Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

FB taraftarına bravo

Aziz Yıldırım' ın nihayet özgürlüğüne kavuşmasına çok sevindim. Gereksiz şekilde 1 yıl içeride kaldı. Ancak mahkemenin aldığı karar çok ağır ve ciddi. Kiev' de konuştuğum bazı UEFA yetkilileri, henüz ayrıntıları bilmemekle birlikte, mahkeme kararının görmezden gelinemeyeceğini ve yeni bir değerlendirme yapılacağını söylediler. FB için zor bir süreç başlıyor.

Aziz Yıldırım' ın serbest kalabilmesinden memnun olanlar arasındayım. Haksız yere bir yıl içeride kaldı . Hiçbir hukuk kuralına uymayan bir dönem yaşadı. Umarım bir daha böyle kötü günlere geri dönülmez ve haksızlığa uğrayan diğer tutuklular da haklarına kavuşurlar.

          

Bütün bu macera içinde beni hayretler içinde bırakan iki nokta var. Daha önce de yazmıştım, tekrar etmek istiyorum.

          

Bunlardan biri, Aziz Yıldırım' ın taraftarı kendine bağlama ustalığı, diğeri de FB taraftarının sadakati. Emin olun, bırakın bir başka kulübün taraftarını, Türk toplumunun genelinde böylesine bir bağlılık bulamazsınız. Ne Menderes’e, ne Ecevit’ e, ne Demirel’ e, ne de bir başka lidere böylesine bir tutku gösterildi. İktidardayken alkışlandılar, düştükleri gün unutuldular.

          

FB' liler başkanlarına inandılar ve sonuna kadar da bu inançlarını sürdürdüler.

          

Sonunda da bekledikleri gerçekleşti ve başkanlarını kucakladılar.

          

Son derece garip bir manzara ile karşı karşıyayız. Ahmet Altan' ın Taraf' taki yazısı, bu garabeti anlatma açısından bir harikaydı.

          

Özetle "Yıldırım, hakkında bir karar verilmeden 1 yıl içeride yattı, suçlu bulunup cezalandırıldığı gün serbest bırakıldı..." derken, yargı sistemimizin ne duruma sokulduğuna dikkat çekiyordu.

          

Hürriyet' ten Ahmet Hakan da "Benim mahkemem işini bilir" başlığı ile alınan kararınanalizini yaparken, bu garabeti başka bir açıdan değerlendirdi.

          

Anlayacağınız, tam bir karmaşa.

          

Tabii şimdi beklediğimiz, aynı hukuksuzlukla içeride tutulanların da bir an önce serbest kalmalarıdır. Eğer onlar yararlandırılmayacaklarsa, yasanın neden çıktığı anlaşılamayacak.

 

ŞİMDİ UEFA NE YAPACAK?

          

Şimdi bir de madalyonun öbür yüzüne bakalım.

          

Aziz Yıldırım' ın serbest kalması ne kadar sevindirici ise, mahkemenin aldığı kararın tümünü okuduğunuz zaman ortaya çıkan manzara da o kadar ürkütücü.

          

Futbol Federasyonu, bu davaya “Beyaz kağıt” verdi. “Şike olmamıştır, olmuşsa dahi sahaya yansımamıştır” dedi.

          

Mahkeme ise, tam aksine şike yapıldığına karar verdi ve futbolcusundan yöneticisine kadar, hemen herkese ceza yağdırdı.Yani, şikenin sahaya da yansıdığını ortaya koydu. Ancak konuya yakın Türk yetkililer çok rahatlar. Dünkü gazetelerdeki açıklamalarda "Mahkeme ne derse desin bu iş bitti..." havası hakim.

 

UEFA Tahkim Kurulu üyesi Bıçakçı’ nınkiler olsun, Şenez Erzik' in Akşam' a yaptığı açıklamalar olsun, mahkeme kararının UEFA' yı etkilemeyeceği yönünde. Tam aksi görüşler de var.

          

Kimin haklı, kimin haksız olduğu konusunda hepimizin kafası karıştı.

          

Aslında uzman kuruluş federasyonlardır. Avrupa' da, şike olup olmadığına milli federasyon karar verir, kulüpler mahkemeye gidip haklarını ararlar. Bizde ise tam aksi oldu.

          

Ancak bizde görülebilecek, tam bir karmaşa yaşanıyor. Sanki Türkiye Futbol Federasyonu (TFF)birşeyleri koruma amacıyla gerçekleri görmek istememiş, oysa mahkeme farklı bakmış gibi bir durumla karşı karşıyayız.

          

Hadi biz bu tip garipliklere alışığız, hatta görmezden dahi gelebiliriz, ancak UEFA hiç de böyle düşünmüyor. Mahkemenin kararını son derece ciddiye alıyorlar ve görmezden gelmeye de pek niyetleri yokmuş gibi bir havaları var.

          

UEFA 'da bu dosyayı bilen bazı kişilerle konuştum.

          

Şaşkınlıklarını anlattılar. Mahkeme kararı karşısında seyirci kalınmasının güçlüğüne dikkat çektiler. Gelişmelerin Türk medyasına yansıdığı kadar kolay olmayacağını söylediler.

 

Peki bundan sonra ne olacak?

 

Bu konuda henüz bir karar yok. Zira daha çok erken. Gazete haberlerinin dışında, ellerinde bir bilgi yok. Kararın tercümesi dahi yapılmış değil. TFF' nin durum hakkında bir bilgi vermesi bekleniyor. Gelecek bu bilgiye göre, UEFA kendi tutumunu saptayacak.

          

Benim algılayabildiğim kadarıyla yepyeni bir durumla karşı karşıyayız. "Şikeye sıfır tolerans" diye ortaya çıkan UEFA' nın bu mahkeme kararına kayıtsız kalmasının imkansızlığı konuşuluyor.

          

Teknik açıdan, UEFA hemen mi harekete geçecek, yoksa Yargıtay sonucunu mu bekleyecek?

          

Bu konuda henüz kimse kafa yormamış. Zira ilk defa böyle bir durumla karşı karşıya kaldıklarını söylüyorlar. 

          

Konuyu yakından izleyen çevrelerde, UEFA mahkeme kararına dayanarak harekete geçtiği anda, FB' nin sadece Avrupa kupalarından men edilmesiyle yetinilmeyip, küme düşürülmesinin de isteyeceği belirtiliyor.

          

Özetle, önümüzdeki dönemin çok zor geçeceği apaçık ortada...

ESAD ALTTAN ALIYOR...

          

Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Utku Çakırözer' in Beşşar Esad söyleşi, gazetecilik açısından son derece "Zamanlı", soruları son derece "Eengeli ve yerinde", verdiği mesajları da "Önemli..." idi.

          

Herkes devlet başkanları veya başbakanları ile söyleşi yapabilir. Ancak bir söyleşinin kalitesini, sorulan soruların kalitesi, içeriği ve tamamlayıcı sorularla takviyesi saptar. Dikkat ettim, Utku  bazı meslekdaşlarımız gibi, devlet ağzıyla soru sormamış. Amacı, karşısındakini köşeye sıkıştırıp yerden yere vurmak olmamış. Sorularıyla, öğrenmeye çalışmış ve birçok konuya da açıklık getirmiş.

          

Hele zamanlaması bu kadar yerinde olabilirdi.

          

Hem  Cumhuriyet Gazetesi’ni, hem de Utku Çakırözer' i tebrik ederim.

          

(Bugün yerim kalmadığı için, Esad söyleşisine yarın değineceğim.)

          

Not: Bazı yazar ve dernekler, ne olup bittiğini anlamadan, Esad söyleşisine gitmediğimden dolayı beni eleştiriyorlar. Pes! Demek söyleşiyi hem istemişim, hem de sonra gitmekten vaz geçmişim, öyle mi? Bravo doğrusu!

X