Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Fenerbahçe’de buruk bayram

TÜRKİYE Cumhuriyeti Fenerbahçe Cumhuriyetine kapılarını bir kez daha açıyor.

Aziz Yıldırım ve diğer sanıklar ceza alsa bile, şike davasında tahliye ediliyor.

Fenerbahçe’de bayram var, ama buruk bayram. Bayram, çünkü tahliye var. Buruk, çünkü Yargıtay kararı onaylarsa, Aziz Yıldırım’ın yeniden hapse girme ihtimali var. Yine de, hükmün geri bırakılması, beş yılda aynı suçu işlememesi gibi çeşitli ayrıntılar dikkate alınırsa, tahliye kararı Fenerbahçelileri ve Azız Yıldırım’ı mutlu ediyor. Bununla birlikte, verilen ceza, Aziz Yıldırım’a Başkanlık yolunu şimdilik kapatıyor. Fenerbahçe yaşadıklarını unutmuyor. Fenerbahçeliler şike davasından dolayı AKP’yi sorumlu tutuyor. Ve iktidarı özellikle maçlarda pek çok kez protesto ediyor. Fenerbahçeli Başbakan ile Fenerbahçe’nin arası açılıyor. Dün nabız yokluyorum, tahliye kararı, Fenerbahçe’nin Başbakanla arasını düzelteceğine ilişkin işaret almıyorum.

AVRUPA ŞANSI

Aziz Yıldırım’ın durumu dışında, Fenerbahçe’ye Avrupa şansı doğar mı?

Verilen ceza şikenin varlığını kabul etmiş oluyor. UEFA geçen yıl Fenerbahçe’yi yasaklıyor. Şimdi UEFA yeniden değerlendirecek. Muhtemel kararlardan biri, Fenerbahçe’nin Avrupa’ya gidebilme fırsatının doğabileceği. Gidecek mi, gitmeyecek mi, UEFA ve yasalarla ilgili farklı spekülasyon yapmak mümkün. Süreç karışık ve her olasılığa açık. Dün TV’lerde yorumlara bakıyorum, kafalar karışık. Hepsi içerde ve dışarıda hukuk tartışması.

ÖYM İLE BİRLİKTE

Önceki gün Özel Yetkili Mahkemeler kaldırılıyor. Türk yargı sistemine dönük en tartışmalı mahkemelerden biri tarihe karışıyor.

Bunun anlamı var. Bu mahkemelerin yerine gelecek mahkemeler nasıl işleyecek? Pratikte henüz bilmiyoruz. Yine de, bu mahkemelerin kaldırılması, belli bir yumuşama sinyali olabilir.

Yaşadığımız dönemi simgeleyen belli davalar var. Ergenekon, Balyoz, Şike, Odatv gibi ana davalar. Ayrıca, geçmişteki darbeleri sorgulayan davalar. Bunlardan şike davasında ceza verilse bile, tahliye var.

Bu karala birlikte, Türkiye’de bir beklenti doğuyor. Yumuşamaya doğru mu yol alıyoruz? Yumuşamanın kapsamı ve süresi nedir?

Yargı ve siyaset iki ayrı kurum. Bununla birlikte, Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olmak isteği ülkenin geneli doğrultusunda yumuşamaya yol açıyor mu?

Böyle iyimser bir yorum mümkün. Unutmamak gerekir, bu genelin sadece bir parçası.

Medyaya dönük uygulamalara bakınca, aynı iyimserliği paylaşmak henüz zor. Yumuşamada son adım sanıyorum medya ile bağlantılı.

Aziz Yıldırım’ın tahliyesi her şeye rağmen, Fenerbahçelilere kutlu olsun.


Hasan Celal celallenmiş


ÇOK farklı dünya görüşüne sahip olsak da, Özal’ın Başbakanlık Müsteşarı, Milli Eğitim ve Devlet Bakanı Hasan Celal Güzel ile kendisinin de söylediği gibi, kırk yıllık dostuz.

Görüş farklarına son günlerde bir yenisi ekleniyor. Hasan Celal uçağımızın Suriye tarafından düşürülmesi üzerine, “ya savaş ya savaş, ille de savaş” naraları atıyor. AKP yönetimine her zamanki muhteşem güzellemeler eşliğinde.

Bu Hasan’ın eski huyu. Ben geçenlerde Özal döneminde Yunanistan’la çıkan Ege Krizi sırasında, o sırada Başbakanlık Müsteşarı olan Hasan’ın yine savaş tamtamları çaldığını yazıyorum. Bire bir yaşadığım olayda, Özal bu tavrından dolayı Hasan’a bozuk atıyor.

Hasan şimdi bana, nasihat veren bir yazı yazmış. Ben o yazıda isim vermemiştim, tek alınan Hasan Celal olmuş, demek ki, yazdıklarım doğru. Yazısında hafif polemik ve nazire de var. Ben polemik yapmak için yazmıyorum, sadece kahir çoğunluk gibi, savaş tamtamlarına karşıyım.

Sevgili Hasan, celallenmene gerek yok, inan ki, barış her zaman savaştan kat kat üstündür. Gel, bu huyundan vazgeç. Baki selamlar.


Leyla Zana: Hiç olmazsa diyalog


ÖCALAN’ın İmralı’dan çıkarıp, ev hapsine alınması Kürt sorununa hangi katkıyı sağlayabilir? Terör sona erer mi? Kürtler demokratik özerklik elde edebilir mi?
Başbakan Erdoğan’ın bağımsız milletvekili Leyla Zana ile görüşmesinde Zana temelde Öcalan’ın ev hapsine çıkarılması ile operasyonların ve KCK tutuklamalarının sona erdirilmesini istiyor.

1- Bu istekler yeni değil.

2- Zana’nın tezleri bir yana, Erdoğan’la görüşmesi BDP ve PKK’da tepkilere yol açıyor. Zana, ait olduğu kitleyle ters düşüyor.

3- O tepkilere rağmen, Zana yine de iyi iş yapıyor, barışı bir kez daha vurguluyor.

Bu görüşmeden kısa sürede sonuç çıkar mı? Sanmıyorum. Her gün devam eden terörle şehitlerin verildiği bir ortamda çok güç. Kaldı ki, daha dün KCK davası başlıyor. Dün başlayan dava dışında, bir kaç dalgada gelen diğer KCK davaları sırada bekliyor. Kendisinin ve Aysel Tuğluk’un aldığı yeni hapis cezaları da, boynunda asılı duruyor .

Zana Başbakan’a söyledi, ertesi gün KCK davaları durdu, silahlar sustu, bunu beklemek gerçekçi değil. Zana’ya yönelik eleştirilere katılmıyorum. Diyalog diyalogdur ve bir süreçtir.

X