Fazla bağımsız Merkez Bankası demokratik boşluk yaratabilir

Hürriyet Haber
20.01.2006 - 00:00 | Son Güncelleme:

Arjantin Merkez Bankası Eski Başkanı Mario Blejer, "siyasi manipülasyonlar" nedeniyle merkez bankası bağımsızlığının önemli olduğunu söylemekle birlikte, "fazla bağımsızlık tuzağına" dikkat çekti. Blejer, bu durumun demokratik boşluk yaratabileceğini savunurken, kurumsallaşma ve hesap verilebilirlik sayesinde bu dengenin sağlanabileceğini vurguladı.

ARJANTİN Merkez Bankası eski Başkanı ve İngiltere Merkez Bankası Merkez Bankacılığı Çalışmaları Merkezi Müdürü Mario Blejer, merkez bankalarına gereğinden fazla bağımsızlık verildiğinde "demokratik boşluğa" düşülebileceğini söyledi.

BEŞ KELİMELİK ÇERÇEVE: Merkez Bankası tarafından düzenlenen "Enflasyon Hedeflemesi: Uygulama ve Olası Sorunlar" konulu uluslararası konferansına katılan Blejer, enflasyon hedeflemesinin aslında çok basit bir araç olduğunu, ancak kapsamlı bir kavramsal çerçeveye oturtulması gerektiğini vurguladı. Bu çerçeveyi "bağımsızlık, şeffaflık, hesap verebilirlik, itibar ve kredibilite" olarak beş kelimede özetleyen Blejer, bunların da dengelenmesi gerektiğini anlattı.

BAĞIMSIZLIK TUZAĞI: Hükümetle merkez bankası arasındaki ilişkilerin çok sağlam olması gerektiğini dile getiren Blejer, merkez bankasının bağımsızlığının temel konu olduğunu savundu. Siyasi manipülasyonların bunun önemini artırdığını vurgulayan Blejer, ancak bu yapılırken de "gereğinden fazla bağımsızlık tuzağına" düşülebildiğine dikkat çekti. Tamamen bağımsız bir merkez bankasının demokratik boşluğa düşülmesine yol açacağını anlatan Blejer, "Merkez bankasının gücünü, yetkisini suiistimal etmemesi, faaliyetleri hakkında hesap verebilmesi lazım" dedi. Bağımsızlığın hesap verebilirlikle dengelenmesi gerektiğini belirten Blejer, "Kurumsallaşma ve hesap verilebilirlik sayesinde bu sorun aşılabilir" diye konuştu.

KÖSTEK OLMAMALI: "Hükümet ile merkez bankası arasındaki ilişkiler çok önemli" diyen Blejer, "Merkez bankasının bağımsızlığını sınırlamakla birlikte köstek de olunmamalı" dedi. Blejer, "Merkez bankasının bağımsızlığı aslında hükümeti bir ölçüde sınırlar, hesap verilebilirlik de merkez bankasının ayağına dolanabilir" derken ancak günümüzde bunun dengelendiğini ve merkez bankaları ne kadar bağımsızlaşırsa o ölçüde hesap verebilir olduğunu kaydetti.

ŞEFFAFLIK İTİBAR ZEDELEYEBİLİR: "Gereğinden fazla şeffaflığın da sakıncalı" olabileceğine dikkat çeken Mario Blejer, merkez bankalarının karar verme sürecinde her şeyi kamuoyuna açıklamalarının doğru olmadığını, aşırı seffaflığın itibarı zedeleyebileceğini savundu. "Ne kadar saydam olursanız, inandırıcılığınız o kadar artar" yaklaşımının doğru olmadığını söyleyen Blejer, enflasyon hedefinin oluşturulmasında hükümet ile merkez bankası arasında bir denge kurmak gerektiğini kaydetti. Blejer "Bence bu hedefi hükümetin belirlemesi uygundur. Ancak merkez bankası da, bu amaca ulaşabilmek yolunda belli araçlara sahip olmalıdır" diye konuştu.

Enflasyon hedeflemesi, ev fiyatlarını yükseltir

YENİ Zelanda Merkez Bankası Başkanı Alan Bollard, ülkesinde enflasyon hedeflemesi döneminde ev fiyatlarının yükseldiğini, para birimlerinin değer kazandığını söyledi. Merkez Bankası’nın düzenlediği konferansta Yeni Zelenda’nın enflasyon hedeflemesi deneyimini aktaran Bollard, bunun ciddi bir süreç olduğunu ve ciddi zorluklar olabileceğini vurguladı.

Enflasyon hedeflemesi sürecinde gayrimenkul fiyatlarında iniş çıkışlar yaşanabileceğini dikkat çeken Bollard, ülkesinde gayrimenkul fiyatlarının önce yüzde 20 arttığını sonra gerilediğini anlattı. Ailelerin bütçesinde konut harcamalarının önemli bir gider kalemi olduğunu belirten Bollard, ev fiyatları patladığında ailelerin bütün gelirlerini ona ayırmak sorunda kaldığını, buna karşı tedbirler alınması gerektiğini belirti. Bu alanda başarılı olduklarını ev fiyatlarını indirdiklerini, ancak bunun için bedel ödediklerini aktaran Bollard, "Bu tecrübeyi eminim siz de yaşayacaksınız" dedi.

Eski ortamı özleyenler  daha çok beklerler

DEVLET Bakanı Ali Babacan, AB süreci ve uygulanan ekonomik programla birlikte Türkiye’nin yeni bir ortama girdiğini belirterek, herkesin bu ortamın farkında olmasını istedi. Babacan, "Eski ortamları özleyenler varsa, onlar daha çok beklerler" derken, artık tüm ekonomik aktörlerin, sanayicilerin, ihracatçının yeni ortama ayak uydurması gerektiğini vurguladı. "Türkiye artık o eski günlere asla dönmeyecek" diyen Babacan, "Kim eski o popülist politikalara dönerse, onu tarih asla affetmez. On yıllar sonra elde edilen bu başarıları, kazanımları kaybetmek Türkiye’ye yapılabilecek olan en büyük ihanettir" diye konuştu.

KUR REJİMİNDE TAVİZ YOK: Hükümet olarak Merkez Bankası’na "sonsuz destek" verdiklerini söyleyen Babacan, kur rejiminden taviz vermeyeceklerini vurguladı. Babacan, şöyle konuştu: "Tabloyu göz ardı edip, tek bir parametre üzerinde durup ’her şey aynı kalsa da sadece kur şu noktadan şu noktaya gitse farklı şeyler olur’ diye yorumlar yapmak abesle iştigal. Bundan sonraki dönemde de hiç kimse taviz beklemesin. İçeride ve dışarıda olabilecek her türlü beklenmeyen gelişmelere karşı kur rejimimiz çok önemli bir sigorta vazifesini görüyor, şokları absorbe eden çok çok önemli bir fonksiyonu var, kimse bunu unutmasın."

AĞIRLIK NOKTASI İSTİHDAM: Ekonomide önemli başarılar elde edildiğini ancak bunun kalıcılığını da sağlamak zorunda olduklarını söyleyen Babacan, bu noktada yapısal reformların önemini vurguladı. Babacan, "Bundan sonraki yapısal reformlar ağırlıklı olarak istihdamın geliştirilmesi odaklı olacak" dedi.

Merkez Bankası’nın bağımsızlığı ’fiili’ olmalı

MERKEZ Bankası Başkanı Süreyya Serdengeçti, bağımsızlığın "fiili" olması gerektiğini savundu. Merkez Bankası’nın bağımsızlığının siyasi baskılardan uzak bir şekilde para ve mali politikaların uygulanabilmesini sağladığını vurgulayan Serdengeçti, Merkez Bankası’nın bağımsızlığıyla enflasyon arasında doğrudan bir bağlantı olduğunu kaydetti. Merkez Bankası ne kadar bağımsız olursa enflasyon seviyesinin azaltılmasında o kadar etkili çalışmalar yapıldığını söyleyen Serdengeçti, şöyle konuştu: "Bu bağımsızlığın fiili bir bağımsızlık olması gerekir. Onun için de kendi bütçesini kontrol etmesi, atamaların merkezi olarak yapılması, Merkez Bankası Kanunu Merkez Bankası’nın bağımsızlığını sağlamaktadır. Ancak, görüldüğü kadarıyla bağımsızlık sadece yasal bağımsızlık olarak elde edilemiyor." Türkiye’de şu anda esas büyümenin kaynaklarının değiştiğini ve ekonomik büyümede özel sektörün payının son bir kaç yılda artığını kaydeden Serdengeçti, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Portföylerde Türkiye şu anda yukarıya giden bir yol izlemekte. Türkiye’nin ekonomi politikası reel sektörün daha rekabetçi hale gelmesini sağlandı. Böylelikle çok daha kronikleşmeye başlamış olan açıklar kapanmaya başladı. Kısa vadeli yerine uzun vadeli ve doğrudan yabancı yatırımlarda artışlar görülmekte."
Etiketler:


EN ÇOK OKUNANLAR

    Sayfa Başı