Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

‘Felsefe öldü...’ mü?

BİZDE daha çok ‘Zamanın Kısa Tarihi’ adlı popüler bilim kitabıyla tanınan ünlü ve büyük İngiliz fizikçi Stephen Hawking, son birkaç haftadır yeni kitabı ‘The Grand Design’ın tanıtımıyla meşgul.

O yüzden, hastalığına ve bütün diğer zorluklara rağmen TV’lere ve gazetelere söyleşiler veriyor, büyük konfernaslarda konuşmalar yapıyor.
Hawking, şu son birkaç hafta içinde söylediği bazı sansasyonel sözler nedeniyle Türk basınında bile haber oldu. İşte bu sansasyonel sözlerden biri de, ‘Felsefe öldü’ sözüydü.
* * *
Hoş bu cümle Türk basınında yer almadı ama yine de konuyu yakından izlemeye çalışanlar için yeterince sansasyonel ve üstelik de üzerinde düşünülmeye değer bir cümle.
Hemen bir hatırlatma yapmalıyım: Hawking’in ‘felsefe’den kastı, esas olarak bilim felsefesi. Ve Hawking, sözlerini şöyle bir akıl yürütmeye dayandırıyor: Geçmişte felsefeciler bilimi yaratmamıza, bilimin sınırlarını zorlamamıza yardımcı olurlardı, şimdi bu bayrak bilimcilere geçti, felsefecilerden yardım alamıyoruz; çünkü felsefe öldü.
Çok daha farklı ve kibar bir biçimde ifade edilmişti ama aşağı yukarı aynı görüşü zamanında büyük fizikçi Richard Feynmann da söylemişti. Feynmann’ınki daha çok bir yakarıydı: ‘Teorik fizikte yepyeni sınırlara gelip dayandık, bu noktada bilim felsefesinin desteğine, bize yol göstericiliğine ihtiyacımız var, ne olur sesimizi duyun, bize yardım edin.’
Gerçekten de durum bu aslında. Fizikçilerin bir rüyası, bir ‘kızıl elma’sı var: Atomaltı parçacıkların evreninde, yani çok ama çok küçük şeyler evreninde geçerli kurallar ile devasa büyüklükteki şeyler (gezegenler, yızdızlar, galaksiler, evren) evreninde geçerli kuralları tek bir kurallar setine indirgemek, ‘her şeyin teorisi’ denen teoriye ulaşmak.
* * *
Bu hedef için deneysel fizik kadar teorik fizik de kullanılıyor. Hatta önce teorik fizikten bir şeyler bekleniyor, ardından bunların deneylerle kanıtlanması aşamasına geçilecek.
Bu arada ‘sicim teorisi’ gibi insan aklının ve geleneksel bilim yapma biçimimizin sınırlarını zorlayan fikirler ortaya atılıyor, tartışılıyor.
Belki de deneysel olarak hiçbir zaman tam olarak kanıtlanamayacak teorileri bile ciddi ciddi konuşuyor fizikçiler.
İşte böyle noktalarda da ortaya çok büyük sorunlar çıkıyor; açıkçası eldeki yegane geçerli bilim felsefesi teorisi olan Karl Popper’in ‘yanlışlanabilirlik’ teorisi bile bazen yeterli olmuyor.
Bu teoriye göre sözde bilimle ile gerçek bilimi ayıran şey, gerçek bilimin yanlışlanabilir olmasıdır. Başka bir deyişle, bilimsel bulgular yanlışlıkları kanıtlanana ve yerlerine yenisi konulana kadar geçerlidirler ancak.
İşte bu kuralın sınırları zorlandığı içindir ki, Feynmann zamanında ‘Gelin yardımımıza koşun ey felsefeciler’ diye yakarıyordu; kimse gelmeyince de bugün Hawking ‘Felsefe öldü’ diyor.

‘Hayır, felsefe ölmedi’ diyenler de var

BRİTANYA’da Galler’deki Cardiff Üniversitesi’nin profesörlerinden Christopher Norris, Stephen Hawking’e cevap veren bir makaleyi hemen yazıp ‘Philosophy Now’ dergisinin web sitesinde yayımladı bile.
Norris’e göre,  Hawking sabırsızlanmakta ve şikayetlerinde haklı lsa bile felsefenin işi daha bitmedi. Norris, makalesinin sonunda büyük filozof Immanuel Kant’ın çok meşhur bir sözünü bilim felsefesine de uyarlamış, çok kabaca çeviriyorum: Bilim olmadan yapılan bilim felsefesi boştur, bilim felsefesi olmadan yapılan bilim ise kör.
İlgilenenler için yazının web adresi şöyle:
www.philosophynow.org/issue82/Hawking_contra_Philosophy

X