Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Fatih Altaylı: Gelenekçilerin işi bitik

Fatih ALTAYLI

Fazilet Partisi'nin ‘‘eski toprak’’ları, Gül'e ben ve benim gibi düşünenlerin verdiği desteği Gül'e karşı kullanmışlar.

Biz iyi diyorsak, Gül kötüymüş.

Mantığa bak.

Yani ben Gül'e sövsem, Gül'ün karakteri mi değişecek.

Gül kötüyse düne kadar niye Refah ve Fazilet yönetimi Gül'ü dibinden ayırmadı.

Bizim ‘‘ak sakallı’’ denilen taifedense Gül'e destek vermemizin, Gül'ün parti içinde izleyeceği politikalarla alakası yok.

Sadece Gül'ü daha şahsiyetli buluyorum.

Çünkü Gül, bir bedevi çadırında, bir çöl homoseksüelinden fırça yiyince sırıtıp oturmaz.

Çünkü Gül'ün çocukları nereden geldiği belli olmayan paralarla alınmış spor Mercedes'lerle gezmez.

Çünkü Gül'ün hesabını veremediği 200 kilo altını, milyonlarca doları, markı yok.

Gül düşünceyi ve inancı zenginleşme aracı yapmadığı için Erbakan ve yanındaki ‘‘köle’’lerden iyi.

Rakibin bile ‘‘adam gibi’’ olanı makbuldür.

Gül öyle görünüyordu. O kadar.

Erbakancılara gelince.

Gül'ün ve ekibinin gücü ortaya çıktı.

Artık gelenekçilerden yenilikçilere doğru hızlı bir akış başlayacaktır.

Bu kongreyi 1 ay sonra yenileyin, bakın gelenekçi falan kalıyor mu?

Her şey için teşekkürler

DEMİREL veda etti. Veda ederken de hesap verdi. Yalnızca 7 yıllık cumhurbaşkanlığı döneminin değil, 35 yıllık siyasetin, hatta 50 yıllık kamu hizmetinin hesabını verdi.

İlginçti.

50 yılın hesabını ödeyince, sanki sofradan kalkıyormuş gibi bir izlenim uyandı bende.

Siyasete dönüş yapacak bir adamın tavrı değildi Demirel'inki.

Siyasetten ebediyen uzaklaşan, bundan böyle sivil toplum hareketi içinde yer almayı düşünen bir ‘‘Baba’’nın haleti ruhiyesiydi Demirel'inki.

Hoş bir veda konuşmasıydı bence.

Siyasete dönmeyeceği izlenimini veren bir adamın, siyaset masasından kalkarken ödediği hesaba bundan böyle bakmak doğru değil.

Her yediği yemeğin hesabını verip vermediği, kuver parasını ödeyip ödemediği, bahşişi bol tutup tutmadığına artık bakılmaz.

İyisiyle kötüsüyle afiyet olsun denilir.

Yaptıkları için teşekkür edilir.

Ülkeye yapmadıkları unutulur.

Yaptıkları için minnet duyulur.

Bundan sonra böylesi yakışır.

Güle Güle Sayın Başbakanım, Sayın Cumhurbaşkanım.

Barajlar Kralım.

Güle güle Baba.

Artık bizden sana bir eleştiri gelmez.

Olsa olsa uluslararası alanda Türkiye'nin ve dünyanın yüzünü ağartacak ‘‘yeni’’ ve ‘‘büyük’’ görevler için destek gelir.

İyisiyle, kötüsüyle; her şey için teşekkürler...

Yeni sözcü Yılmaz

MESUT Yılmaz'a hükümette bir görev aranıyordu geçen hafta. Anladığım kadarıyla bu hafta Yılmaz'a görev bulunmuş ve Mesut Bey de yeni görevine hızla başlamış.

Yılmaz, İçişleri Bakanı Sadettin Tantan'ın basın sözcüsü olmuş.

Gazetecilerin Tantan'a sorduğu her soruya, Mesut Yılmaz yanıt veriyor.

Hatta zaman zaman sorulmayan soruları bile Yılmaz yanıtlıyor.

Ancak konuşma hızı açısından, İçişleri Bakanı'na yakışmayan bir sözcü.

Tantan'ın ve ekibinin operasyon hızıyla, Yılmaz'ın konuşma hızı örtüşmüyor.

Belki de bu yüzden olsa gerek, Yılmaz daha operasyonlar başlamadan açıklama yapmaya başlıyor.

Dönüşte eleştirilerim olacak

GALATASARAY UEFA Kupası'nı Türkiye'ye getirmek üzere yola çıktı. Hayırlısı ile kazanıp gelecekler.

Sonra da hayırlısı ile Süper Kupa.

Galiba Valencia ile.

Kopenhag'da kimi Fenerbahçe yöneticileri de, ‘‘işi öğrenmek için’’ Fatih Terim'in yanında olacaklar.

Bir nevi staj.

Yolları açık olsun.

Dönüşte Fatih Terim'e birkaç eleştirim olacak.

Sadece Fatih Terim'e değil, ikiyüzlü Türk spor basınına da...

Bunları şimdi yazmıyorum ki, giderayak moraller bozulmasın.

Ama bu notu da koyuyorum.

Kazansa da, kaybetse de yazacaklarımı yazmak için.

Çünkü kaybederse, ‘‘Kazansaydı yazmayacaktın’’ olur.

Kazanırsa zafer sarhoşu olup ben unutabilirim.

Bu not bağlayıcı.

Dönüşte başta Fatih Terim'e bir çift lafım var.

Sanırım bu laflarıma bütün Galatasaraylılar ve bütün sporseverler hak vereceklerdir.

Çarşambadan sonra.

NE ZAMAN ADAM OLURUZ

Yalanlar üzerine haklılık bina etmediğimiz zaman.

X