Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Fatih Altaylı: Nalıncı demokrasisi!

Fatih ALTAYLI

SAMİ Selçuk'un adli yıl açılış konuşması eleştiriliyor. Eleştirilere katılmıyorum.

Selçuk'un açılış konuşması, ana hatlarıyla neredeyse yüzde yüz doğrular içeriyor.

Yargıya politik müdahale olduğunu, bunun yargıyı kirlettiğini söylüyor.

Doğru.

İdam cezasını bugüne kadar kaldırmamış olmanın Türkiye'nin ayıbı olduğunu, bugün Apo nedeniyle bu cezayı kaldırmakta güçlük çekildiğini anlatıyor.

Doğru.

Dünyanın dönüp dönmediği halk oyuna sunulmaz diyor.

Doğru.

Memur dokunulmazlığı kaldırılmalı, memurların izinsiz yargılanabilmesi sağlanmalı diye düşünüyor.

Doğru.

Türklerin, işkenceden dolayı Türkiye'yi mahkûm eden Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne değil, işkence yapanlara kızması gerekir diyor.

Doğru.

Devlet af çıkarırken kendine karşı işlenen suçlarda yetkisini kullanmalı, bireye karşı suçlarda bu denli cömert olmamalı diyor.

Doğru.

312. maddede revizyon yapılmalı diyor.

Doğru.

Yargıtay Başkanı, söylediklerinde çok ama çok haklı.

Ama asıl mesele Yargıtay Başkanı'nın söylediklerinde değil.

Söylemediklerinde.

Sami Selçuk, Türkiye'de demokrasi karşıtı güçlerin sadece ‘‘devleti aşırı koruma yanlıları’’ arasında değil, din tacirleri arasında da bulunduğunu söyleyemiyor.

Batı'nın özgürlüklerini örnek gösterirken, Batı'nın kişi ve toplum haklarına yönelik eylemleri kısıtlayıcı, demokrasiyi koruyucu kural ve kurumlarını nedense zikretmiyor.

Erbakan gibilerin söyledikleri sözlerin, 312. madde olsun veya olmasın, hiçbir demokrasiyle bağdaşmayacağına, Batı demokrasilerinde kiliselerin kışla, çan kulelerinin mızrak, çanların miğfer olarak nitelendirilmediğine değinmiyor.

Aslında bizde herkes doğru söylüyor.

Ama herkes eksik söylüyor.

O yüzden de demokrasimiz biraz eksik oluyor.

Yabancısına mı karşıyız?

HİÇ mi ortamız olmayacak? Hep mi ifratla tefrit arasında dolaşağız. Dün turizmci bir okurumun telefonuyla öğrendik rezaleti.

Gemiyle Türkiye'ye gelen bir grup eşcinsel, Kuşadası'nda polis tarafından engellenmişti. Tek ‘‘suçları’’ ise eşcinsel olmaktı. Haberi araştırdık ve rezalet ortaya çıktı. Türkiye'de eşcinsellik ayıp veya suç değil. Hatta tam aksine el üstünde tutuluyor. Kötü sesiyle şarkıcı olabilenler onlar. Berbat çizimlerle modacı olabilenler onlar. (İyisini yapanlar alınmasın.) Kötü kitaplarla edebiyatçı olabilenler onlar. (İyisini yazan varsa alınmasın.) Anladığım kadarıyla biz temelde eşcinsellere karşı bir millet değiliz. Kuşadası'ndaki tavra bakılırsa biz sadece ‘‘yabancı eşcinseller’’den haz etmiyoruz. Aydın polisi, İsmail Türüt'ün de etkisinde kalmış olacak ki, yabancı eşcinselleri ‘‘deporte’’ edince onlar da küsüp, başka yere uğramadan gitmeye kalkışmışlar. Herhalde İsmail Türüt'ün eski fotoğrafları Aydın Emniyeti'ne ulaşmamış. Neyse ki, tam burada Turizm Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı devreye girip eşcinselleri Türkiye'ye geri dönmeye ikna etmişler. Ve eşcinseller dün İstanbul'da kırmızı halılarla karşılanmışlar.

Ben sayın bakanların, eşcinselleri dönmeye ikna etmek için ne dediklerini çok merak ediyorum.

Öz Türk, buluş Amerikan

ABD'de başarılı çalışmalar yapan Türk doktor Mehmet Öz'ün başarılarından Türk olduğu için övünmemizi doğru bulmamam Mehmet Öz'ün babası Prof. Dr. Mustafa Öz'ü üzmüş.

Diyor ki, ‘‘Oğlum ömrünün dörtte birin Türkiye'de geçirdi. Türkiye'de askerlik yaptı.

Türkiye'yi herkesten çok sever. Türkiye için çalışır. Türkiye'yi tanıtmak için gösterdiği çabaların değeri milyonlarca dolarla ölçülemez.’’

Bu müthiş evladı yetiştiren, bu değerli babanın sözlerine kulak vermemek imkánsız.

Ama bu sözler benim yazımdaki anlamı değiştirmiyor. Mehmet Öz Türk'tür. Türkiye'yi çok sevdiğine de eminim. Ne güzel ki, askerliğini de yapmış. Zaten yapmasa vatandaşlıktan atılırdı. Mustafa Bey'in oğluyla gurur duymasını da çok doğru buluyorum. Allah hepimize böyle evlat nasip etsin. Ama ben, Mehmet Öz'ü eleştirmiyorum ki! Ben, Mehmet Öz gibi Türk çocuklarının, bu önemli buluşları Türkiye'de değil, ABD'de yapmasına neden olan ortamı eleştiriyorum. Mehmet Öz bu buluşları ABD'de yapınca, bunlar Türk asıllı birinin ABD'de yaptığı buluş oluyor. Ben, Mehmet Öz'ün Türklüğünü inkár ettiğin söylemedim ki!

Ben sadece Türkiye'nin bilimi inkár ettiğini, sonra da inkár ettiği bilimden övünmesinin anlamsız olduğu söyledim. Keşke Öz bu buluşlarını Türkiye'de, Türk üniversitelerinde, Türk laboratuvarlarında geliştirse, keşke bunları Türk tıp firmaları üretip dünyaya satsa diyorum.Mehmet Öz evrensel bir bilim adamıdır. Türkiye ise bilim yapılamayan bir ülke.

Öyle değil mi, Mustafa Öz Hocam!

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Televizyon programlarında konuk ağırlayanlar, konuklara söz hakkı verdiği zaman.

X