Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Fatih Altaylı: Neo İslamic masonlar

Fatih ALTAYLI

BİRKAÇ yıl önce Fethullah Gülen cemaati peşimde.

Benim elimde Gülen'le ilgili bir kaset olduğunu düşünüyorlar ve bu kasedin içeriğini merak ediyorlar.

Hiç ummadık kanallardan bana ulaşmaya çalışıyorlar.

Sonunda ulaştılar.

Gülen'in benimle bir yemek istediği söylediler.

Olur dedik ve buluştuk.

Altunizade'de bir dershanenin üst katında, Gülen'in yaşadığı ve televizyon programları çektiği yerde buluştuk.

Benim yanımda Teke Tek ekibi, onun yanında başta İhsan Kalkavan kendi ekibi.

Güzel bir yemek yedik.

Onlar da kendi bakış açılarından yaptıkları işleri anlattılar.

Okulları nasıl kurduklarını, neden kurduklarını, nasıl yürüttüklerini.

Gülen özellikle Türk Cumhuriyetleri ve Balkanlar'daki faaliyetlerini anlattı.

Hepimizin bildiği şeyleri kendi açılarından görerek aktardılar.

Sohbetin sonunda Gülen'e izlenimimi aktardım.

Gülen, yurtiçinde ve yurtdışında aynen bir mason teşkilatı gibi örgütleniyordu.

Masonların yüzlerce yıl önce yaptıklarını, şimdi adına ‘‘mason’’ demeden yapıyorlardı.

Aynı zamanda da bir dönem Batı'dan Anadolu'ya gelen misyonerlerin işlevini üstlenmişlerdi ve ‘‘Türk emperyalizminin uç beyliklerini’’ oluşturmaya çalışıyorlardı.

Gülen'e ‘‘Bu, yapılanma açısından masoniktir’’ dedim.

Yüzüme uzun uzun baktı.

Sonra kendi adamlarına döndü ve ‘‘Masonların kötü bir şey yaptığını kim söyleyebilir’’ dedi.

‘‘Sizin çevreler masonları pek sevmez’’ dedim.

‘‘Biz o çevrelerden değiliz’’ dedi.

O zaman yazmaya değer bulmamıştım.

Ve bu konuda hazırladığım kitaba saklamıştım.

Ama yine Gülen konuşulmaya başlanınca aktarmak istedim.

Düzeyi, en aşağılık olan belirliyor!

PASCAL Nouma gazetecileri dövünce tartışma başladı:

‘‘Kim haklı?’’

Özel hayata nereye kadar girilebilir?

Şöhretli olmak, özel hayata tecavüzün gerekçesi olabilir mi?

Pascal Nouma, profesyonel bir sporcudur.

Teknik direktörünün de dediği gibi, izin gününde veya başka günlerde ne isterse yapar.

İster bara gider, ister diskoya, isterse camiye, istemezse hiçbir yere gitmez, evinde oturur.

Zaten yıllardır Türkiye'de spocular bu rahatlığı yaşıyorlar. Cılkı çıkmadıkça özel yaşamları haber olmuyor.

Pascal Nouma da eğlenmeye gitmiş.

İzin günü olması bile önemli değil.

Önemli olan sahadaki performansı.

Ama gazeteciler fotoğraflamışlar.

Sonra da kıyamet kopmuş.

Magazin muhabirleri abartınca Nouma da tekme tokat girişmiş.

Antrenmansız gazeteciler sopayı yemişler.

Dayak olayına kadar Nouma haklı.

Ama hiçbir neden, birilerinin birilerine tekme tokat girişmesini affettiremez.

Nouma sinirlerine hákim olabilse ve magazincilerin zaman zaman can sıkıcı olan sıkıştırmalarına aldırmasa, bu fotoğraflar haber dahi olmazdı.

Fakat ne yazık ki, magazin gazeteciliğinde düzeyi en aşağıda olan belirliyor.

Normalde haber dahi olmayacak bir şeyi bir kendini bilmez haber yaptığı anda, bu haberi atlayan muhabirler müdürleri tarafından azarlanıyor.

Hal böyle olunca da magazin gazetecileri, olaylara bakışlarını içlerinde en alçak olana göre ayarlıyorlar.

Birinci sayfanın manşetinden, bir sporcuya zenci olduğu için ‘‘Yamyam’’ diyen gazeteler oldukça, alçalmanın sınırını belirlemek hayli güç olsa gerek.

Kibar Galatasaraylılar!

BEN Galatasaraylıları kibar adamlar bilirdim. O eskidenmiş.

Galatasaray yönetiminden Burak Elmas, Real Madrid maçından önce beni aradı ve geçen pazartesi günü için muhtemelen Hürriyet'e geleceklerini söylerek randevu istedi.

Galatasaray'dan büyüğüm Ali Dürüst ile birlikte geleceklerdi.

Elbette dedim ve pazartesi günü işimi gücümü bırakıp, ne olur ne olmaz erken merken gelirler diye gazeteye gelip bekledim.

Ne gelen oldu, ne giden.

Sonra öğrendim ki, gelip spor servisiyle yemek yiyip gitmişler.

Afiyet olsun da, bana da bir telefon açıp, ‘‘Kusura bakma. Vaktimiz yok uğrayamıyoruz’’ deselerdi.

Galatasaray Kulübü'ne verecek paraları olmadığını biliyordum ama Galatasaray'a yakışacak terbiyeleri de yokmuş.

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Çifte standart, genel geçer standart haline gelmediği zaman.

X