Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Fatih Altaylı: Para gücü kazandı ya emek gücü?

Fatih ALTAYLI

Mali milat ve vergi reformu tarih oldu. Tam 1 yıl aradan sonra her şey eskisine döndü.

Değişen tek şey arada kaybolan zaman ve para...

Başbakan Yardımcısı Bahçeli, vergi yasasının yürürlüğe girdiği günden bu yana Türkiye'den kaçan paranın 30 milyar dolar olduğunu açıkladı.

Başka tahminciler ise yılbaşından bu yana ekonomideki kaybın 100 milyar doları aşmış olduğu tahminini yapıyorlar.

Yasanın tam olarak uygulamaya koyulduğu tarih olarak mali miladı esas alırsak, 7 ay için oldukça yüklü bir fatura.

Kimilerine göre hatadan dönülüyor, kimilerine göre piyasaları rahatlatıcı önlemler alındı.

Bu nasıl iştir ben anlayamadım.

Bu kaybolan paranın ve ekonomik zararın hesabını kime soracağız?

Sayın Zekeriya Temizel'in hazırladığı yasa hatalı mıydı?

Şimdi hatadan mı dönülüyor?

Yoksa Temizel'in yasası aslında doğru bir yasaydı ama devlet şantaja mı boyun eğdi?

Yasa hatalı da olsa, piyasanın şantajına boyun eğilmiş de olsa, sonuçta toplumun bir kesiminin istediği düzenleme yapılmış oluyor.

İş dünyası ‘‘Ben bu yasayla iş yapmam. Parayı götürürüm’’ deyince bu sese 1 yıl gecikmeyle de olsa kulak verildi.

Bu paranın gücüdür. Sivil toplumun parayı kontrol eden bölümünün gücüdür.

Şimdi benzer bir hükümet benzer bir sınavdan geçiyor.

Bu kez toplumun diğer kesimi, gücünü paradan değil, emekten alan kesimi aleyhine bir düzenleme var.

Sosyal Güvenlik Yasa Tasarısı görüşülüyor.

Çalışanlar da bu yasa aleyhine seslerini yükseltiyorlar.

Güçlerini milyar dolardan değil, milyar dolarlık üretim yapan bileklerinden alıyorlar.

Bakalım onların sesine kulak vermek için de 1 yıl beklenecek mi?

Yoksa demokratik toplumlarda olduğu gibi yasa hazırlık aşamasındayken sivil topluma kulak verilecek mi?

Yine hata...

PKK'nın önemli isimlerinden Cevat Soysal yakalandı ve Türkiye'ye getirildi.

Ancak birilerinin şov yapma merakı yüzünden Türkiye yine Avrupa ile gereksiz yere papaz olacak.

Cevat Soysal'ın sorgudan çıkarılırken çekilmiş fotoğrafları dün bir gazetede yayınlandı.

Fotoğrafta Cevat Soysal iki görevlinin kolunda taşınıyor.

Sorgu sırasında pelteye dönmüş. Ayakları yere basamıyor. Boş bir çuval gibi.

Belli ki, sorguda Cevat Soysal'a çay kahve ikram edilip, hal hatır sorulmamış.

Belli ki, kötü muamele var.

Canlı bombaları sivil halkın üzerine yollayan biri bu Cevat Ayhan. Ve bu muamele belki de birçok sivilin hayatını kurtaracak bilgiler alınmasını sağlamış.

İyi de bu fotoğrafın basında ne işi var?

Gazeteyi suçlamıyorum. Gazeteci böyle bir fotoğrafı ele geçirirse yayınlar. Gazeteyi kutlarım.

Ama bu fotoğrafı bu gazeteye sızdıran devlet görevlisi kim?

Hangi sorumsuz.

Bu fotoğraf yarın Avrupa'da yayınlanınca, İnsan Hakları Mahkemeleri'nde Türkiye aleyhinde delil olarak sunulunca ne olacak?

Bir dünya devi gibi operasyon yapıyoruz.

Ama bir işgüzar görevli yüzünden zor durumda kalıyoruz.

MİT ya da emniyet o fotoğrafı basına sızdıran kişiyi bulup cezalandırmak zorunda.

Çünkü o fotoğraf vatana ihanettir.

NOT: Bu yazıdan sonra, Aktüel Dergisi ve PKK'ya yakın kimileri çıkacak ve benim işkenceyi örtbas etmek istediğimi yazacaklar. Milletin piknik yaptığı yerlere bomba koyanları savunanların, pek konuşma hakkı olduğunu zannetmiyorum.

Olmuşa çare

ORMAN arazisi içine kampus yapan vakıf üniversitelerinin hakkındaki yargı kararı henüz belirsiz.

Danıştay bunlara ya onay verecek, ya da onay vermeyecek.

Onay verilsin verilmesin, bunların pek çoğu kampus inşaatlarını tamamladılar.

Yakında eğitime başlayacak düzeye geldiler.

Yani yargının vereceği karar ormanları kurtarmayacak.

Kesilen kesildi. Yapılan yapıldı.

Geçenlerde bir öneri gündeme getirdim.

Devlet orman içine kampus yapan ve inşaatını bitiren üniversitelere Türkiye'nin herhangi bir yerinde çorak bir alan tahsis etsin ve bu vakıflara bu araziyi ağaçlandırma görevi versin.

Koç Üniversitesi mi? Koçlar'a desinler ki, ‘‘Alın size şu bin dönüm yer. Ağaçlandırın burayı.’’

Sabancılar mı? Aynı şey onlara.

Kimse ona.

Bu önerime destek yağdı.

Pek çok yerel yönetici, pek çok öğretim üyesi bu fikrimi destekledi.

Olmuşla ölmüşe çare yok derler.

Bence bu ölmüşe değil ama olmuşa çare olur.

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Sinirlenmeden önce düşündüğümüz zaman.



X