Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Fatmagül’ün suçu ne?

Ülke takımlarımızın tekmili birden Avrupa arenasında peş peşe aldığı kötü sonuçlara en sonunda Beşiktaş da eklendi.

Daha düne kadar tek medar-ı iftiharımız olan Beşiktaş, Porto karşısında yaptığı basit hatalar ile maçtan 3-1 yenik ayrıldı.

İlginç olan ise, karşılaşma sonucunu kimsenin kanıksamamış olmasıydı.

Denilebilir ki ikinci bir Beşiktaş-Manisaspor müsabakası izledik.

Tıpa tıp aynı idi her şey.

Yenilen goller…

Kırmızı kart…

Skor bile neredeyse aynı olacaktı…

Sadece Porto teknik direktörünün jest ve mimikleri Manisa teknik direktörünün ki gibi taklit değildi.

Demek ki Beşiktaş’ın sorunu rakiplerle değil, kendisiyle.

Beşiktaş’la karşılaşacak takımların teknik direktörlerinin işi çok kolay…

Öyle taktiğe maktiğe gerek yok…

1 kaleci, 10 tane de futbolcu seçer önce.

Sahaya çıkmadan önce de “Defansı biraz sağlam tutun, gol yememeye bakın. Nasıl olsa Beşiktaş defansı size 2-3 tane gol pası verir.”

İşleri bu kadar basit.

Bu tespiti Beşiktaş’ı 1 kez izleyen bile yapıyor zaten.

İ.Üzülmez’den 3 yaş küçük Porto teknik direktörü ile Fatih Terim’in çakması Hikmet Karaman bile çözmüş işi…!

Aslına bakarsanız Schuster’e ve onun sistemine pek suç bulamıyorum.

Bazı futbolcular var ki hangi sistemle oynarsa oynasınlar yapacak hata bulurlar hiç zorlanmadan.

İşte Avrupalılar ile aramızdaki en büyük fark bu.

Ne Porto ne kalecileri ne de Hulk öyle aman aman bir futbol oynamadı.

Sadece görevlerini yaptılar.

Hangi şutu 90’dan çıkardı Porto kalecisi…?

Attıkları goller çok mu beceri isteyen gollerdi…?

Bizden tek farkları bedava gol yemiyorlar…

Ellerine fırsat geçince de affetmiyorlar.

Biz ise kolay yiyip zor atıyoruz.

Bir bakıma “Geç buldum, çabuk kaybettim” sendromu..!

Aslına bakarsanız hiç de fena oynamadı Beşiktaş.

Tamamen sahasına kapanan, alan daraltan rakiplerine rağmen oldukça üretkendi Beşiktaş.

Futbol olarak Porto’dan çok daha iyiydi tartışmasız.

Fakat golü yiyene kadar mutlak 2 golden yararlanamazsanız, üstüne üstlük bedavadan goller yerseniz değil Beşiktaş, feriştahı gelse bir şey yapamaz.

O yüzden Schuster’e pek fazla suç bulamıyorum…

Eğer yine de Schuster’i eleştirmemiz gerekirse belki de tek hatası, uzun süredir formsuz olan Hakan’ı yedeğe çekmemesi olmuştur.

Hakan Arıkan kötü kaleci değil, sadece formsuz veya bilmediğimiz bir sorunu var.

Belki aşıktır.

Belki yağmurlu havalarda saçının perması bozuluyordur.

Belki de gözleri 5 derece hipermetroptur...

Ama şu sıralar yedeğe çekilse hem kendisi için hem de takımı için daha iyi olacak gibi.

Yedeğe çekildiği anda da “Hani Hakan Schuster’in 1. kalecisi idi..? Hoca futbolcuya hata yaptığı dönemlerde sahip çıkacak ki onu kazanabilsin…” şeklinde eleştiri alacaktır, bizden söylemesi.

Aslına bakarsanız ezeli rakiplerine bakıldığında sorunları yine de en az olan takım Beşiktaş.

Her ne olursa olsun Avrupa arenasında kaybettiği pek bir şey yok.

Ligde de ezeli rakipleri arasındaki puan farkı dikkate değer değil.

Ammaaa…

Öyle bir iki sorunu var kiiii…

Eğer çözemezse okka altına gider…

Beşiktaş eğer güle oynaya şampiyon olmak istiyorsa…

UEFA Ligi’nde final oynamak istiyorsa…

Kadrosunu takviye etmek zorundadır.

G.Saray gibi öyle komple değiştirmesine gerek yok…!

Bir iki tane transfer sadece….

İlk takviye yapılması gereken mevki forvet. 

Sadece Bobo ile bu iş olmuyor.

Fatih Tekke ile de bir değişiklik olacağını sanmıyorum.

Beşiktaş’a Quaresma ayarında bir futbolcu gerekiyor.

Çözümü;

Nihat senede 3 küsur milyon Avro alıyor.

Nobre ise 2 küsur.

Bu iki rakamı toplasan “5”’ten fazla eder ki bu paraya istediğin futbolcuyu getirirsin.

Mesela herkesin yere göğe sığdıramadığı Hulk’a bu parayla değil futbol, çiftetelli bile oynatabilirsiniz.

Gelgelelim Zapo’nun mevkisine.

Beşiktaş’a “Zapo” değil “Zago” gibi bir stoper gerekiyor.

Schuster eğer bu mevkide seçici davranmazsa ilerde çok sıkıntı çeker.

Tam 2 sene önce Metalist Kharkiv maçında yaptığı hatalarla takımına 2 gol yedirten Zapotocny, bir bakıma Ertuğrul Sağlam’ın istifa etmesine vesile olmuştu.

Öyle ki yaptığı hatalar bunlarla da sınırlı değil.

F.Bahçe maçlarında da yaptığı hatalar henüz hafızalarımızdan silinmiş değil.

Öte yandan Zapo maç içinde de golle sonuçlanmayan kritik hatalara imza attı.

Porto’nun verilmeyen golü “buz” gibi goldü ve Zapo o pozisyonda herhalde Çek Cumhuriyetindeydi.

Hakem o pozisyondan hemen önce, sarı kart gördükten sonra topu yere vuran Portolu oyuncuya kırmızı kartını göstermemiş olmasının verdiği suçluluk psikolojisi ile golü saymamış olsa gerek.

Bir diğer pozisonda da kaleci Hakan topa sahip olmuşken,Portolu Falcao’yu ense kökünden tutup indirmesine hakem penaltı verse, kimse bir şey diyemezdi.

Lafı dolandırmadan Zapo ile Ferrari’yi de beraber yollayıp yerine İ.Toraman’ı da çekip çevirecek iyi bir stoper alınmasını öneririz.

Hem maddi bakımdan tasarrufa gidilir, hem de yabancı kontenjanı boşaltılır.

Bir de Tabata mevzusu var tabii.

Valla ben bu futbolcunun niye alındığını ve oynatıldığını anlayamadım.

Anlayabilen geri gelsin.

 

Yine de her ne olursa olsun Beşiktaş’ta umut var.

Artık ara transferde mi olur, sene sonunda mı olur, bu eksikler giderilirse Beşiktaş’ı güzel günler bekliyor.

 

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI