Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Fatih Altaylı: Hukuk, insan içinmiş

Fatih ALTAYLI

CUMHURBAŞKANLIĞI Özel Kalem Müdürü Tacan İldem erken saatte aradı.

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer benim köşeyi okuyunca Zöhre Bad'ın sesine kulak vermiş.

Hemen Adalet Bakanlığı'nı aratarak Bad'ın karaciğer kanseriyle mücadele eden ve halen İzmit Cezaevi'nde yatan oğlu Murat Dil'in dosyasını inceletmiş.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın konuyla ilgili olarak gereğini yapmasını istemiş.

Bu konuşmanın hemen ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Ferzan Çitici aradı.

Konuyla yakından ilgilenildiğini, hem hukuk, hem insanlık adına gereğinin yapılacağını söyledi.

Zöhre Bad'ın oğlu Murat Dil için bu hafta sonunda kesin karar veriliyor.

Adli Tıp Meclisi Genel Kurulu, yarın toplanıyor ve Murat'ın cezasının ertelenmesi konusunu karara bağlıyor.

Uzunca bir süredir kanserle pençeleşen Murat Dil hakkında karar büyük bir ihtimalle ‘‘cezanın ertelenmesi’’ şeklinde olacak.

Yani Murat, annesi Zöhre Bad'a kavuşacak.

Ve, ya annesinin yanında sağlığına kavuşup cezasının geri kalanını tamamlamak üzere hapishaneye dönecek (dileğim bu), ya da evinde huzur içinde aramızdan ayrılacak.

Ne olursa olsun insanlık kazanmış olacak.

Erez: Beni Yüce Divan'a yollayın!

YALIM Erez, Kanal D'deki Teke Tek programında konuğum oldu. Meclis Komisyonu'nun aldığı ‘‘Yüce Divan’’ kararından dolayı mutsuz olmuş gibi görünmüyordu.

‘‘Bugün aynı konu gelsin, yine aynı imzayı atarım’’ dedi.

Ve kararın altında imzası olan bakanları gösterdi.

Bu kişilerden 10'u bugün de bakan.

Hatta biri Başbakan.

Meclis, Yüce Divan kararını onaylarsa ve ortada bir suç varsa eğer, suçun faillerinin sadece ikisi yargılanacak, diğerleri ise yargı karşısına çıkmayacak.

Bu olacak bir şey değil.

Hukuka bu kadar ters bir durumun, varlığını hukuka borçlu bir çatı altında oluşması üzüntü verici.

Yalım Erez ise rahat.

‘‘Meclis konuyu ele alırken yüce Meclis'ten ve milletvekillerinden bir ricam olacak. Benim dosyamı Mesut Yılmaz'ın dosyasından ayırsınlar ve lütfen beni Yüce Divan'a sevk etsinler. Ben siyasi bir ortamda değil, yargı önünde aklanmaktan mutlu olurum. Ben Yüce Divan'da aklanmak istiyorum’’ diyor.

Bu arada eğer Erez ve Yılmaz bu dosyadan Yüce Divan'a sevk edilip orada da suçlu bulunurlarsa, ortaya ciddi bir hukuk krizi çıkacak.

Çünkü bu dosya daha önce Danıştay'da ele alınmış ve Danıştay 10. Dairesi de, Danıştay Genel Kurulu da, SEKA arazisinin tahsisi konusunda en küçük bir kusur bulmamış.

Eğer Anayasa Mahkemesi aksi yönde karar verirse, iki yüksek mahkemeden iki farklı sonuç çıkmış olacak.

ESBANK genel müdürü bankayı soyuyor mu?

MERKEZ Bankası Başkanı Gazi Erçel'e bir küçük uyarım daha var. ESBANK'ın başına ‘‘Bankayı kurtarsın’’ diye atadığı genel müdürün marifetleri saymakla ve yazmakla bitmeyecek gibi duruyor.

ESBANK'ın başına atanan genel müdür hazretleri, bankanın ortak olduğu kuruluşların yönetim kurullarından aldığı ‘‘huzur hakları’’nı artırmış.

Büyük bir sanayi grubunu çatısı altında barındıran ESBANK'ın ortak olduğu şirketlerin yönetim kurullarına giren atama genel müdür, bu şirketlerin yönetim kurullarına katılma bedeli olarak 600 milyon TL alıyormuş.

ESBANK'ın en az 6, hatta 7 şirkete ortak olduğu ve bunların yönetim kurullarının ayda en az bir kere toplandığı varsayılırsa, atama genel müdürün her ay açıktan cebe indirdiği paranın miktarı da ortaya çıkar.

Bir kez daha yineliyorum, bu genel müdüre değil ESBANK, Deutsche Bank olsa dayanmaz.

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Kimi siyasetçi yakınları, her türlü pisliğin altından çıkmaktan ‘‘yıldıkları’’ zaman.

Açıklama

BAZI dürüst gazeteciler üzerinde bir oyun oynanıyor.

Bir ara Hürriyet'e yamanmaya çalışan bir şeriatçı gazeteci ile çanağını yaladığı kişilerin yanı sıra bazı çıkar gruplarının da sözcülüğünü yapan akademisyen pozundaki ilkesiz sahtekár yazar, bana ve meslektaşım Kanal D Haber Genel Yönetmeni Tuncay Özkan'a karşı ciddi bir karalama kampanyası yürütüyorlar.

Bu kampanyanın yakında birkaç gazeteci dostumuzu daha kapsayacağı bilgileri geliyor elimize.

Hedefteki gazeteciler laik, demokratik cumhuriyetten yana tavır almış, yolsuzluğa, hırsızlığa karşı tavırlarıyla öne çıkmış isimler.

Bu iki şerefsizin yanı sıra bunları yönlendiren şantajcı, mafya ve siyaset ilişkili kimi insan müsveddeleri de buradan kişisel çıkar sağlamaya, kendilerine rakip gördükleri kişileri bu yolla karalamaya ve birbirlerine düşürmeye çalışıyorlar.

Bazıları Tuncay ile benim aramda mesleki bakış açısından kaynaklanan ve zaman içinde çözdüğümüz sorunları da kullanmak için ellerinden geleni yapıyorlar.

Bu alçak taifesi ile onların anladığı dilden mücadele etmeye karar verdiğimi bilmenizi istiyorum.

Siz okurlarıma ait olan bu köşede, zaman zaman da olsa, bu şerefsizlerle mücadele edeceğim.

Hepimiz adına...

X