Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Fatih Altaylı: İsmail Cem kokuyor!

Fatih ALTAYLI

TASARRUFPERVER Cumhurbaşkanımız Ahmet Necdet Sezer'in New York'un en pahalı otelinde kalacak olması, dün Hürriyet'te haber oldu.

Ben şahsen Cumhurbaşkanı'nın bu işte bir günahı olduğunu düşünmüyorum.

O büyük ihtimalle, The Pierre diye bir otelin varlığından bile haberdar değildir.

Cumhurbaşkanı'nı kendi prensiplerine aykırı bu tongaya düşüren ise kuvvetle muhtemel, Dışişleri Bakanı İsmail Cem'dir.

Çünkü bildiğim İsmail Cem, dünyanın neresine giderse gitsin, en pahalı otelin, en pahalı süitinde kalır.

Geçen yıl da, depremin hemen ardından gittiği bir Fransa seyahatinde, Paris'in en pahalı otelinde geceliği 30 bin franklık bir oda tutmuş, ancak olayın tarafımızdan haber alınması üzerine daha mütevazı bir odaya geçmiştir.

Ben içeride 30 dolarlık benzin parasını cebinden koyan bir Cumhurbaşkanı'nın, 6 bin dolarlık oda parası ödeteceğine inanmam.

Başbakan Demirel mi?

ÇEŞİTLİ gazete haberlerine bakılırsa emekli cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Güniz Sokak'ta sadece vatandaşları değil, bakanları da kabul ediyor.

Kabul etmekle kalmıyor. Bir de akıl, hatta yer yer talimat veriyormuş.

Hangi güçle bunu yaptığını anlamak mümkün değil.

Adam oturduğu köşeden çağırıyor. Bakanlar ayağına gidiyorlar.

Kendi genel başkanını, kendi başbakanını dinlemeyen bakanlar, beyefendinin talimatlarını aynen uyguluyorlar.

Adam tam yetkili emekli cumhurbaşkanı.

Yarın öbür gün çok sevgili yeğeni Murat Demirel'in DGM'deki davasına bakacak heyeti de Güniz Sokak'a çağırırsa ve çete kurarak sahibi olduğu bankayı soymak suçundan yargılanacak olan yeğenine ceza vermemelerini isterse, hiç şaşmayın.

Şimdi diyecekseniz ki, ‘‘Hangi yetkiyle adalete emir verecek? O kadarı da olmaz ki’’.

Bakanları hangi yetkiyle çağırıyorsa, o yetkiyle.

Olmayan, yasaya dayanmayan, hatta gayri yasal yetkileriyle.

Biz bu Demirel'den anlaşılan kurtulamayacağız.

Galiba ben çocuğu biraz erken yaptım.

Niyetim, Demirel'in yönettiği bir ülkede hiç değilse evladımın yaşamaması idi.

İnşallah torunum kendini kurtarır.

Bu kafa, sporcu kafası değil

SPORDA gayri sportif şeyler olmaya başladı. Çünkü sporda yönetici kalitesi giderek düşüyor.

Türkiye'nin en önemli kulüplerinden Galatasaray ve Fenerbahçe'de yöneticiler, ayrılan sporcularının ardından terbiye sınırlarına sığmayacak sözler sarf ediyorlar.

İşte Galatasaray.

Başta Başkan Süren olmak üzere, Hakan gibi, Fatih gibi bu kulübe yıllarca hizmet etmiş sporculara etmedik hakaret bırakmadı Galatasaraylı yöneticiler.

Başkan Faruk Süren, Hakan'lı Inter'in Şampiyonlar Ligi'ne veda etmesini, ‘‘Nasıl olur canım! Süper bir santrfor transfer etmişlerdi’’ diye alaya aldı.

Futbolcusunun gittiği kulüpte başarılı olmasını dahi hazmedemeyen bir kafa olarak Galatasaray'a yakışmadı.

Oysa Hakan'ın başarılı olması, Galatasaray'ın ve Türk futbolunun bundan sonra ihraç edeceği futbolcularının da değerini artıracak bir unsur olacaktı.

Fatih Terim'e yapılanlar ise zaten tam rezalet.

Ya Fenerbahçe'de Mahmut Uslu'nun söyledikleri.

Fenerbahçe'den giden adi ve şerefsiz, Fenerbahçe'ye gelen ahlak timsali.

Peki, görev süresinin sonunda yönetimden ayrılıp Fenerbahçe'yi bırakınca ne olacak Mahmut Uslu.

Ayrıca aynı Mahmut Uslu, yıllarca para karşılığı çeşitli basketbol takımlarında yöneticilik yaptı.

O takımlar Fenerbahçe'yle oynadığı zaman Mahmut Uslu takıma ‘‘Yenilin’’ mi diyordu!

Bunlar sporcu kafası değil.

Şu günlerde üç büyükler arasında spora yakışan yegáne kafa galiba Beşiktaş'ta.

İnşallah o da bozulmaz.

Galatasaray'ın değeri hiç mi artmadı?

GALATASARAY bugün yapacağı genel kurulla kulübü, ne olduğu ve kime ait olduğu bilinmeyen ve bence birkaç yöneticinin kulübü şahsi mal haline getirme operasyonundan başka bir şey olmayan AIG'ye satış konusunda karar verecek.

Bence AIG işi tam bir üçkáğıt.

ABD merkezli AIG ile uzak yakın ilişkisi olmadığı Necdet Çobanlı tarafından belgelenen bir AIG'ye Galatasaray devredilecek.

Tipik bir dolandırıcılık operasyonu gibime geliyor.

Neyse, bu konuda genel kurul ne derse saygılıyız.

Ama anlamadığım bir şey var. O da fiyat meselesi.

Galatasaray'a iki yıl önce biçilen fiyat 25 milyon dolar civarındaydı.

Ama şimdi o Galatasaray'ın yerinde bambaşka bir Galatasaray var.

Avrupa Şampiyonu, Süper Kupa Şampiyonu.

Dünya sıralamasında en büyük 4. kulüp.

Dünyanın tanıdığı, eskisinden çok büyük bir marka.

O Galatasaray 25 milyon dolarsa, bu Galatasaray en az 50 milyon dolar.

Acaba bu artış, AIG'ye satışa yansıyacak mı?

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Dünyanın en yüksek binasının bile bir gün gelip yıkılacağını hatırımızdan çıkarmadığımız zaman.

X