Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Felsefe yapma

Picus'un son sayısında ‘‘bireysel gelişim kitapları’’ dosya olarak ele alınmış. Leblebi misali satan bu yayınların kerameti sorgulanıyor. Sormuş soruşturmuşlar.

‘Bestseller’’lara dair Mehmet Murat Somer imzalı bir yazı, Doğan Cüceloğlu ile bir söyleşi, sosyolog Ali Akay ve psikiyatr-yazar-yayıncı Cem Mumcu gibi isimlerden alınmış görüşler, çeşitli yayınevleri ve editörlerden edinilmiş birçok bilgi var.

Fena olmamış ama ı-ıh; eksik yani... Hani henüz eskizi bile ortada olmadığı hálde TV programlarına konu olan ‘‘felsefe’’ kitabı ile gündemin yine tepesine bağdaş kuran ‘‘potansiyel filozof’’ Hülya Avşar'dan görüş? Var mı? Yok...

Oysa aktris-şarkıcı-ekonomi gurusu-resim eksperi-dergi genel yayın yönetmeni-tenis yıldızı ve filozofu Avşar'ın bu konuda söyleyeceği sağlam şeyler olduğundan adımız gibi eminiz.

Zira tahminimize göre, kendisinin felsefe kitabı addettiği şey de böyle ‘‘Selülitten korunmanın ve gündemde kalmanın 101 yolu’’ ya da ‘‘Entelektüelleri ajite ve medyayı alet ederek ve bedavadan reklamımı yaptırarak nasıl Hülya Avşar oldum’’ türünden bir ‘‘bireysel gelişim kitabı’’ olacaktır onunki de...

Málûm, bu günlerde, bu topraklarda astrolojiyle astronomi ne kadar karıştırılıyorsa, felsefeyle ‘‘tembel işi bir kitap okuyup müzmin mutsuzluğumdan nasıl yırtarım’’ kitapları da o kadar karıştırılıyor. Ben yine kendi derdime düştüm: Piyasada ‘‘Avşar oltaya taş bağlasa gelecek olan sazan gazeteciler için kendini korumanın ve hanımefendiye kayıtsız kalmanın 2956 yolu’’ isimli bir kılavuz kitap var mıdır acaba?

Hamasetin içinden

Hatırlarsınız, Asmalı Konak'tan çok önceleri, Alpay ile Cansel aşkı vizyondaydı: Kasmalı Konak; azzz sonra.... Demeye çalıştığım şudur ki, Alpay Özalan, şimdiki eşiyle TeleVole kameraları aracılığıyla flört etmeye başlamıştı. Yani herhangi bir emeline ulaşmak adına medyayı kullanma melekesini haiz, kurnaz bir adamdır... Alpay, resmi web sitesinde, günlük bölümünde ifade ettiğine göre, Beckham'a küfretmemiş; hem ‘‘Beckham'ın annesini tanımazmış etmezmiş zaten.’’ (Son derece inandırıcı bir üslup. Zira biliyorsunuz, bizim memlekette kişiler birbirlerinin sülalesine ancak ve ancak tarafların karşılıklı soy sop tanışması durumunda sinkaflı küfürler eder.) Fakat biraz da hamaset edebiyatı lazım: ‘‘Beckham'ın tükürüğü yüzüme gelseydi aldırmazdım. Ama formamdaki ay-yıldıza gelince dayanamadım.’’ Kollarını bedenine yapıştırıp, esas duruşa geçip Ziya Gökalp'ten filan bir dörtlük de okusaymış tam olacakmış! İnsan sinir oluyor. Çünkü The Times'ın Alpay'a gönderme yaptığı ‘‘ayaklı PR kábusu’’ başlığına hak vermeden edemiyor. Yüzde yüz haklı olduğun bir konuda biraz vakar takınsan, biraz akıllı uslu laflar etsen olmuyor mu? Bir dostumuzun birkaç argo kelime sarfettikten sonra söylediği gibi: ‘‘Bir konuda haklı olmak yetmez, haklı kalabilmek önemli.’’
X