gece için fazlasıyla baş döndürücü...

Gezici YAK'ı aradığımda henüz bu geziyi gerçekleştirmediklerini ancak planları arasında olduğunu öğreniyorum. Yine de bize birlikte Rumelifeneri'ni keşif gezisine çıkmayı önerme nezaketini gösteriyorlar. Hafta içi, hava kararmadan Taksim'den yola koyuluyoruz. Rotamız; sahil yolunu takip ederek Rumelikavağı'ndan Rumelifeneri Köyü. Kavağa varınca anlıyoruz ki Boğaz'ın bunca yağmaya, talana, kirliliğe karşın hâlâ direnen bir yanı var. Tıpkı gençliğinde güzellik kraliçesi olup da yaşlandığında yüzünde o eski güzelliğinden izler taşıyan bir kadın gibi.

Rumelikavağı'na varınca, otomobilimizi bir kaldırım kenarına çekip, çoktandır unuttuğumuz bir şeyi, hava kararmadan Karadeniz'in Marmara'yla birleşmesini ve yeşilin maviyle kaynaşmasını izliyoruz, doyasıya. Temiz havayı iyice içimize doldurduktan sonra Rumelifeneri Köyü’ne yöneliyoruz. Taksim'den Rumelifeneri yaklaşık 1.5 saat. Tabii söylemeye gerek yok, bu sizin hızınıza ve yol durumuna da bağlı. Yine de haftasonuna oranla Boğaz haftaiçi ve mevsimin kış olmasının da etkisiyle daha sakin... Anlayacağınız tam alternatifçilerin tercih edebileceği türden.

Rumelifeneri Köyü'ne geldiğimizde güneş batmak üzere. Amaç keşfetmek olduğu için planlanandan erken geldik. Aslında gezi planında Rumelifeneri'ne varış saat sekiz gibi olacak. Herkes işinden çıkıp, balık ziyafeti için GeziciYAK'ın ‘‘ayarladığı’’ balık restoranına gidecek. Daha sonra da isteyenle mehtap altında Rumelifeneri Köyü'ndeki kale gezilecek.

Biz önce balık lokantasının bulunduğu sahile gidiyoruz. Restoranda yer ayarlanmadığı ve kalabalık bir grup olmadığımız için yemek yemiyoruz. Ardından Cenevizliler'in yapmış olduğu kaleye gidiyoruz. En büyük şansımız da fenere çıkmak oluyor. Şansımız diyorum çünkü fenere çıkmak ancak özel izinle mümkün olabiliyor.

Rumelifeneri, 1855 yılında Kırım Savaşı sırasında İngiliz ve Fransız gemilerinin, İstanbul Boğazı'nın Karadeniz girişini görebilmeleri ve Boğaz sularına rahatça girebilmeleri için yapılmış. Fener yapılmadan önce Boğaz'ın girişini belli etmek için Anadolufeneri Köyü'nde büyük çıra kütükleri yakılırmış. Rumeli yakasında bulunan Karaburun'un az ötesindeki Darboğaz mevkii de uzaktan Boğaz girişini andırdığından, eşkiyaların buralarda çıra yakarak gemileri karaya oturtup, soydukları rivayet edilir. Bu nedenle gemiciler yanılmasınlar diye Rumelifeneri'nde de çıralar yakılır, gemilere yol gösterilirmiş.

Fenerin içinde Sarı Saltık'ın olduğu söylenen bir de türbe var. Bu konudada bir rivayet yaygın köylüler arasında. İlk inşa edilişi sırasında fener kulesinin üst üste birkaç kez yıkılması üzerine, burada bir türbe olduğu, ama türbenin zamanla yıkıldığı, fener kulesinin bu nedenle yükseltilemediği söylentileri yayılmış ortalığa. Fransızlar da halkı memnun etmek için önce yatırın bulunduğu türbeyi yeni baştan inşa etmişler, sonra da kuleyi örmeye başlamışlar.

Ahşap ve dik merdivenlerden, dar yollardan geçerek kısa sürede fenere tırmandık. Rumelifeneri, deniz yüzeyinden yaklaşık 58 metre yükseklikte. Kulenin yüksekliği de 30 metre. Üç kademe şeklinde inşa edilmiş. Işığı beyaz ve 18 mil uzaktan seçilebilir nitelikte. Bu sayede gemiler bir saat uzaklıktayken feneri görüp rotalarını düzeltiyor. Fenerde önceleri gaz yağı yakılırken, sonra asetilen gazına çevrilmiş. Şimdi ise otomatik olarak, elektrikle çalışıyor. Elektrik kesilmesi durumunda ise bütan gazı devreye giriyor.

Biz gittiğimizde mehtap olmadığı için mehtap altında gezmenin, kalabalık olmadığımız için balık lokantasında yemek yemenin tadını çıkaramadan geri döndük. Boğaz'a kadar gelinir de balık ya da hiç değilse midye tava yemeden dönülür mü hiç? Rumelikavağı'nda, bir balık lokantasının önünde arabamızı durdurduk. Ekmek arası balık, midye tava ve taze midye dolmalardan tatmak için mola verdik. Kahvede içtiğimiz demli çayın ardından aynı rotayı takip ederek, sahil yolundan evimize ulaştık.

<ı>Adres Receppaşa cad. Selçuk ap. 14/8 Taksim.

Tel: 238 51 08

Kaynak:

SonbaharSonbahar
Sonbaharın en güzel yurt içi adresleri
36 Saat
36 saatte New York’un Latin yüzü
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
Kaçırılmaması gereken seyahat fırsatları ve haberler
GezginGezgin
İmparatorun bindiği arabaya otostop çekti
GezginGezgin
İki çocukla ‘cruise’ olur mu?
GezginGezgin
Sonbaharda Kuzey Yunanistan turu