Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Fatih Altaylı: Ya kazansaydı!

Fatih ALTAYLI

DÜN köşemde ‘‘Siz hiç olimpiyat şampiyonu oldunuz mu?’’ diye sorarak, Hürriyet'in manşetiyle taban tabana zıt bir yazı yazmışım.

İyi gazete böyle oluyor.

Sabah elime gazeteyi alıp manşeti görünce üzüldüm.

‘‘İçki, sigara, kadın ve işte son’’ demiş Hürriyet.

Naim'in özel hayatındaki rezaletlere değinmiş gazetem.

Ve kaçırılan şampiyonluğu buna bağlamış.

Bence değil.

Naim Seul'den sonraki tüm madalyalarında aynı Naim'di.

Hep içki, hep sigara, hep kadın vardı.

Ama kazandığı için bunlar göze batmıyordu.

Çünkü zafer en iyi özürdü.

Bu kez olmadı.

Olmayınca manşet patladı:

‘‘The End: İçki sigara kadın’’

Peki Naim bir kez şampiyon olsaydı, ‘‘The Victory: İçki sigara kadın’’ mı diyecektik, yoksa hem meyhanede, hem kerhanede, hem podyumda mı?

Carl Lewis de, bundan bir önceki olimpiyatlara 3 dalda madalya için gelmiş, nal toplayıp gitmişti.

Bu Carl Lewis'in büyüklüğünü bitirmedi.

Hiçbir Amerikan gazetesi de, Carl Lewis'i böyle suçlamadı.

Zaten Naim gibi büyük sporcular için kaybetmek en ağır ceza.

Bunun üzerine bir söze ne gerek vardı!

Bağırta bağırta

GALATASARAY Kocaeli'ni 4-1 yendi, spor yazarları eleştiriyor. ‘‘Hagi'ye dua etsinler.’’

Sanki Hagi Kocaelispor oyuncusu da, kendi kalesine iki gol atmış.

Be hey şaşkınlar, Hagi Galatasaraylı.

Ve tabii ki, Galatasaray'ın kazanmasında payı olacak.

Bu arada kabzımal yazar Toro Erman ‘‘Galatasaray sezon başından beri hep kolay rakiplerle oynadı. Dişli rakipler karşısında kaybeder!’’ diyor.

Doğru. Kolay rakipler. Şampiyonlar Ligi Şampiyonu Real Madrid, Dünya Şampiyonu Fransa'nın lig Şampiyonu Monaco...

Kolay rakipti bunlar.

Galatasaray, zor rakipleri bekliyor.

Geçen yıl Kabzımal'ı bağırta bağırta UEFA Kupası'nı alan Galatasaray, bu yıl aynı şekilde Şampiyonlar Ligi Şampiyonu olursa kimse şaşırmasın...

Kapalıçarşı nasıl kurtulur?

DÜNYANIN en eski, en büyük ve en ünlü ‘‘Mall’’u olan Kapalıçarşı'nın giderek yok olmasının ne büyük bir hata olduğunu yazdım dün.

Alışveriş merkezlerine danışmanlık hizmeti veren ve bu konuda uluslararası otoritelerden biri olarak kabul edilen Avi Alkaş, herhangi bir alışveriş merkezinin Kapalıçarşı'nın sahip olduğu üne ulaşabilmesi için milyarlarca dolarlık bir reklam yapması gerektiğine değinerek, Kapalıçarşı'nın tanınmak gibi bir sorunu olmadığını, ancak bu müthiş alışveriş merkezinin doğru biçimde değerlendirilmediğini söylüyor.

Alkaş'ın Kapalıçarşı'nın kurtulması için ilk önerisi, çarşıyı turizm bağımlısı olmaktan kurtarmak.

Alkaş'a göre, yalnızca turiste hizmet vererek böylesi bir alışveriş merkezini çevirmek imkánsız.

Bu nedenle Kapalıçarşı'nın açılış kapanış saatlerini değiştirmek öncelikli iş.

Buna göre Kapalıçarşı saat kaçta açılırsa açılsın, akşam en az 22.00'ye kadar açık kalmalı.

Çünkü mesai bitiminde alışveriş yapacak kesim ancak 18.00 sonrası buraya gelebilir.

İstanbul'un yerleşiminin ve özellikle de A ve B grubu yerleşiminin yön değiştirmesi göz önüne alınarak Çarşı çevresinde otopark alanları oluşturmak şart. Bunun dışında gün içinde servis araçları ile çarşıya müşteri yönlendirmesi yapmak gerekiyor.

Çarşı içinde sürekli etkinlikler düzenleyip, ilgiyi uyanık tutmak faydalı olabilir.

Bunlar ilk adımda yapılması gerekenler.

Kapalıçarşı çalışanlarının bireysel olarak yapması gerekenler ise bir başka yazının konusu.

TR forması

FENERBAHÇE'deki yabancı sayısının fazlalığı sahada karışıklığa ve hükmen mağlubiyete neden olunca uyanıklar çözümü buldu.

Fenerbahçe'de Türk futbolcuların formalarının sırtına ‘‘TR’’ yazılacakmış.

Karışmasınlar diye...

Bir başka münafık ise bu hafta Fenerbahçelilerin korkmasına gerek olmadığını, 2 yabancı oyuncu sakat olduğu için karışıklık yaşanmasının mümkün olmadığını söylemiş.

Bu arada Fener yönetimi federasyona yolladığı savunmada, ‘‘Fatih Terim de geçen hafta 11 yabancıyla oynadı. Onun takımında hiç Türk yoktu’’ diyormuş.

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

İhanetle zirveye yükseleceğini zannedenler, o zirvede çok kalamayacaklarını anladıkları zaman.

X