Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Fazla kilo eşittir fazla selulit

Selülitlere çare olarak bitki çayları, kozmetik kremler, doğal olduğu öne sürülen bazı bitkisel katkılar öneriliyor. Ancak ne kadar fazla kilo alıp yağlanırsanız, selülit dokusunda da o kadar artış olacağını unutmamanız gerekiyor.

Yaz mevsimi gelince kadınların selülit dokusundan kurtulmanın telaşına düşmesi sorunu ortadan kaldıracağına inanılan önerilerin sayısının da artmasına yol açıyor. Oysa beslenmedeki dengesizlikler, yapısal bozukluklar, ayaküstü atıştırmalar, fast food tarzı yiyeceklerle beslenmenin artması, hareketsiz yaşam, hazır gıdalar kadınlarda selüliti gündemden düşmeyen bir sorun haline getiriyor.
Üstelik kadınlar bu dertten kurtulmak için başvurdukları yöntemlere yüksek oranda para harcamak zorunda kalıyor. Günümüzde portakal kabuğuna benzeyen, karın, basen, bacaklarda toplanan, bazen sırt ve kollarda bile görülebilen, aslında yağ hücrelerinin büyümesiyle kendini gösteren bu sorun, sıklıkla kilo nedeniyle meydana geliyorsa da, bazen de çok zayıf kişilerde görülebiliyor.
Burada yapısal sorunlar etkili oluyor. Öncelikli olarak söylememiz gereken, selüliti gideren bir ilacın hali hazırda mevcut olmadığıdır. Selülit tedavisinde kullanılan mezoterapi, LPG, benzeri aletli tedaviler, selüliti önlediği öne sürülen kremler de yüzde 100 sonuç vermiyor.
Bu nedenle en önemlisi kadınların hareketi, sporu yaşamlarından çıkarmaması gerekiyor. Kadınların şu gerçeği her fırsatta kendilerine hatırlatmaları gerekiyor: “Selülitlerimle savaşmak istemiyorsam hazır gıdalardan uzak duracağım, bulduğum her fırsatta hareket edeceğim, imkanım varsa spor yapacağım. Yağlı yiyeceklerin tüketiminden, aşırı tuz tüketmekten uzak duracağım.”
Beslenme ve spor desteği almadan selülit savaşının kazanılması mümkün değil. Ama tüm bu önlemlere rağmen genetik faktörler de selülit oluşumuna zemin hazırlayabiliyor. Günümüzde ergenlik çağına erişmemiş kız çocuklarında bile selülit dokusuna rastlamak mümkün. Hal böyle olunca da beslenme önerilerine daha fazla uyulması, spor yapmaya daha çok özen gösterilmesi gerekiyor.

LİPOSUCTİON BÖLGESEL SELÜLİTİ AZALTIYOR

Liposuction, selüliti gidermede birinci derecede etkili bir yöntem değildir. Öncelikle bir beslenme uzmanının gözetiminde kilo verilmesi, spor yaparak vücudun sıkılaştırılması, yağ yakıcı fitness programlarının uygulanarak vücuttaki yağ dokusunun azaltılması gerekiyor. Liposuction ile alınabilen yağ miktarı çok kısıtlı olduğundan, sadece vücut hatlarının düzeltilmesinde etkili oluyor, şişmanlığın ortadan kaldırılmasında bir etkisi bulunmuyor. Bölgesel olarak yağ birikmesi sorunu yaşayan kişilerde, yağlanmanın olduğu bölgede liposuctionla yağ miktarını azaltmaya yönelik işlem yapabiliyoruz.
LPG dediğimiz negatif basınç yönlü lenf drenajları, dokudaki bağ sisteminin daha düzgün oluşmasına ve selülit görünümünün azalmasına yol açabiliyor.
LPG’nin ehil ellerde yapılması çok önemli. Ayrıca vücudun lenf sistemini takviye edecek şekilde yapılması gereklidir. Kurallara uygun ve uzman kişilerce yapıldığında LPG ciddi komplikasyonlara neden olmaz. LPG yöntemini liposuction sonrası bazı hastalara önerebiliyoruz.

Kahve ve sigara selülit yapıyor

Selülit derinin üzerindeki portakal kabuğu görünümüyle ortaya çıkıyor. Selülitin tıbbi ifadesi ise, deri altı yağ dokusunun iltihabı demektir. Ama burada mikrobik bir iltihap söz konusu değil. Derinin altındaki yağ hücreleri şişiyor. Kişi kilo aldığında bu hücreler büyüyor ve derinin dış görüntüsü bozuluyor. Derisi ince olan kadınlar bu konuda daha da şanssız. İnce deri yapısına sahip kadınlarda selülit oluşumu nedeniyle, deriyi içeriye bağlayan bağ sistemi derinin içe çekilmesine yol açıyor, yağ hücrelerinin şişmesiyle de dışarıdan bakıldığında tepeli, çukurlu bir görüntü ortaya çıkıyor.
Derinin inceliği, aşırı sigara ve kahve tüketimi, günlük tuz tüketiminin fazlalığıyla birleşince selülitli dokunun görünümü de artıyor.

X