FED’in faiz artış sinyali bile yetti

Hürriyet Haber
22.04.2004 - 00:00 | Son Güncelleme: 22.04.2004 - 00:01

HAZİNE’den sorumlu Devlet Bakanı Ali Babacan, ‘ABD Merkez Bankası’nın (FED) faiz artırımının bizi etkilemeyeceğini’ söylemiş. Ardından da, ‘Bizde önemli olan iç borçlanmadaki reel faizlerdir. Bizim kamu borç yapımız yurtdışındaki değişmelere karşı göreceli olarak daha korunaklı durumda. Herhangi bir faiz değişimine karşı borç dinamiklerimizde büyük bir değişiklik olacağını tahmin etmiyorum’ demiş.Umarım, Babacan gittiği IMF bahar toplantılarında yapılacak tartışmalara, ikili müzakerelere bu görüşlerle girmez. Umarım, aslında FED’in faiz artırımının bizi nasıl etkileyeceğini biliyordur.FED daha faiz artırmadan, artıracağının sinyalini verir vermez, ‘Biz’ etkilenmeye başladık, bile... Babacan, Türkiye’deki reel faizlerin düşüşünün FED’in faiz artırımı ile yakından ilgili olacağını, bunun da ötesinde, ‘düşük faiz-düşük kur’ dengesinin bozulması halinde bütçe dengelerinin değişeceğini umarım biliyor, buna göre hesap yapıyordur.Dolar-Euro paritesinin değişimiyle petrol fiyatlarında olası gelişmeler, parite değişiminin dış ticaret dengesine yapacağı etki, bütün bunların harcamaları ve ödemeler dengesi bilançosunu nasıl etkileyeceği, umarım yapılan hesaplar içinde vardır...Zaten satın alınan Kıbrıs’taki gelişmeler, ancak çok radikal demeçlerle piyasayı etkiler. Piyasalarda son dönemde yaşanan gelişmelerin, büyük ölçüde FED’in faiz artırım sinyaline bağlı olduğunu herkes kabul ediyor. Dolar kurunun neredeyse 1 milyon 400 bin liraya vardığı, 1 milyon 450 bin liranın üstünün, artık tehlikeli bir seviye olduğu, umarım biliniyordur.Bunun da ötesinde, bankacıların yaptığı hesaplara göre, yurt içinde çeşitli yatırım araçlarına yapılan yabancı yatırımı 17.5 milyar dolar ile 20 milyar dolar arasında değişiyor. Bu paranın tümü ‘ha deyince’ çıkacak para değil. Örneğin hisse senetlerindeki yabancı parası ancak parça parça çıkmak zorunda, aksi halde zararı büyür. Hazine Bonosu’nda hareket kabiliyeti biraz daha yüksektir ama yine de temkinli bir çıkış olur. Ancak repoda bekleyen yabancı parasını da hesaba katarsak, ‘ha deyince’ çıkacak paranın 4-5 milyar doları bulacağı unutulmamalı. FED’in faiz artırım sinyali üzerine eurobondlarda çözülme olduğunu, bu paranın ABD Hazine kağıtlarına kaymaya başladığını, herkes görüyor. Umarım ekonomiyi yönetenler, bankacılığı denetlemekle yükümlü olanlar, eurobond’lara bağlı türev işlemlerin hacim ve niteliklerini iyi biliyorlar ve Eurobond değerleri belli seviyenin altına düştüğünde, geri çağırmaların başlayacağını, bunun çıkış hareketinde ve kur üzerinde çığ etkisi yaptığını, biliyorlardır.Umarım Babacan ve ekibi, şimdiye kadarki güllük gülistanlık ortamda dış konjonktürün çok büyük etkisi olduğunu, yabancı çıkışlarının hızlanması halinde, bu hareketin sözünü ettikleri, zaten yüksek olan, reel faizleri artıracağını biliyorlardır.Son Hazine ihalesinde çıkan yüksek faizleri umarım gereğince değerlendiriyorlar, piyasada bu faize rağmen fazla para bıraktıkça, işlerin daha da karışabileceğini biliyorlardır.Merkez Bankası, kurun seviyesine bakarak günlük döviz alım miktarını daha da düşürebilir ya da sıfırlayabilir. Ancak son günlerdeki kur hareketinin Merkez Bankası alımıyla ilgili olmadığı açık. Artık yabancı girişi, yani döviz arzı azalmaya başladı. Önümüzdeki dönemde döviz talebinin arzın üstüne çıkabileceği, Merkez Bankası müdahalelerinin belli seviyeleri korumakta kullanılabileceği ama müdahalelerin de etkili olamayacağı aşamaların gelebileceğini, umarım biliyorlardır.Bütün bunları, ‘olacak şeyler’ diye yazmıyorum. Aksine bence, son hareketleri ‘tehlike işareti’ saymak için, henüz erken. Ama dediğim o ki; FED’in faiz artırımı bizi etkilemez görüşü yanlıştır. Mühim olan bu senaryolara hazırlıklı olmak, piyasaları doğru bilgilendirmektir. Yapılması gereken: tabloyu doğru görüp, IMF’yle yeni bağlayıcı bir anlaşma ve yapısalların çözümü gibi, ekonomiyi dış etkilere karşı dayanıklı kılacak işleri hızlandırmaktır.
Etiketler:

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı