Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Fatih Altaylı: Hakikaten Dallama

Fatih ALTAYLI

Genelleme yapmayı hiç sevmem.

Kötü yönetiliyor, başında abuk sabuk insanlar var diye de bir milleti karalamayı doğru bulmam.

Ama şu İtalya'nın hükümeti var ya, ne diyeyim ki!

Apo'nun kapağı İtalya'ya attığı günlerde İtalyan Başbakanı'na adını yakıştırmıştım:

‘‘Maksimum Dallama’’.

Her geçen gün beni haklı çıkardı.

Yönettiği ülkenin ilk hecesi ‘‘İt’’ diye adam günden güne itleşiyor.

Son numaraları dehşetli.

Makarnacıların parlamentosu toplanıyor.

Niye mi?

Apo meselesini görüşeceklermiş. Daha doğrusu Apo'ya destek olmak için ne yapabiliriz diye düşüneceklermiş.

Önde Dallama, arkasında İtalya'nın it kısmı...

Hadi Madam Mitterand'ı anladık. Koynuna bir PKK'lıyı aldı diye kadın başımıza PKK'lı kesildi.

Peki bu Dallama'nın koynuna giren PKK'lı kim?

Hadi bu Dallama, adına layık davranıyor, ya diğer İtalyan parlamenterler?

Onlar bilmiyorlar mı, İtalya'nın İt-alya olmadığını. Ya da olmaması gerektiğini.

Bilmiyorlarsa öğrenirler.

Kızıl Tugaylar bir cinayet işleyince ödü patlamıştı.

Parlamentoyu toplayacaksa, onun için toplasın.

Kampanya

BİLİYORSUNUZ Türkiye'de teröre karşı yürütülen macedelede pek çok silah ele geçiriliyor.

Bunlar arasında Kalaşnikof tüfekler, tabancalar, çeşitli patlayıcılar, roketatarlar, hatta İtalyan malı anti personel mayınlar var.

Ele geçirilen bunca mühimmat ve silah standart dışı olduğu için bizim işimize yaramıyor.

Depolarda çürüyüp gidiyor.

Oysa zaman dayanışma zamanı.

Ülkemizde insanların kullanmadıkları eşyalarını ihtiyacı olanlara iletmek üzere kurulmuş bir organizasyon var. Acil İhtiyaç Projesi. Bu kullanılmayan silah ve mühimmatı Acil İhtiyaç Projesi kapsamında İtalya'ya, orada fakrü zaruret içinde oligarşik faşist diktaya karşı İtalyan halkı adına bağımsızlık mücadelesi veren Kızıl Tugaylar'a yollasak fena mı olur!

Onların ki yasa da bizimki ne?

Fransa’daki durumdan haberiniz var mı?

Fransa, yerel dillerin kullanımına izin veren bir anlaşmaya imza koydu. Bu imzayla birlikte Fransa içindeki pek çok yerel dilin kullanılma ve kullanıldıkları bölgede resmi dil olma hakkı doğdu.

Bunların başında Korsika geliyor.

Bunun dışında Marsilya, Bretagne gibi daha pek çok bölgesel dile de bu hak tanınmış olacak.

Ama olamıyor.

Fransa Cumhurbaşkanı Mitterand Fransız Anayasası’nın ‘Resmi dil Fransızcadır’ maddesinden yola çıkarak imzalanan bu anlaşma parlamentodan geçse bile veto edeceğini söylüyor.

Yani Fransa’da yerel dillere kullanım hakkı yok. Korsikalılar kendi dellireyle konuşma hakkına sahip olamıyorlar.

Çünkü Anayasa bun izin vermiyor.

İyi hoş da, Fransa’da yasalar, Anayasalar yasa da biz de guguş mu?

Bizde aynı şey olunca bunlar niye kıyameti koparıyorlar?

Avrupa kendi vermediği hakları, bizim veremezi hangi hakla istiyor!

İtalyan'la, İtalyan olma

APO asılmalı mı, yoksa asılmamalı tartışması dün Hürriyet'te geniş olarak yer aldı.

İlgimi çeken nokta pek çok kişinin Apo'nun asılması veya asılmaması konusunu Avrupa ile ilişkiler ekseninde ele almış olması.

Ben Apo'nun asılması olayını bu açıdan pek önemsemiyorum.

Çünkü Avrupa'da Türkiye'ye karşı tavrın Apo ile ilgisi yok.

Türkiye karşıtı olanların yeni bahanesi Apo.

O olmasa başka şey zaten bulacaklar.

Türkiye'ye önyargılı yaklaşmayanlar ise zaten Türkiye'nin hakkını teslim ediyor, en azından yargılama boyutuna eleştiri getirmeden, ‘‘Haklısınız da, asmasanız iyi olur’’ tavrını sergiliyorlar.

Benim açımdan Apo'nun asılıp asılmaması terörün sona ermesi, kandırılmış gençlerimizin dağlardan geri dönmesi açısından önem taşıyor.

Değerlendirmelerimi bu eksende yapmaya çalışıyorum.

Apo'yu asacaksak Avrupa'ya nanik yapmak için asmayalım.

Asmayacaksak da Avrupa asmayın dedi diye asmadık demeyelim.

Aslına bakarsanız, şu İtalyanlar'ın yaptığı insanı çileden çıkarıyor.

Sırf şu İtalyan hükümetine inat olsun diye götürüp İtalyan Büyükelçiliği'nin karşısında asmak var ama, ne demişler it'le it olma...

Bu kadar İtalyanlaşmak bize yakışmaz...

Otomatik sırat köprüsü

KARAYOLLARI otoyol ve köprü gişelerinden hızlı geçişi sağlamak için Otomatik Geçiş Sistemi kurdu ya, aslında otomatik geçiş, sırat köprüsünden geçişe benziyor.

Neden mi?

Otomatik geçiş cihazını almak için gidin bir Ziraat Bankası şubesine de görün.

Bir kırtasiye, bir bürokrasi ki, sormayın gitsin.

Sistem en az üç yıl işlemez. Çünkü Ziraat Bankası'nın istediği evrakları tamamlayıp, prosedürü halletmek aylar alır.

Bir vatandaştan istenebilecek ne kadar belge ve bilgi varsa hepsini istiyor banka.

Binbir zorluk.

Halbuki ne gerek var.

Kredi kartı olan vatandaştan kredi kartı numarasını alsan ve bu kartı kredi kartı ekstresine bağlasan olmaz mı?

Olmaz!

Çünkü o zaman vatandaşa eziyet edilmemiş, zorluk çıkarılmamış, işler de hızlı yürütülmüş olur.

Yakışır mı bize.

Her şey böyle kolay olursa nerede kaldı koca Ziraat Bankası'nın bankalığı.

Otoyollarda bakıyorum otomatik gişelerden geçen yok.

Normal. Millet daha evrakları tamamlayıp, otomatik geçiş cihazını alamamıştır ki!

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Hizmet sektörü, hezimet

sektörü haline gelmediği zaman.



X