Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Fatih Altaylı: Temizel'den yanıt var SPK'dan yanıt yok!







Fatih ALTAYLI

BANKACILIK Düzenleme ve Denetleme Kurulu Başkanı Zekeriya Temizel aradı.

‘‘Zekeriya Temizel'den tık yok demişsiniz. 'Yazdıklarınıza tamamen katılıyorum' demek için sizi rahatsız etmek istemediğimden aramadım’’ dedi, her zamanki kibar üslubuyla.

Biliyorsunuz, bir süreden beri batan bankalarda denetim yapan bağımsız denetim kuruluşlarının, batan bankaların yarattığı zarardan sorumlu olduğunu yazıyorum.

Çünkü dünyanın başka yerlerinde (medeni veya gayriı medeni ülkelerde) denetim yapanlar, hatalı denetimin sorumluluğunu taşırlar.

Bizde ise böyle bir durum yok.

Denetliyor, faturayı kesiyor, sonra hiçbir sorumluluk yok.

Zekeriya Temizel, ‘‘Yeni bir yasal düzenleme hazırlığı içindeyiz. Denetçilerin yasal sorumluluğu da bu yeni düzenleme içinde ele alınacak ve çerçevesi belirlenecek. Sizin de yazdığınız gibi evrensel standartları getirmeye çalışıyoruz’’ dedi.

Temizel, çok yavaş ilerleme kaydettiklerini de itiraf ederek, ‘‘Göreve başladığımızda önümüzde birikmiş bir sorun yumağı gördük. Bunun tamamını bir anda ele alamazdık. Meseleleri çöze çöze ilerliyoruz. Her şeyi bir sıra içinde yapmaya çalışıyoruz. Haklı olarak işaret ettiğiniz konu da sırada bekleyenlerden. Herkesin önüne kendi faturası konmalı’’ dedi.

Temizel'in sözlerinden anladığım kadarıyla, hem yasal, hem de etik ölçülerde ‘‘uluslararası bankacılık standartları''na uygun bir çerçeve hazırlanıyor.

Temizel, bazı işlemlerin yapılabilmesi için bu çerçevenin yasal bölümünün çizilmesi gerektiğini vurguladı.

Ben de ona başka bir soru yönelttim.

SPK'nın elinde yeterli yasal güç vardı ve hiç değilse, hisseleri borsada işlem gören bankalarda, -ki şimdi bunların hisseleri pul değerinde bile değil- SPK'nın denetçilerden hesap sorma yetkisi var.

Eğer denetçiler ‘‘üçkáğıt’’ yaptıysa SPK, yatırımcılar adına denetçiden, yok eğer denetçi raporlarına rağmen SPK durumu görmezden geldiyse, yatırımcıların SPK'dan hesap sorma hakkı var.

Temizel'e bunu sordum.

Temizel, ‘‘Haklısınız ama bunu SPK Başkanı yanıtlamalı. Mutlaka bir yanıtları vardır’’ dedi.

SPK'nın yanıtını cidden merak ediyorum.

Diğer paylar kime ve ne kadar

DUYARDIK da, görmemiştik. Polisteki torba hikáyeleri hep anlatılırdı.

‘‘Bu rüşvetler paylaşıla paylaşıla tepeye kadar gidiyor’’ derlerdi hep.

Ruhsat arası 5 milyonlardan, kimin ne pay alacağının çok katı kuralları olduğu söylenirdi.

Söylenirdi de, hiç ortaya çıkmamıştı.

Bu kez çıktı.

‘‘Rüşvetçiler’’, ‘‘torbayı taşa çarptılar’’.

Namuslu müdüre denk gelen torba patladı.

İçinden 2 milyar 300 milyon çıktı.

Müdüre torbayı veren trafik büro amiri, ‘‘Sizin payınıza düşen bu müdürüm’’ demiş.

Peki ya diğer paylar ne?

Bunu birisi açıklayacak mı?

Müdüre 2 milyar 300 milyon, üstelik sadece o günlük hasılattan düşüyorsa, diğer hisse paylaşımları nasıl?

Başka kimlerin payı var?

Oranlar ne?

2 milyar 300 milyon, toplamın yüzde kaçı.

Başka hangi ilçelerde böyle torbalar var?

Bütün bu sorular yanıt bekliyor.

2 milyar 300 milyon lira, buzdağının görünen tarafı mı?

Altta kalan bölüm kimler arasında pay ediliyor?

Yıllardır!

Vakıfbank'tan depremzedeye gömlek bedeli!

VAKIFBANK'ın ‘‘hizmet bedeli’’ adı altında kestiği 5'er milyon rezaleti giderek boyut kazanıyor. İmansızlar, sadece emeklilerden değil, deprem yardımlarını Vakıfbank'tan alan depremzedelerden de aynı kesintiyi yapmışlar.

Her ay depremzedelere verilen 100 milyon lira kira yardımını Vakıfbank'tan alanlara bu ay 95 milyon ödenmiş.

5'er milyon, ‘‘hizmet bedeli’’.

Ancak aynı Vakıfbank'ın genel müdürü yılbaşında, pek çok kişiye Türkiye'nin büyük markalarından birinden ‘‘gömlek-kravat’’ yollamış.

Emekliden kes, gömleğe-kravata yatır.

5 milyon hizmet bedeli de, gömlek-kravat ne bedeli acaba?

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Bakanların da áşık olma ve boşanma hakkına sahip olduklarını anlayabildiğimiz zaman.

X