Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Fatih Altaylı: Sıra hepimizde

Fatih ALTAYLI

GALATASARAY 1980'lerin başında koyduğu hedefe sonunda ulaştı.

Çeyrek finaller, yarı finaller derken sonunda final ve şampiyonluk.

Önce sevgili Ali Tanrıyar ve ekibi, sonra sevgili Alp Yalman ve ekibi, şimdi de Faruk Süren ve arkadaşları.

Uzun bir yolda bayrak değiştire değiştire ulaşılan hedef.

Galatasaray, Avrupa'nın zirvesinde. Daha doğrusu iki zirvesinden birinde.

Süper Kupa'yı da alırsak o zaman gerçek zirve.

Herkes final oynamayı hedef gösterirken, Süper Kupa'yı hedef gösteren tek kişi olarak çok ama çok mutlu olacağım.

Galatasaray şampiyon. UEFA Şampiyonu.

Ama bu da, inşallah alacağımız Süper Kupa da, beni doyurmuyor.

Önümüzdeki yıl, bir sonraki yıl, onu takip eden yıl da Avrupa'da finaller, yarı finaller istiyor gönlümüz.

Bu yıl İspanyolların yaptığı gibi, 2000-2001 sezonunda Şampiyonlar Ligi finalinde Beşiktaş'la oynamak istiyor canımız.

Bir sonraki yıl yarı finalde Fenerbahçe'nin çıkıp, ezeli rekábetin Avrupa Şampiyonluğu için sürmesinin özlemini duyuyorum.

Bu şampiyonluk güzel.

Çok güzel.

Ama bir kerelik olmadığını, şansa olmadığını göstermemiz gerek.

Galatasaray'ın Barcelona'dan, Fenerbahçe'nin Arsenal'den, Beşiktaş'ın Real Madrid'den eksiği olmamalı.

Galatasaray olmadığını gösterdi.

Sıra hepimizde.

Amaç yıpratmak değil, temizlemek

ADALET Bakanı Hikmet Sami Türk, yazıma yanıt yollamış ama anladığım kadarıyla Sayın Bakan ne demek istediğimi anlamamış.

Kimbilir belki de, anlamamazlıktan gelmiş.

Sayın Türk! ‘‘Şaibeli Savcı’’ Oktar Çakır'ın ‘‘tedbiren’’ görevden uzaklaştırılmış olmasını memnuniyetle karşılıyoruz.

Olması gereken budur.

Ancak ben bir başka ‘‘karanlık’’ noktaya değiniyorum.

Sizin ‘‘Soruşturma açılsın’’ dediğiniz, İçişleri Bakanı'nın ‘‘Atamayın’’ dediği bir savcıyı, size ve İçişleri Bakanı'na inat İstanbul DGM'ye atayan bir Hákimler ve Savcılar Yüksek Kurulu var.

Ve ‘‘Şaibeli Savcı’’ yanında ne olduğu meçhul iki çantayla birlikte ve bir kanun kaçağının otomobilinde kaza geçirince, ilk olarak Hákimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Başkanvekili Engin Doğu'yu arıyor.

Üstelik de Savcı Oktar Çakır'ın Engin Doğu ile randevusu var.

Ve kimbilir belki de kanun kaçağı dostuyla birlikte gidilecek bir randevu bu.

Sayın Türk! Gerçekten de Hákimler ve Savcılar Yüksek Kurulu yargı bağımsızlığın en önemli güvencelerinden biridir.

Bu nedenle de, bu kurul her türlü şaibeden, önyargıdan ve kuşkudan uzak olmalıdır.

Bağımsızlık, denetimsizlik, her herzeyi karıştırma anlamına gelmemelidir.

Bu son derece önemli ‘‘kurumu’’ korumak için, Engin Doğu da, aynen Oktar Çakır gibi ‘‘soruşturma’’ kapsamına alınmalıdır.

Sayın Bakan, derdim bir kurumu yıpratmak değil, tam aksine bu kurulun pırıl pırıl olmasını sağlamaktır.

Çünkü benim gibi sade vatandaşların tek güvencesi bu kurulun ‘‘temizliğidir’’.

Locadaki sarışın

BEN gördüğümde anlam verememiştim. Bazı okurlarım da anlam verememişler.

Cumhurbaşkanı genel kurul salonunda yemin ederken, Meclis'in izleyici localarında bir ‘‘sarışın’’ hanım oturuyordu.

Daha detaylı tarif etmek gerekirse, sarışın, bej döpiyesli, nar çiçeği bir fular ve aynı tonda çantalı bir hanım.

Gözünde de ‘‘güneş’’ gözlükleri.

Ve en önemli aksesuvarı ağzında.

Pabuç kadar bir çiklet.

Anneanemin deyişiyle, ‘‘kaz boku’’ kadar.

Şakkada şakkada çiğniyor.

Bir yandan da etrafı kesiyor.

Nasıl basit, nasıl kötü bir görüntü.

Bu kadar da saygısızlık mı olur?

Saygın yoksa, gelmezsin Meclis'e olur biter.

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

16. Louis'nin de bir zamanlar ortalıkta imparator diye gezdiğini hiç ama hiç unutmadığımız zaman.

X