Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Fatih Altaylı: Kadir veya Buket değil Türk sineması kaybetti!

Fatih ALTAYLI

TÜRKİYE'nin gündemi magazin. Bayılıyoruz yatak odası öykülerine. Her gün bir yenisi.

İbrahim, Asena ile ne yaptı?

Yoksa stajyer çıtırla mı birlikte?

Kaya'nın biricik sevgilisi Hülya değil mi yoksa!

Boşanacaklar mı, yoksa yine af mı var?

Bu gibi aslında bizi hiç mi hiç ilgilendirmeyen ve hayatımızda pratik hiçbir değişiklik yapmayacak olan meseleler hepimizin en önemli gündemi.

Öyle ki, eskiden yolda gazetecilere siyaset ve ekonomi sorulurdu, pazartesi günü tanıdıklar Kadir İnanır'ın Buket Saygı'yı taciz edip etmediği konusunda ne düşündüğümü sordular.

Oysa ben, ne Kadir İnanır'ı tanırım, ne de Buket Saygı'yı.

Çelik'le biraz muhabbetim vardır o kadar.

Neyse sonuçta gündem tamamen magazin.

Borsanın 11 bine inmesinden daha önemlisi, bazı sanatçıların donunun nereye kadar indiği.

Cottarelli'nin bile sevgilisi olup olmadığı merak konusu.

Hayatımız magazin.

Ancak son İnanır-Saygı-Çelik atışması, normal magazin gündeminin dışında bir anlam taşıyor.

Bu ‘‘iğrençlik’’, kim doğru söylüyor ve kim haklı olursa olsun fark etmez, Türk sineması için ağır bir darbe.

Yakın zamana kadar Türk filmciler İstanbul dışında çekime gideceği zaman, yanlarında götürecek kadın sanatçıyı bırakın, kadın makyöz bulmakta bile zorlanırlardı.

Çünkü film çekimi için İstanbul dışına çıkmak demek, başta başrol oyuncusunun, sonra rejisörün, ardından yapımcının, ardından filme destek veren yerel makamların tacizine uğramak demekti.

Bu nedenle de kimse uzak yerlerde çekilen filmlerde görev almak istemezdi.

Son yıllarda bu pislik ortadan kalkmıştı ve profesyonel bir anlayış yerleşmeye başlamıştı.

Bu rezalet, doğru veya yalan, Türk sinemasına bu açıdan vurulmuş bir darbedir.

Bundan böyle kent dışına gidecek makyöz dahi sıkıntı içinde olacaktır.

Olmadı Porsche

SPOR otomobillerin en çekicilerinden Porsche'nin gazetelerdeki reklamları çok hoş.

Yaratıcı. Sempatik.

Ama aynı oranda da yanlış.

Bakın dünkü gördüğüm Porsche reklamına ne diyor:

‘‘Otobandaki dostlardan gelen yoğun istek üzerine bugün Porsche'yi önden gösteriyoruz. Çünkü birkaç saniyelik sürede dikiz aynasından pek algılanamıyormuş.’’

Güzel ve esprili bir reklam. Porsche'nin hızı bilinen bir gerçek. Basıp gidiyor. İyi de yollarda hız sınırı en kralında 130. Yani Renault Spring'in bile yapabileceği bir sürat. Şimdi diyeceksiniz ki, iyi de Porsche alan basmak için alıyor. Onu da biliyorum. Ama bunu bir reklam vesilesi yapmak doğrusu bana hoş gelmiyor. Bence Porsche'ye yakışan, 250 kilometrede güvenli sürüş için tasarlanan bir otomobilin, 130 kilometrede süper bir güvenlik sağlayacağını vurgulamak olabilirdi.

Hangi hasta

500 milyar

istemez ki!

‘KİM 500 Milyar İster’ adlı yarışma programı sezona bir ‘‘hayır işi’’ ile başladı.

Annesi gazeteci olan hasta bir genç kız için gazeteciler yarıştı.

Radikal'den Mehmet Yılmaz 500 milyon kazandı.

Can Ataklı 8 milyar, Mehmet Ali Kılıçbay ise 16 milyar kazandılar.

Tedavi için toplam 24.5 milyar lira toplandı.

Allah acil şifalar versin.

Programın sunucusu sevgili arkadaşım Kenan Işık, yapımcısı ise dostum Fatih Aksoy.

Bu yarışma öncesinde bana da katılmam için teklifte bulundular.

Bir şartla kabul edeceğimi söyledim.

Kazanacağım 500 milyar liranın bir vakfa verilmesi şartıyla.

Aksi takdirde bu yarışmayı adaletsiz bulduğumu söyledim.

Nedenine gelince...

Hasta olan genç kızımızın annesinin gazeteci olması nedeniyle bu yarışmaya başvurma ve kendisi için özel yarışma yaptırma şansı vardı.

Ya diğer kanserli ve elinde bu gibi bir yarışmayı kendisi için düzenlettirme şansı olmayan on binlerce hasta?

Onların gühanı ne?

Şimdi Kim 500 Milyar İster adlı yarışmanın programcıları, kendilerine başvuracak her ihtiyaç sahibi için özel yarışma yapabilecekler mi?

Yoksa sadece annesi veya babası gazeteci olanlar için mi yarışılacak?

Bence, Kim 500 Milyar İster yarışması bundan böyle her yıl belirli sayıda yarışmayı böylesi hayır işlerine ayırıp, gelirini vakıflara bırakmalı.

Tek tek kişiler için yapılacak yarışmalar, ciddi bir haksızlığa neden olacak.

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Katilleri affettirmek için yasa çıkaranlar, orta son sınıf öğrencilerine katillerden daha kötü davranmadıkları zaman.

X