"Doğan Hızlan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Doğan Hızlan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Doğan Hızlan

Fazıl Say bana Dağlarca’yı hatırlattı

İYİ şair Fazıl Hüsnü Dağlarca, “Uluslar büyük evlatlarıyla soluk alırlar” derdi...

Fazıl Say’ın bir ödül daha aldığını okuyunca, bu dizeleri anımsadım.
Say, gerek piyanist gerek besteci olarak, ünü Türkiye sınırlarını çoktan aşan, Türkiye’yi tanıtan bir müzikçi.
Birkaç gün önce yeni CD’si hakkında yazdım.
Onun bütün CD’lerini dinledim, bunların içinde Igor Stravinski’nin yıldönümünde dergi özel sayılarını okurken hep övgüyle bahsettikleri, İlkbahar Ayini icrasını da defalarca dinledim. Teknoloji ile usta icranın nasıl birleştiğinin örnek icralarından biri idi.
Sanatçı elbette bütün dünyanın sanatçısıdır. Ama bunun yanında kendi ülkesinin bestecisini, sesini de başka ülkelerin dinleyicilerine duyurmalıdır. Çünkü inanırım ki, sadece olağanüstü icralar, bizim çoksesli müziğimizin tanınması için yeterli değildir. Yazdım ama gene de yazmam gerekiyor.
Fazıl Say, yurtdışında birçok defa Türk bestecilerini çaldı.
Fazıl Say, bu kimliğiyle de bir kültür elçisi unvanını hak ediyor.
Önemli şairler, özellikle zulme uğramış, yakılmış, hapishanelerde bir ömür tüketmiş edebiyatçılar için besteler yaptı. Onların şiirlerini müzikle buluşturdu, okunmasının yanı sıra söylenmesini de sağladı.
Nâzım Hikmet Oratoryosu, Metin Altıok Ağıtı, Anadolu’nun Sessizliği, Âşık Veysel’e Saygı gibi ölümsüz eserlerinden söz ediyorum.
Sitesinden yapıtlarının toplamını okursanız, yaptığı çalışmaların önemini bir kez daha öğrenirsiniz.

* * *

SANATÇILAR elbette yasanın üstündedir demeyeceğim. Ama konuşma, düşüncelerini söyleme özgürlüğünün genişliğini de savunurum.
Bütün dünyada, sanatçıların eleştirilerini hoşgörü ile karşılamak gerekiyor. Çünkü onlar bugünle kısıtlı bir zihin ve zevk yapısına sahip değillerdir, yarının güneşi onların gözünü kamaştırır. Bize de bu kamaşmayı yazıyla, müzik aletiyle, besteleriyle yansıtırlar.
Bütün dünya için, özgürlük ölçütü, bir ülkedeki vatandaşlar kadar, sanatçılara, yazarlara gösterilen hoşgörüyle doğru orantılıdır.
Bu besteleri yapan, bu insanların adını müziğinde yaşatan bir sanatçının, Türkleri de, onların müziğini de sevdiğinden şüphem yoktur.
En sıkı rejimlerde bile, sanatçıların özgürlük kotası farklıdır. Çünkü bize yarından haber verirler.
Hezarfen Ney Konçertosu’nu besteleyen bir sanatçının, uhrevi dünyayı da iyi bildiğini, ona saygısını bestesiyle sunduğunu, müzikten anlayan, sanatı biraz bilen herkesin kabul etmesi gerekir.

* * *

DİLEĞİM Fazıl Say’ın özgürce klavyesinin başında oturmasıdır.
O bizi dünyaya tanıtıyor, az iş değil.

X