"Taha Akyol" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Taha Akyol" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Taha Akyol

Fay hatları

Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek’i NTV’de izledim.

Faiz yükselişi ve gelişmekte olan ülkelerden para çıkışı Gezi Parkı olaylarından önce başlamış.
Olayların reel ekonomiye bugün için fazla bir olumsuz etkisi olmamış, para çıkışı sınırlı kalmış. Fakat Şimşek haklı olarak ciddi bir “algı sorunu” olduğunu da söyledi. Algıyı düzeltmek için çok çaba harcamak gerekeceğini belirtti.
Demek ki, faiz lobisi o kadar etkili değilmiş, diye düşündüm.
Sayın Ali Babacan da faiz lobisi sorulduğunda “Onlar kendilerini bilirler” demekle yetindi, bir komplo teorisi kurmadı.
Baştan beri ben de bunu yazıyorum; ortada kitleler varsa orada sosyoloji vardır. Sonucundan kim yararlanır, kim zarar görür ayrı konu.

KOMPLO TEORİSİ

Komplo teorilerine eskiden beri tepki duyarım. Çünkü toplumsal olayları böyle gizli güçlere bağlarsak asli sosyolojik faktörleri göremeyiz. Halbuki her toplumsal olay toplumdaki bir gerilimin dışa vurumudur; bunu düşünemeyiz.
Bu ciddi bir zihniyet sorunumuz olduğu için, “Bilim ve Yanılgı” adlı kitabımın ana bölümlerinden biri “komplo teorileri”dir.
Bu teorilerden en yaygını, Türkiye’de her kesimin sakızı olan “dış güçler”dir. Dün ‘Kemalist Sol’a göre AKP “dış güçler”in oyunuydu, şimdi AKP’ye göre protesto hareketleri “dış güçler”in oyunu!

DIŞ GÜÇLER

Dış basında önyargılı çirkin karalamalar da, iyi niyetli eleştiriler de her zaman olabilir. The Economist iki yıl önce AK Parti’yi otoriterleşmekle eleştirdiğinde şöyle yazmışım:
“Batılı basın organlarının dün AK Parti’yi övmesine dış güçler gözüyle bakan Kemalistler yanılıyordu. Bugün Batı basınında çıkan eleştirilere dış güçler gözüyle bakan iktidar yanılıyor... AK Partililer bunda komplo arayacağına, ‘Nerede yanlış yaptık, neden otoriterlik izlenimi veriyoruz?!’ diye düşünmeli...” (Milliyet, 5 Haziran 2011)
İki yıl geçti, aynı noktadayız! İktidar iki yıl önce “Neden otoriterleşme görüntüsü veriyoruz” diye düşünerek davransaydı, mesela The Economist bugün “sultan” resimli eleştirel yayın yapar mıydı?

ALGI SORUNU

Sayın Mehmet Şimşek, son olaylar yüzünden reel ekonominin hasar görmediğini ama bir “algı darbesi” oluştuğunu, bunu restore etmenin zaman alacağını söyledi; haklı.
Restorasyon? Yani istikrarlı, siyaseten demokratik, iktisaden gelişen ülke görüntüsünü tekrar oluşturmak.
Bu “algı” milyarlarca dolar değerindedir.
Korkarım ki, “otoriterleşme” kaygısını besleyen sert üslupla, toplumun gergin kesimlerini rahatlatmak da, “algıyı restore etmek” de kolay olmaz.
İki yıl önce “Otoriterleşmenin tetikleyeceği tepkileri kaygıyla tahmin ediyorum” diye yazmışım. (Milliyet, 7 Haziran 2011)
Kâhin olduğumdan değil. Türkiye temel mutabakatlarını henüz sağlayamamış, muhafazakâr-laik, Alevi-Sünni, Türk-Kürt şeklindeki fay hatlarında uzun yıllardır birikmiş enerjiyi boşaltamamış bir ülke; demokrasiden umudumuz, bunu sağlaması...
Fakat bir kesimde bastırılma duygusu artarsa sokağa dökülebilir diye korktuğumdan yazmıştım.

TİTREŞİM İŞARETLERİ

Başbakan Başdanışmanı Sayın İbrahim Kalın haklı, elbette THKP-C terör örgütüdür, masum bir protestocu gibi görülemez. Aşırı sol örgütlere de hiç sempatim yoktur.
Yakanları, yıkanları, saldıranları şiddetle kınıyorum.
Polis elbette “hukuk ve düzen”i sağlayacaktır...
Ama ilgisiz kitleler de niye sokakta diye düşünmek gerekmiyor mu?
Hürriyet’te okudunuz; türban düşmanlığı yapanları, hele de Kabataş’ta türbanlı bir genç anneyi, yanında bebeği olduğu halde, tartaklayan azgın haytaları şiddetle kınıyorum.
Bütün bunlar, fay hatlarımızdan fena titreşim işaretleri geldiğini gösteriyor. Gerilimi düşürmek, çatışma yerine uzlaşma davranışını geliştirmek zorundayız.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI