Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Fatih Altaylı: Yargıtay'ın başı kel mi?

Fatih ALTAYLI

Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Başkanvekili Engin Doğu'yla ilgili olarak yazdıklarım, kimi ‘‘iddiaların’’ da ortaya dökülmesine neden oldu.

Radikal Gazetesi, dün bununla ilgili duyumları haber haline getirmişti.

Radikal'in haberine göre, ‘‘Şaibeli’’ Savcı Oktar Çakır ve yanındaki kanun kaçağı ‘‘Karanlık’’ işadamı Melik Giray, Ankara'ya, Engin Doğu'yla buluşmaya gidiyorlardı.

Otomobildeki çantalarda da, Engin Doğu'ya Ankara'da, Portakalçiçeği'nde alınacak 230 metrekarelik bir dairenin parası vardı.

Radikal, Engin Doğu'nun özel yaşamıyla da ilgili ayrıntılar vermiş, ama bunlar beni ilgilendirmiyor.

Radikal, bu bilgileri bir Yargıtay üyesinin verdiği bilgiye dayandırıyor.

İddialar önemli.

Mutlaka araştırılması gereken iddialar.

Fakat bunun yanı sıra iddia olmanın ötesinde gerçekler de var Engin Doğu'yla ilgili olarak.

HSYK Başkanvekili Engin Doğu'nun eşi Tülay Doğu, Danıştay üyesi.

Diyeceksiniz ki, ‘‘Ne var yani, olamaz mı?’’

Olur elbet.

Ama Tülay Doğu'yu Danıştay üyeliğine atayan kurulun başında kocası Engin Doğu var.

Yani tam bir aile operasyonu.

Acaba aileden birilerini Yargıtay'a da atamayı düşünür mü Sayın Doğu.

Ayıp olacak yoksa.

Yargıtay'da aileden biri olmazsa Yargıtay gücenir.

Aparana müdürlük başarana soruşturma

DEVLET Tiyatroları Genel Müdürü Rahmi Dilligil'in marifetlerini daha önce burada dile getirdim.

Yabancı yazarların eserlerini, kendi eseriymiş gibi tasdik ettirmekten tutun da, daha önce çevrilmiş eserleri kendi çevirmiş gibi onaylatmaya kadar pek çok marifeti var Rahmi Bey'in.

Bu yaptıkları ortaya çıkınca evrakta tahrifat yaparak kendini kurtarmaya çalışmış olması da cabası.

Yani ‘‘muteber’’ bir sanat adamı Rahmi Dilligil.

Ve ‘‘muteber’’ Kültür Bakanı İstemihan Talay tarafından her ne hikmetse yerinde tutuluyor.

Bu Rahmi Dilligil'in tek marifeti eser ‘‘aparmak’’ değil elbet.

Başka başarıları da var.

Mesela, çok güzel ‘‘soruşturma’’ açtırıyor.

Biliyor musunuz ki, Devlet Tiyatroları şu anda sanatçılarının büyük bölümü hakkında soruşturma yürütüyor.

Herkese bir yerden takmış Dilligil ve soruşturuyor.

Son soruşturma açtırdığı kişi ise, herkesin çok yakından tandığı bir isim. Bay ‘‘Emin misiniz, son kararınız mı?’’

Yani ‘‘Kim 500 Milyar İster?’’ adlı yarışmayı sunan Kenan Işık.

Işık'ın kadrosu Devlet Tiyatroları'nda. Ama kendisi İstanbul Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni.

Ve Rahmi Dilligil, Kenan Işık'a ‘‘televizyonda program yaptığı için’’ soruşturma açıyor.

İşe bakın.

Kenan Işık, Türk televizyonlarının yıllardır hasret olduğu kalitede, düzeyde bir program yapıyor.

Milyonların hayranlığını, beğenisini kazanıyor ama hakkında soruşturma açılıyor.

Oysa Işık daha önce televizyon dizilerinde rol alırken böyle bir soruşturma yok.

Çünkü o zaman bu kadar popüler değil.

Ama popüler olunca, Rahmi Dilligil'in yüreği kaldırmıyor.

Ne güzel değil mi?

Çalıntı eser onaylatana genel müdürlük, milleti kendine hayran bırakacak kalitede iş yapana soruşturma.

Tüküreyim asıl böyle sanatın içine...

Boxer mi giyeyim, slip mi?

DEMOKRAT Cumhurbaşkanımız A.Necdet Sezer, çok önemli bir yönerge yayımladı:

Basına kılık kıyafet yönergesi.

Sayın Sezer şöyle diyor:

‘‘19 Mayıs törenlerini izleyecek basın mensuplarının Cumhurbaşkanlığı'na ve devlet törenine uygun bir şekilde (kravatla ve takım elbiseli), (Hanım basın mensupları döpiyes veya patolon ceket takım) giyinmiş olarak gelmeleri gerekmektedir.’’

Bu ilk kez oluyor.

Bir cumhurbaşkanı, ilk kez resmi bir yazıyla basın mensupları için kılık kıyafet genelgesi ya da yönergesi yayımlıyor.

Gazetecilerin kılıf kıyafetleri Sayın Cumhurbaşkanımızın hoşuna gitmemiş olabilir.

Kimi meslektaşlarımız yerine göre giyinme konusunda biraz hatalı davranıyor olabilirler.

Ama ‘‘demokrat’’ cumhurbaşkanları, bu işi yönergeyle düzenlemeye kalkışmazlar.

‘‘Demokrat’’ cumhurbaşkanına yakışan, Gazeteciler Cemiyeti'ne bu yöndeki dileği belirten bir yazı yollamaktır.

Bu konuda bir gelenek, bir üslup oluşmasına öncülük etmek başkadır, parti gazetesi çalışanlarına emir verir gibi yönerge hazırlamak başka.

Bu kafayla, yarın Köşk önünde ‘‘tırnak kontrolü’’ yapılırsa hiç şaşmam.

Sonra sıra belki de iç çamaşırı rengimize kadar uzanır.

Toplama konuşmalarla demokrat görünmek kolaydır da, içteki ‘‘eğilimleri’’ bastırmak zordur.

NE ZAMAN ADAM OLURUZ

Adını halktan alanlar, halka tepeden bakmadıkları zaman.

X