Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Fatih Altaylı: Her daim cumhurbaşkanı

Fatih ALTAYLI

Memeleket istikrarsızlığa düşmesin diye Demirel'i bir kez daha cumhurbaşkanı yapma yönündeki çalışmalar ülkeyi şimdiden istikrarsızlığa soktu.

Demirel'in seçilme olasılığındaki artışlar veya düşüşler bir nevi kredi notu gibi ülkenin ekonomisini etkiliyor.

Borsa düşüyor çıkıyor, dolar düşüyor çıkıyor.

Anlaşılan ülkenin istikrarı Demirel'in görev süresinin uzatılmasına gerçekten bağlı.

Hal böyleyken, Anayasa değişikliği önerisini bir miktar değiştirmekte fayda var.

Demirel'i 5 yıllığına seçip, 5 yıl sonra yeniden istikrar konusunu düşünmeye, ülkeyi yeniden bir istikrarsızlığa sokmaya gerek yok.

Anayasa değişikliği, ‘‘Süleyman Demirel ölünceye kadar Türkiye Cumhuriyeti'nin cumhurbaşkanı olarak kalacak, ölümünden sonra da yerine onun belirleyeceği bir kişi geçecektir’’ şeklinde yapılırsa ülkemizdeki isikrar kalıcı olacak, 5 yıl sonra yeniden kara kara düşünmemize gerek olmayacaktır.

Bu kanalların sahibi yok mu?

RTÜK dün Show TV'yi kapatmıştı. Gerekçe Hülya Avşar'ın programında söylenen bir şarkı.

Galiba içeriği biraz müptezelmiş.

O zaman önümüzdeki günlerde bütün kanalların birer birer kapanması gerekiyor. Çünkü nereyi açsam karşımda, ‘‘Ucundan acık’’ diyen salakça bir şarkı var.

Fakat televizyon kanallarının düzeysizliği bu kadarla sınırlı değil.

Pazar akşamı yapacak işim yok, evde televizyon izliyorum.

Kanallardan ikisinde benzer programlar.

Hangisinde hatırlamıyorum, birinde, adını bilmediğim bir şarkıcı İsmail Türüt adlı türkücü için ‘‘İsmail Düdük’’ diyor.

Çünkü İsmail Türüt ona yumuşak demiş.

Bu durum programın muhabirleri vasıtasıyla İsmail Türüt'e iletiliyor.

İsmail Türüt kızıyor.

Ekranda ellerini kendine doğru çekerek, ‘‘Ben onu bir düdüklerim görür İsmail Düdük'ü’’ diyor.

Şaka yapmıyorum.

Seviye aynen bu.

Yumuşaklar, uşaklar tartışması, bir türkücünün, bir şarkıcıyı ‘‘düdüklemekle’’ tehdit etmesiyle sürüyor.

Akıl almaz bir durum.

Bu seviyesizliği de aşan terbiyesizlik nereye kadar gidecek, RTÜK bu duruma ne diyecek bilemiyorum.

Üstelik bu kanalların hepsinin başında son derece saygıdeğer kişiler var.

Onları bırakın bu kanalların hepsinin patronları Türkiye'nin saygıdeğer, beyefendi işadamları.

Ve onların kanallarında yumuşaklar ve düdüklemeler gırla.

Çok merak ediyorum, insanın çocuklarına seyrettiremeyeceği bir televizyon kanalının sahibi olması nasıl bir duygu?

Alo Trafik, trafikten beter!

CUMARTESİ günü İstanbul'da Kadıköy'den Avrupa tarafına geçeceğim. 2. Köprü'ye doğru yaklaşıyorum.

Trafik tıkalı.

Radyo D'yi arIyorum, bir sorun varsa öğrenip, vatandaşları diğer köprüye yönlendirsinler diye.

Alo 154'ü arıyorlar.

154'ten gelen yanıt hiçbir sorun olmadığı, trafiğin yoğun olmasından dolayı tıkanıklık yaşandığı şeklinde.

Alo 154 1. Köprü'de durumun daha kötü olduğunu söylüyor.

Bu konuşmadan 45 dakika sonra ağır ağır köprünün üzerine geliyorum.

O ne, en az 10 otomobil birbirine girmiş, ciddi bir zincirleme kaza.

Polisler, çekiciler.

Alo 154'ü bir kez daha aratıyorum.

Oradan gelen bilgi aynı.

‘‘Hayır Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'nde kaza yok.’’

Bu nasıl bir koordinasyondur Allah aşkına!

Neye yarar bu 154.

Şu İstanbul trafiğini yönetenler, neden radyolardan faydalanmazlar.

Desenize, kendilerinin haberi yok ki radyoya haber versinler!

Bana ne A Takımı'ndan

TGRT'de A Takımı adlı programda Yılmaz Güney tartışılmış.

Programda benim Güney ile ilgili yazım okunmuş ve programa katılmamam, yazımın arkasında duramamam olarak yorumlanmış.

A Takımı adlı programa katılmanın, yazılarımın arkasında durmakla bir ilgisi olduğunu zannetmiyorum.

Yazılarımın arkasında durduğumu, gece yarısından sonra A Takımı'na çıkıp anlatmak zorunda değilim.

Üstelik de ben Yılmaz Güney'le ilgili fikir yazısı veya yorum yazmadım.

Bu adam hapiste düşünce suçundan değil, gazinoda çıkan kavgada adam öldürdüğü için yatıyordu, dedim. Bunun önünde veya arkasında durulmaz. Bu gerçeği bir kez de A Takımı'nda mı söylemeliydim yani!

Bu şımarıklığın gerekçesini anlayamadım.

Mecbur muyuz fikirlerimizi A Takımı'nda savunmaya?

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Profesör olmanın sahtekár olmaya engel teşkil etmediğini herkes anladığı zaman.

X