Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Fatih Altaylı: Teke Tek






Fatih ALTAYLI

Kazanlı'daki Miloseviçler

Mersin sahilini kirleten Kromsan sürekli yanıtlarla beni bunalttı. Çevreye zarar vermediklerini söylüyor ve çevreye zarar verdiklerini iddia eden bilim kuruluşlarını ve Kazanlı Belediye Başkanı'nı yalan söylemekle itham ediyorlar.

Bir belediye başkanı bölgesindeki yatırımı niye karalasın anlamıyorum ya neyse.

Bırakalım lafı ve ‘‘deliller’’e bakalım.

Bizim kuruluşlar ve belediye başkanı yalancı diyelim.

Ya Alman Prof. Dr. Jager Enstitüsü'nün verdiği rapora ne demeli?

İşte rapordan birkaç alıntı:

‘‘Kirliliğin tesirinin denizcilik kuruluşlarında incelenmesi, ki bu inceleme tehdit altında bulunan yeşil kaplumbağaları Chelonia Mydas kapsamalıdır. Kazanlı bu kaplumbağaların yuva yaptıkları ve kışı geçirdikleri ender yerlerden biridir...’’

‘‘Görünüşe göre yüksek miktarlarda kromiumun denize boşaltılması düzenli yapılmakta olup, ki bu uluslararası deniz kanunlarına aykırı ve Barselona Anlaşması'nın (Akdeniz'in kirliliğe karşı korunması anlaşması) ihlalidir. Türk hükümeti bu anlaşma ihlalinin durdurulması için harekete geçmelidir.’’

‘‘Kromium Barselona Anlaşması'nda yer alan protokolün 2. bölümünde listelenmiştir. Türk hükümeti bu anlaşmanın ortağıdır ve protokolü imzalamıştır. Kazanlı'daki Soda Krom Fabrikası'nın kromiumu boşaltması anlaşmanın açık ihlali olup, uluslararası kanunlar çerçevesinde haklarında dava açılması zorunludur.,.’’

Evet sevgili okurlar.

Hal böyle.

İnsanlık suçu işleyen Miloseviç için uluslararası hukuk konuştu.

Adam şu an Lahey'de yargılanıyor.

Peki size insanlığın ortak kullandığı bir denizi ve oradaki canlıları katletmekle, Müslüman azınlığı katletmek açısından bir fark var mı?

Sahilleri kurtarmak valiliğin işi

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ali Müfit Gürtuna arayarak sahillere ‘‘park eden’’ yüzen restoranlarla ilgili yazımla ilgili olarak bilgi aktardı.

Birkaç gün gecikmeyle de olsa aktarıyorum.

Başkan Gürtuna söz konusu çirkin görüntüden en az benim kadar rahatsız olduğunu ancak bunlarla ilgili olarak ellerinden bir şey gelmediğini söyledi.

Çünkü denizin belediye ile ilgisi yok.

Bunu ben de bildiğim için zaten yazımda hem belediye başkanı, hem de valiyi göreve çağırmıştım.

Valimizden ise ses seda hálá yok.

Gürtuna, denizlerin temizlenmesinin belediyenin işi olduğunu ancak temiz tutulması konusunda yetkili merciin belediye olmadığını söyledi ve dert yandı.

Yine kıyılar da belediyenin değil, Limanlar Müdürlüğü'nün kontrolünde.

O da valiye bağlı.

Yani özellikle Boğaz kıyısını park yerine çeviren apartman büyüklüğündeki ‘‘restoran tekneler’’i oradan uzaklaştırma işi valiliğin kontrolünde.

Ali Müfit Gürtuna bu konuda belediyeye düşen her türlü göreve hazır olduklarını bir kez daha yineledi.

Bu arada bazı okurlar kıyılarda ‘‘balık lokantası’’ işlevi gören tenkeleri savunan yazılar yollamışlar.

Kimileri kibarca, kimileri ise hakaret ederek, bunların ucuz ve temiz yerler olduğunu belirtiyorlar.

Ne kadar iyi.

Ben bu tekneleri yasaklayalım, yok edelim demiyorum ki!

Ben bunlar restoran sayılır. Denetlensinler, bağlı bulundukları çevreye zarar verip vermediklerine bakılsın, temiz ve sağlıklı hizmet versinler ve ‘‘Kayıt altına alınsınlar’’ diyorum.

Öyle ya, sahilde sabit restoran kira verecek, vergi verecek, elektrik, su parası verecek.

Denetlenecek.

Sahile bağlı olan her şeyden muaf olacak.

Olmaz.

Her işin başı hukuk.

Yarın öbürgün bunlardan birinde on kişi zehirlense bu kez ‘‘Denetimsiz lokantalara dur diyen yok mu?’’ diyeceğiz.

Yalan mı?

Kime zararlı?

Kazanlı Belediye Başkanı geldi.

Teşekkür etti. Ve önüme raporlar koydu. Soda Krom Fabrikası'nın faaliyete geçmesinden sonra Kazanlı'nın içme suyundaki krom miktarındaki artışı belgeledi.

Ben de Kromsan'dan gelen yazıları ve kromun zararsız bir madde olduğunu gösteren raporları gösterdim.

Başkan bir ricada bulundu: ‘‘Fatih Bey madem kromlu su zararsız. O zaman neden fabrika içindeki kuyuları kapadılar ve içme ve kullanma suyunu kilometrelerce uzaklıktaki Burdun Barajı'daki isale hattından uç alarak getiriyorlar.

Krom Kazanlı halkı için zararsız da, Kromsan çalışanları için mi zararlı? Lütfen sorar mısınız?’’

Ben sordum.

Saygı karşılıklı

Yazılarıma >konu olan Boğaz kıyısına ‘‘park etmiş’’ vaziyetteki restoranlardan birinin sahibi çok kibar bir faks göndermiş.

Diyor ki: ‘‘Biz denizi kirletmiyor tam aksine kirli denizi temizlemeye çalışıyoruz. Çünkü biz o denizden ekmek yiyoruz. Biz Boğaz'a inme şansı olmayan dar gelirliye Boğaz'ı gezdiriyoruz. Ve dahası....’’

Eminim ki, çok faydalı bir iş yapıyorlar.

İşe itirazım yok.

Ama denizin kirletilmesine neden oluyorlar.

Yazdığım gibi, akıntıyı engelliyorlar. Pislikler birikiyor.

Bebek kıyısına park etmiş olanlardan biri orayı tersaneye çevirmişti. Yaz başında boya ve tamirat işleri bağlı olduğu yerde yapıldı.

Hoş mu?

Hepsinden vazgeçtim, ille Boğaz'da vatandaşın yürüyüş yolunun kenarına bağlayıp denizle vatandaşın bağlantısını kesmek zorundalar mı?

Koca İstanbul'da zaten vatandaşın denize ulaşabildiği kıyı sayısı sınırlı, oradan başka tekne bağlayacak yer yok mu?

Ben herkesin yaptığı işe saygı göstermekten yanayım.

Ama herkes de bizim bu kentte yaşama hakkımıza saygı göstermeli.

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Bugün tatile çıkıyorum. Adam olma meselesini dönüşte düşüneceğim.

Hepinize sevgiler. Pazartesiye kadar yokum.

X