Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Fenerbahçe benim de kimyamı bozdu (!)

Hani şimdilerde moda ya...

Önüne gelen, ''Fenerbahçe, lig devam ederken Trabzon'un kimyasını bozdu. Öyle şampiyon oldu'' diyor ya...
Çok haklılar (!)
Bu Fenerbahçe benim de fena halde kimyamı bozdu..
Aslında kimyamın bozulması sanırım ilk 1968 yılına denk geldi..
Fenerbahçe İngilizlerin ünlü şampiyonu Manchester City'yi, 2-1 yenip, Şampiyon Kulüpler Kupası'ndan eleyince, benim de kimyam daha o günden bozulmaya başladı..
Çünkü o benim ilk gittiğim Fenerbahçe maçıydı..
Arkasından Didi'li yıllar başladı..
Fenerbahçe üst üste şampiyon oluyor...
Galatasaray'ı, Beşiktaş'ı ''Otomatiğe bağlamış gibi'' devamlı yeniyor..
Benim de sürekli kimyamı bozuyordu..
Hiç unutmam 1976 senesinde Ankara'da Fenerbahçe ile Galatasaray ''Deprem Kupası'' maçında karşılaşmıştı..
Sarı-Lacivertli ekip, ezeli rakibi karşısında daha 60'ıncı dakikada 6-1 öne geçince rakip takım futbolcuları takım kaptanımıza, ''Cemil abi nolur yeter. Daha fazla atmayın. Rezil oluyoruz'' gibisinden yalvarmışlardı..
Bu da benim kimyamı bozan başka bir olaydı..
Sonra... Sonra...
O kadar çok kimyamı bozan olay var ki..
Hangi birini anlatsam...
1979-80 sezonunda Fenerbahçe'nin Galatasaray'ı yenmeyerek, kümede kalmasını sağladığı maç mı?..
Bir sezonda aralarında uluslararası bir kupanın da bulunduğu toplam 5 şampiyonluğun kazanıldığı yıl mı?..
103 golün atıldığı, rekorların parçalandığı 1988-89 sezonundaki şampiyonluk mu?..
Fenerbahçe'nin en kötü döneminde bile 10 kişiyle Galatasaray'ı 6-0 yendiği 2002'deki o meşhur karşılaşma mı?..
Ya da ne bileyim Galatasaray'ın 100'üncü kuruluş yıldönümü olan 2005'te Fenerbahçe'nin şampiyon olması mı?..
Şampiyonlar Ligi'nde M.United, Chelsea, İnter, PSV, Sevilla gibi takımların Sarı-Lacivertli ekibin önünde diz çökmesi mi?..
Süper Lig'de 18 şampiyonlukla, en çok şampiyon olan, lig tarihinde en çok puan toplayan, en çok gol atan, en az gol yiyen, en fazla galip gelen, en az yenilen takım ünvanını almak mı?..
Bunlar değilse nedir benim kimyamı bozan?.
Örneğin;
Bayan basketbol takımının 6 sezondur üst üste gelen şampiyonluğu..
Sarı Melekler'in voleybolda tartışılmaz üstünlüğü... Dünya Şampiyonluğu..
Fenerbahçe Erkek Voleybol Takımı'nın şampiyonlukları...
Fenerbahçe Ülker'in son 4 yılda 3 şampiyonluk kazanması.. Ve bir şampiyonluğa daha çok yakın olması..
Futbol takımlarının alt yapıdan başlayarak hemen hemen her kategoride final oynaması, şampiyon olması.. Son olarakta U-15 takımının Avrupa şampiyonluğu..
Bunlar da benim kimyamı bozmuş olabilir mi?.
Düşünsenize..
Nisan-Mayıs ayları gelince hangi tv kanalını açsan, Fenerbahçe ama futbol, ama basketbol, ama voleybol ya da başka bir spor dalında mutlaka final oynuyor ve şampiyon oluyor..
Karşıdaki rakip sürekli değişiyor, ama Fenerbahçe her alanda final oynuyor..
Böyle olunca benim de kimyam bozuluyor..
Çünkü ne sinemaya, ne tiyatroya, ne de tatile gidebiliyorum..
Sürekli ya televizyon başındayım, ya da statlarda ve salonlarda..
Acaba taaa 1907'lerden başlayıp, günümüze kadar başkanlık ve yöneticilik yapmış herkesi, özellikle de Aziz Yıldırım''Kimyamı bozmaktan'' mahkemeye mi versem..
Ya da ''Rahat etmek için'' başka bir takıma mı geçsem?.
Ne dersiniz?..

X