Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Fazilet'in kaderi

Emin ÇÖLAŞAN

Fazilet Partisi'ndeki gerileme sürüyor. Partinin yetkilileri ve kurulları da bu gerçeği artık görmeye başladılar. İşte bu nedenle milletvekili seçiminin ertelenmesi için çaba harcıyorlar.

Bu amaca ulaşmak için bin dereden su getiriyorlar. Meclis'i topluyorlar, Hocaefendi'yi yeniden siyasete sokacak yasaları gündeme getiriyorlar.

Ama esas hikáyeleri, şu veya bu nedenle hır çıkarıp seçimi erteletmek...

Çünkü parti zor durumda.

Bu seçimde birinci parti olma olasılığını hemen hemen tümüyle yitirdiler. Partinin düzeni bozuldu. Kimin kimi yönettiği, tokmağın kimin elinde olduğu belli değil. İpin ucu ellerinden kaçtı.

Buna karşın DSP rüzgárı aldı gidiyor.

İşte Fazilet bu oluşumlardan korkup seçimi erteletmek istiyor.

*

Partinin başındaki Recai beyamcamın bir dediği öbürünü tutmuyor. Çünkü partiyi dışarıdan Hocaefendi yönetiyor. Yaşı 80'e dayanmış ama siyasi ihtirası henüz bitmemiş. İşin başında ille de kendisi olacak!

Partisini kapattırdı ama başına gelenleri hazmedemedi.

Adına küskünler denilen ve liste dışında kaldıkları için Meclis'i toplantıya çağıran şahıslar, hemen ardından Fazilet'in kucağına düştüler. Listede yer alsalardı, böyle bir şey yapmayacaklardı.

Meclis'i kendi çıkarları için ‘‘oyuncak’’ gibi kullanmaya kalkıştılar.

İşte en büyük ayıpları:

Meclis'i ‘‘Terör’’ konusunda genel görüşme için topladılar. Fakat daha ilk gün, terör konusunu görüşmekten vazgeçtiler. Hocaefendi'yi kurtaracak yasaları çıkarmanın telaşı ortalığı kaplamıştı. Fazilet desteği ile terör konusundan vazgeçtiler.

*

Geçtiğimiz cumartesi gününden beri Türkiye'de tam bir siyaset rezaleti yaşıyoruz. Birileri adına utanıyoruz. Geçtiğimiz temmuz ayında seçim kararı alınırken genel başkanlarının emri doğrultusunda ‘‘Evet’’ oyu kullananlar liste dışı kalınca ya da yerlerini beğenmeyince küskün olup Meclis topluyorlar.

Çıkması gereken pek çok yasayı Meclis'in normal oturumlarında çıkarmadılar. 500 küsur kellenin hatasıdır. Jetonları şimdi düştü (!) ve tutturdular ‘‘Yasaları çıkaralım’’ diye!

Ama çıkacak yasalar sadece ve sadece Hocaefendi'ye yarayacaktı. Çünkü Fazilet'in oyununa gelmişler, kucağına düşmüşlerdi.

*

Bu oyuna gelenler arasında nice Atatürkçü, laik ve düzgün insan tanıyorum. Onların adına daha da çok utanıyor ve üzülüyorum.

Bu oyun artık bitmeli... Ve bittiği kanısındayım.

Hadise kamuoyunda, kamu vicdanında tutmadı.

18 Nisan'da yapılacak milletvekili seçiminin hiçbir anlamı yoktu. Alınan seçim kararı yanlıştı. Türkiye boşuna seçime gidiyordu. Bunları o zaman çok yazdık, çok söyledik. Ama hepsi kendi çıkarını gözlüyordu.

Beş yıl daha seçilip rahat etmek!

Şimdi Türkiye seçim havasına girmiş, her şey tamamlanmış ve tutturmuşlar ‘‘Seçim ertelensin’’ diye! İnsaf be muhteremler!

Geç kaldınız.

Bu küskün vatandaşlar inşallah gerçeği görürler ve Fazilet Partisi'nin oyuncağı olmaktansa, milletin vekili oldukları şu son günlerini huzur içinde geçirmeye çalışırlar.

*

Şimdi yine dönelim yazımızın başına, Fazilet Partisi konusuna. Bu parti gerileme sürecinde. Başıyla sonu, yönetimiyle tabanı koptu. İçinden çatladı. Birbirlerine çok ağır sözler söylüyorlar.

Bir tarafta Hocaefendi yandaşları, öbür tarafta Hocaefendi karşıtları.

Bir yanda din sömürücüleri, öte yanda din sömürüsüne karşı olanlar.

Dikkat ediniz, ortada partinin somut bir programı falan yok. Üzerinde durdukları tek konu türban sömürüsü.

Topluma başka bir mesaj veremiyorlar. Ekonomik ve sosyal konularda hiçbir söylemleri yok.

Birbirlerine güvenleri kalmadı. Kapalı kapıların ardında kapışıyorlar. Örneğin Recai beyamcam önceki gün ‘‘312 kalkmadan seçim olmaz’’ diyor. Onun hemen ardından Salih Kapusuz genel başkanını yalanlayıp ‘‘Hayır, seçim mutlaka yapılacak’’ diyor.

Bir parti bu duruma düştüyse, onu ilahlar bile kurtaramaz.

O yüzden de, seçimden kaçmak istemesi bir yerde doğal karşılanmalıdır!

YİNE TIK YOK!

İ nokta Melih ve çift taraflı çalışan avukatı Mehmet Ali Alan hakkında geçen hafta belgeler açıkladım. Sorular sordum. Her ikisinden de tık yok!

Adam İ nokta Melih'in özel avukatı. Aynı zamanda belediye kuruluşları tarafından açılan trilyonluk davalar kendisine veriliyor!

Öte yanda ise İ nokta Melih belediyesi aleyhine açılan davaları şahıslardan alıyor, belediyenin bankalardaki parasına haciz koydurup banka hesaplarından çekiyor ve bu yöntemle çifte kazanç elde ediyor.

Şimdi İ Melih'e bir kez daha soruyorum ve yanıt bekliyorum:

1- Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin halka kaç trilyon kamulaştırma borcu var? Belediye aleyhine bu nedenle açılmış, karara bağlanmış veya devam eden kaç dava var?

2- Emme basma tulumba gibi çift taraflı çalışan, hem senin özel avukatlığını, hem de belediyenin avukatlığını yapan Mehmet Ali Alan isimli şahıs, senin belediyen aleyhine kaç dava açtı? Hacizli veya hacizsiz toplam kaç yüz milyar lira tahsil etti? Şu anda alacağı ne kadar?

Yanıt gelmediği takdirde yeni bir belge daha açıklayacağım ve işin boyutunu bir kez daha gözler önüne sereceğim. Halkın parasının kimlerin cebine nasıl aktarıldığının hesabını İ Melih'ten sormaya devam edeceğim.



X

YAZARIN DİĞER YAZILARI