Kitap Sanat Haberleri

KİTAP SANAT

    ‘Femme fatale’

    A.ÖMER TÜRKEŞ
    11.05.2017 - 13:18 | Son Güncelleme:

    Fransız neo-polisiyesinin ‘baba’sı sayılan Jean-Patrick Manchette, ‘Ölümcül’de gittiği her yerde farklı bir tipe bürünen çekici, çekici olduğu kadar ölümcül bir kadının, yani bir ‘femme fatale’in hikâyesini anlatıyor. Manchette, modern polisiye romanı, neşeli satirle ve anarşik eğlenceyle dolu bir silaha dönüştürüyor...

    Jean Patrick Manchette, 1942’de Marsilya’da doğdu. Edebiyata ilgisi erken yaşlarda başladı. Öyle ki çocukluk ve gençlik yıllarında, savaş ve bilimkurgu türünde romanları taklit ettiği yüzlerce sayfa yazmış, giderek ciddi kitapların taklidine yönelmişti. Ailesi öğretmen olmasını istiyordu ama Manchette öğrenimini yarıda kesti ve bir süre İngiltere’de yaşadı. 1960’ların başında, Cezayir Savaşı sırasında Situationist International metinlerinden etkilenerek solcu aktivistlere katıldı. Önce düşük bütçeli yapımlar için, 1968’den itibaren ise popüler TV dizileri için çalıştı. Bu dönemde diyalog yazma başarısı dikkat çekmişti. Çok sayıda filmin senaryosunun yanısıra, filmlerden roman uyarlamaları, çocuk kitapları, hatta takma isimle erotik bir roman bile yazdı, çeviriler yaptı. Polisiye yazmaya, 1971 yılında yayımlanan ‘Laissez Bronzer Les Cadavres’ ve ‘N’Gustro Vakası’ adlı iki romanıyla başladı. Daha sonra dokuz roman daha yazdı. Hayatının son yıllarını, agorafobisi yüzünden, evinden hemen hemen hiç dışarı çıkmadan geçirdi. Son romanı ‘Mavi Kanlı Prenses’i bitiremeden 3 Haziran l995’te akciğer kanserinden öldü.

    ÖZEL BİR HİZMET
    Ölümcül’ adlı roman, zengin bir adamın bir av partisi sırasında genç bir kadın tarafından öldürülme sahnesiyle açılıyor. Büyük bir soğukkanlılıkla olay mahallinden uzaklaşan kadın bir trene binecek, kompartımanında görünümünü değiştirecek ve ertesi gün Bleville kentine Aimee Joubert adıyla adım atacak.
    Dilimize ‘Ekmek Şehri’ ya da ‘Para Şehri’ diye tercüme edebileceğimiz Bleville -Atlas okyanusunun kıyısında, müreffeh, gelişen, kısacası zenginlerin yaşadığı- kurmaca bir kent. Manchette hikâyesini böyle bir mekana yerleştirdikten sonra zenginlerin oluşturdukları oligarşik yapıya odaklanıyor ve daha baştan toplumsal eleştiriye hazırlandığını belli ediyor.
    Karşılaştığı erkeklerde “nasıl da çekici ufak bir hanım, öylesine kırılgan, öylesine kadınsı” izlenimini bırakacak görünümüyle Aimee kısa zamanda sözünü ettiğimiz kesimin arasına katılacaktır. Dar görüşlü, maddi kazanç hırsıyla dolu, birbirlerine duydukları hisleri kibarlık maskesinin ardında gizleyen, sakandallarının üstünü hep birlikte örten bu topluluk Aimee’nin tam da aradığı ortamı oluşturur.
    Çünkü kiralık bir katildir...
    Aimee’nin bu mesleği seçmesinin nedenleri var elbette ama asıl neden belli bir insan tipine duyduğu nefret. Nefretin merhametle kesiştiği bir anda planları bozulacaktır. Ancak başlayan bir oyundan çıkmak kolay değildir.
    Aimee için bir çıkış ya da -hem maddi hem manevi anlamda- kurtuluş yolu var mı bilemiyoruz. Çünkü Manchette esrarengiz sonları seven, hikâyeyi tamamına erdirmeyi okuyucunun hayal güzüne bırakan yazarlardandır. Kariyerinin belki de en iyi ve en karanlık romanı olan ‘Ölümcül’ün sonunu -romanla ilgili bir söyleşisinde- bir nebze olsun şöyle aydınlatmıştı; “Ben yeterince olumsuz değilim”...

    MELEK Mİ ŞEYTAN MI?
    ‘Ölümcül’ kısa bir roman. Belki de bu nedenle türün kalıplarına sıkı sıkıya bağlı kalmış Manchette; dili ustalıkla kontrol ederek hızlı, tempolu, sert bir hikâye anlatmış. Buna rağmen ‘Ölümcül’ -fazla edebi bulunarak- ‘Kara Roman’ dizisi içinde yayımlanmamıştı. Manchette için ise ‘Ölümcül’ ‘polisiye-gerilim’den ziyade ‘deneysel roman’ olarak adlandırılmalıydı. Söz konusu deneysellik Manchette’in 1930’lu, 40’lı yılların Amerikan polisiye yazarlarının tarzından etkilenmesi ile ilgilidir. Manchette macera, toplum eleştirisi ve gündelik hayatın tasvirlerinin iç içe geçtiği bir zamanların büyük kara romanlarının üslubunu yakalayarak yeni polisiye türüne yeni bir soluk getirmişti. D. Hamett ya da R. Chandler gibi o da hikâyesini organize suçlar, açgözlülük ve şehvet etrafında kurgulamış, bunlarla mücadeleyi tek bir bireye ama -cinsiyet farkı önemlidir- bir kadına hem de bir ‘femme fatal’e yüklemiştir.
    ‘Femme fatal’ nitelemesi aşk romanlarında fiziksel çekiciliğini maddi ve manevi yükselişi için kullanan ve erkekleri baştan çıkarıp mahvolmalarına neden olan acımasız kadın tipleri için yapılır. Aimee de bir ‘femme fatal’ ama onun fiziksel çekiciliğini kullanmasının arkasındaki motivasyon modern varoluşçu öfkenin yansıması gibi görünüyor. Bir kiralık katil ve bir femme fatal olarak Aimee ne melek ne de şeytan. Topluma zararlı bir kesimi yok etmek isterken kendi nihilizminin intikam meleği hâline gelen bir kadından başka bir şey değil.
    Aimee’nin öfkesini Manchette’in öfkesi ile birlikte değerlendirmek gerekir. Kendisini ‘neo-Bolşevik’ militan olarak adlandıran Manchette 60’lı ve 70’li yılların toplumsal hareketlerinin anlamından saptırılıp başka bir şeye mal edilmesinden, edebiyatın da aynı yolu izlemesinden ve bir kültürel metaya dönüşmesinden şikayetçidir. Bu nedenle bireysel başkaldırışı ve kapitalizm eleştirisini başta ‘Ölümcül’ olmak üzere bütün romanlarında sertleştirecek, bu da yetersiz kaldığında yazmayı bırakacaktır.
    Manchette’in romanlarında polisler ve devlet görevlileri genellikle kötü adamlar, devlet kurumlarıysa baskı aygıtlarıdır. Sürüp giden düzen güçlülerin düzenidir ve bu insani olmayan ‘tepetaklak’ düzen, aslında Fransız siyasal siteminin gerçek yüzüdür.
    Ancak Manchette’in siyasi görüşleri metin içine dolaysızca yansımaz. Aimee’nin siyasi bir bağlanımı bile yoktur. Hatta kendisini sözle ifade ettiği sayfalar bile sınırlıdır. Aimee’nin varoluşunu ortaya koyan eylemleridir. Manchette gerçekliği sözle ifade etmek, iç düşünceleri yansıtmak yerine yerine -Fransız Yeni Dalga’sını hatırlatan bir şekilde- fiziksel görünümlere ve eylemlere -özellikle güvensiz ve tekinsiz davranışlara- ağırlık vermiş. Final sahnesinde zirve yapan anlatısı ile kendi döneminin sinema ustalarına bir selam yolladığı söylenebilir. Buna rağmen ‘Ölümcül’deki unutulmaz final sahnesi biçimle değil suç unsurlarının ve motivasyonlarının ortaya konmasıyla ilgilidir. ‘Ölümcül’ romanıyla Jean-Patrick Manchette, modern polisiye romanı neşeli satirle ve anarşik eğlenceyle dolu bir silaha dönüştürüyor...

    ‘Femme fatale’
    ÖLÜMCÜL
    Jean Patrick Manchette
    Mephisto Kitap, 2017
    Çev: Gizem Şakar
    Sf: 118, 14 TL

     

    Etiketler: kitapsanat
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı