Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Fatih Altaylı: Vali turizmci oldu

Fatih ALTAYLI

Antalya Valisi Hüsnü Tuğlu aradı.

Geçen hafta yazdığım Akdeniz Üniversitesi Hastanesi ile ilgili haber üzerine aramış.

‘‘Doğrudur. Aksaklıklar olabilir. Ama emin olun ki, bir nefer gibi turizmin emrindeyiz’’ dedi.

Ve anlattı.

Geçen yıl bir İngiliz kalmakta olduğu tatil köyünde sinir krizi geçirmiş.

Vali özel bir araçla İngiliz'i oradan aldırmış. Tedavi için gerekeni yaptırmış ve yola çıkabilir hale gelince yine özel araçla büyükelçiliğine kadar ulaştırmış.

Hüsnü Tuğlu, ‘‘Emin olun kendi ailemizle, dostlarımızla bu kadar meşgul olamıyoruz’’ diyerek bir başka hikáye anlattı.

Geçen yıl yine bir kazada 12 turist yaralanmış.

Vali hemen 12 çiçek yaptırıp hastaneye koşmuş.

Hastanede yatan turistleri tek tek ziyaret etmiş.

Turistler son derece memnun olmuşlar.

Hüsnü Tuğlu, ‘‘Fatih Bey, aynı günlerde Ankara'da amcamın oğlu hastanede yatıyordu. Emin olun onu bir kez ziyaret edemedim’’ dedi.

Tuğlu ilginç.

Antalya'ya giderek vakıf olmuş bir vali.

Turizmin bütün dertleriyle ilgileniyor. Turizmi bir turizmci kadar öğrenmeye çalışıyor. Ve öğreniyor.

‘‘İstanbul'a atasalar gitmem. Burada Antalya'da turizmin emrindeyim. Sizim yazdığınız gibi turizm Türkiye'nin en önemli sektörü. Bunu hep birlikte toparlayacağız’’ diyor.

Hüsnü Tuğlu'nun bu yaklaşımını devletin bütün birimlerinden beklemek gerek.

Tuğlu'yu vali değil, Turizm Bakanlığı'na müsteşar, hatta bakan yapmak gerek.

Çakılma var, uygulama yok

HÜKÜMET açıklamalarına baktığınız zaman turimin sorunlarına çare bulunduğunu veya en azından çare arandığını zannediyor insan.

Ancak işin aslı öyle değil.

Hükümet turizmi teşvik için bir karar alıyor ama ilgili kurumların haberi yok.

Çünkü bunun için bir genelge, bir yönetmelik ve bir talimat gerek.

Onlar yapılmıyor.

Deniyor ki: ‘‘Turizme 100 milyon dolar Eximbank kaynağı.’’

Sakın inanmayın.

Çünkü Eximbank'ta böyle bir kaynak yok, 1.

Olsa bile bu kaynağın turizmcilere nasıl aktarılacağı konusunda bir bilgi yok, 2.

Koşulların ne olacağı konusunda fikir yok, 3.

Bütün bunlar yapılıncaya kadar sezon bitiyor, 4.

Bu kafayla turizm nasıl toparlanır ki?

Parasal kayıp, kellesel kaybın üstünde

22 Temmuz 1999 günü akşamına kadar Antalya'ya gelen turist sayısı 891 bin 765.

Geçen yılın aynı döneminde gelen turist sayısı ise 1 milyon 196 bin 343.

Sayısal azalma 304 bin 578.

Oransal düşüş yüzde 25.5.

Bir ay öncesine göre durum iyi. Çünkü bir ay önce oransal düşüş yüzde 30 civarıydı.

Yıl sonunu oransal olarak yüzde 20'ler civarında kapatacağız gibi.

Ancak bu gelen turist sayısındaki düşüşü gösteriyor.

Gelirdeki azalma çok daha yüksek oranda.

Rakamlar henüz belli değil.

Fakat geçen yılın bu döneminde 60 mark civarında satılan yatak, bugünlerde 20 marka gidiyor.

Yani geçen yıl 1 milyon 100 bin kişi gecesi 60 marka kalmış. Yani gecede 66 milyon mark bırakmış.

Bu yıl 900 bin kişi gecesi 20 marka kalıyor. Gecede 18 milyon mark bırakıyor.

Antalya'da geçen yıl bir turistin ortalama kalış süresi 10.5 gün.

Bu yıl da aynı olduğunu varsayarsak sadece Antalya'nın yataktan kaybı yarım milyar mark.

Ucuz odada kalan turistin diğer harcamalarının da daha az olacağı düşünülürse bu tabloyu genele yansıtmak mümkün.

Gerçi benim tablo biraz fazla kötümser ama gerçekler de çok daha farklı değil.

Sayısal yüzde 20 civarı, gelirde ise yüzde 40 civarı bir kaybımız olacak.

O da 4 milyar dolar ediyor.

Bu yıl geçmiş olsun.

Ancak önlem almaya şimdiden başlamazsak seneye bu kayıp 8 milyar dolar olur.

Bu paraya ihtiyacımız yoksa o ayrı!

NE ZAMAN ADAM OLURUZ

Susmak, konuşmaktan daha büyük suçolduğu zaman...



X