Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Fatih Altaylı: Nuh Mete Bey de geç kalmadı mı?

Fatih ALTAYLI

BANKA hortumlama rezaletinde sıra bürokratlara gelmiş.

Duy da inanma.

Türkiye'de kimse bürokratların kılına dokunamaz.

Çünkü burası bürokrasi cumhuriyeti.

Bu ülkeyi onlar yönetiyor.

Siyasetçiyi yönlendiren o.

Bakana akıl veren o.

Hatta gerekise bakan olan o.

Bankayı satan o.

Bankayı geri alan o.

Bankayı denetleyen o.

Bankaya genel müdür olan o.

Bankayı batıran o.

Batan bankalara el koyan o.

Kasırga bürokratlara doğru esecek diyor dün Hürriyet.

Olsa olsa tatlı bir meltem eser onlara doğru.

Nuh Mete Yüksel, Egebank'ın murakıp raporlarını yargıya geç intikal ettiren bürokratları araştırıyormuş.

Ben bunu geçen haziranda yazmışım.

Olay bir yıl önce haziranda olmuş.

Ben bir yıl geç yazıyorum, Yüksel ben bu pisliği duyurduktan bir yıl sonra işlem yapmaya başlıyor.

Yüksel de geç kalmış olmuyor mu?

Ayrıca böyle rezaletlerin olduğu tek banka Egebank mı?

Hortumlanan diğer bankalarda murakıp yok mu?

Onlarla ilgili raporlar çok mu iyiydi?

Öyleyse o yalan raporları verenleri de araştıracak mı Nuh Mete Yüksel?

Batan bankalarla ilgili müsteşarları, hortumlama olaylarında özel sektör yöneticisi olarak imzası bulunan Merkez Bankası yöneticilerini de araştıracak mı?

Araştırmayacak değil mi?

Bence de.

Araştıramayacak.

Parçalayalım diye önümüze iki garibanı atacaklar.

Düzen devam edecek.

Biz de ‘‘Sorumluları bulduk ve hesap sorduk’’ diye sevineceğiz.

<ı>Meclis soruştursun

BATIK bankalar olayı, ne yazık ki bir savcının araştıracağı olay olmaktan çok uzak.

Çetrefil bir iş.

Bürokrat var, siyasetçi var, işadamı var.

Herkes var.

Bu rezaleti doğrudan doğruya Meclis'in soruşturması gerek.

Bu Meclis'tekilerin eğer altında bulundukları çatıya bir dirhem saygıları var ise, bir ‘‘soruşturma komisyonu’’ kurar ve batırılan bankaların nasıl battığını sonuna kadar araştırırlar. Bu soruşturma Özal sonrası dönemin de bir aynası olacaktır. Bu hesabı kapatmadan, yeni bir döneme giremeyiz.

Hesabı ise ancak Meclis kapatır.

<ı>Nuriye Akman podyuma çıksın!

DÜN Türkiye'nin üç büyük gazetesini elime aldım. Anladım ki, dün Türkiye'nin en önemli olayı Deniz Akkaya imiş.

Çünkü üç büyük gazetenin, Hürriyet'in, Sabah'ın ve Milliyet'in birinci sayfalarındaki tek ortak unsur Deniz Akkaya idi.

Deniz Akkaya zannettiğimiz kadar çok para kazanmadığı için Hürriyet'in, sayemde vatani borcunu ödeme fırsatı bulan Erdal Acar'la birlikte tatile gittiği için Milliyet'in ve Semra Özal'la röportaj yaptığı için Sabah'ın birinci sayfasındaydı.

Helal olsun Deniz Akkaya'ya.

Üç büyük gazetenin aynı gün birinci sayfasını süslemek...

Büyük olay.

Peki Deniz Akkaya hangi özelliğiyle bunu başarıyor?

Akkaya'nın benim bildiğim tek bir işi var. Manken.

Çıkıyor podyuma yürüyor.

Gerekirse çıplak bile çıkıyor.

İşini iyi yaptığı söyleniyor.

İyi de Türkiye'de çok daha zor işleri çok daha iyi yapanlar var; onlar niye aynı anda üç gazetenin birinci sayfasında değiller.

Hele Sabah'ın yaptığı akıl alır gibi değil.

Deniz Akkaya'‘‘Serbest röportajcı’’ da yaptılar.

Gidiyor, röportaj yapıyor.

Her röportajı birinci sayfadan giriyor.

Oysa Sabah'ta ne röportajcı meslektaşlarım var.

Onlarınki birinci sayfaya pek zor giriyor.

Ben böyle şey görmedim.

Dünyanın her yerinde mankenler kapak olur.

Ama dergilere.

Gazetelerin birinci sayfasına çıkmaları için, çok önemli bir şey olması gerekir.

Ben o ‘‘top model’’ denilen kızları, Washington Post'un, New York Times'ın birinci sayfalarında görmedim.

Mankenler çok isterse gazeteci de olur. Ama mesleği bırakır, çalışır, çabalar öyle olur.

Helena Cristiensen, şimdi dergilere fotoğraf çekiyor.

Ama o çekti diye o fotoğraflar ille de kapak olmuyor.

Ama burada Deniz Akkaya her gün birinci sayfalarda.

Röportajları manşetten haber. Hem de en büyük, en ciddi gazetelerin birinci sayfalarında.

Bir daha dünyaya gelirseniz manken olun.

Her işin başı mankenlik.

Eğitim, bilgi, beceri, çalışmak mı?

Deli misiniz, vakit kaybı vakit.

Deniz Akkaya okumaya kalksaydı, hálá üniversitede olurdu!

Tabii kazanabilirse!

NOT: Bu yazıda Deniz Akkaya'yı eleştirmek gibi bir niyetim yok. O kendi açısından doğru olanı yapıyor. Hatta Akkaya'yı kutlamak lazım, milleti maymuna çevirdiği için.

X