Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Fatih Altaylı: Futbol sahasında ağaç büyütmek

Fatih ALTAYLI

Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da neredeyse 20 yıla yakın bir süredir olğanüstü hal uygulaması var.

Bölgede PKK ile mücadele edildiği için devlet tüm olanaklarını seferber etmiş.

OHAL bölgesinde dehşetli bir istihbarat ağı kurulmuş.

Uçan kuştan haberdar olunuyor.

Görüntü öyle.

Ya da yakın zamana kadar öyleydi.

Ancak işin aslının öyle olmadığı yavaş yavaş ortaya çıkıyor...

Devlet bölgede uyumuş.

Tam anlamıyla uyumuş veya uyutulmuş.

Bir grup çapulcu, bir bölümü okuma yazma dahi bilmeyen bir serseri grubu, Hizbullah diye bir örgüt kurmuşlar.

Bu örgütle önce satırla adam öldürerek işe soyunmuşlar. Sonra palazlanmışlar ve şimdi ağır silahlarla donatılmış bir güce ulaşmışlar.

Yıllardır devletin tüm olanaklarıyla terörle mücadele edilen bir bölgede yeni, roketatarlı, havanlı, ağır makineli, tam teçhizatlı bir terör örgütü doğmuş, devletin yeni haberi oluyor.

Pes!

Hükümetin ortağı ANAP'ın, yakın zamana kadar başbakan da olan Genel Başkan'ı şaşkın.

Bırakın onu, Başbakan şaşkın.

Bakanlar şaşkın.

‘‘Anacığım bu Hizbullah'ın amma da çok silahı varmış!’’

Varmış ya.

5 polisimizi şehit edecek, onların üzerine launcher'la bomba atacak kadar gelişmiş.

Kentlere roketatarlar sevk edecek kadar ilerlemiş bir örgüt.

Hem de OHAL bölgesinde.

Yani bir benzetme yapmak gerekirse her gün bakılan, her gün sulanan bir futbol sahasının ortasında ağaç büyümüş, kimsenin haberi olmamış.

Oysa bu işin mutlaka bir sorumlusu olmalı.

Rutin içinde veya dışında bunun bir suçlusu vardır herhalde.

O sorumlular bulunmadan, PKK biter Hizbullah başlar, Hizbullah biter ASALA başlar.

Bu vatandaşa devlet ne yapsın

DEPREMZEDE çocuk diye Almanya'ya bir grup torpilli veledi yollayıp Almanya'ya rezil olduk.

Aslında rezil olmadık.

Rezildik, rezilliğimiz ortaya çıktı.

Ve keşke tek rezilliğimiz bu olsa.

Bakın daha ne rezilliklerimiz var.

Siz hiç depremden sonra deprem bölgesine doğru bir göç yaşandığını duydunuz mu?

Şaka değil.

Gerçek depremzedeler deprem bölgesinden kaçarken, bir grup vatandaşımız tersine bir göçle kapağı deprem bölgesine atmışlar.

Bu göçün nedeni, devletin vereceği yardımlardan pay almak.

Kira yardımı, ev yardımı, gıda yardımı...

Allah ne verdiyse.

Nerede beleş oraya yerleş.

İsterse deprem bölgesi olsun.

Deprem sonrası bölgeye bu amaçla göçenlerin sayısı yüz binle ifade ediliyor.

Rezillik bu kadar mı?

Hayır, değil elbet.

Yalova'da yazlığı olan pek çok zengin, ya da en azından oradan alacağı yardıma muhtaç olmayan vatandaşımız var.

Ama onlar kendilerini Yalova'da ikamet eder gibi gösterip, 100 milyonluk deprem yardımına tamah ediyorlar.

Hatta bir tanesi, ki kendisi eğlence dünyasının ünlü bir ismidir, Yalova'daki üç evinin her biri için ayrı ayrı yardım alıyor.

Sonra da dönüp devlete kızıyoruz yarayı sarmakta yetersiz kalıyor diye.

Böyle vatandaşa devlet ne yapsın?

Böyle milletin devleti ne olsun!

Cumhurbaşkanı adayıma niye hakaret edeyim ki?

HABERİ önce şeriatçı basında gördüm. Kamer Genç'e hakaret ettiğim için 5 milyar tazminata mahkûm olmuşum.

‘‘İyice sapıttılar. Bu kadarı da olur mu?’’ dedim.

Sonra baktım bu kaynağı referans alan devletin ajansı Anadolu Ajansı da aynı haberi geçiyor.

Şaşırdım.

Kamer Genç'e niye hakaret edeyim ki?

Demirel karşısında tek cumhurbaşkanı adayım şimdilik o.

Şaşırdım. Ama olur mu olur, bana ait olmayan bir yazıdan da mahkûm edilmiş olabilirim dedim.

Tam o sırada Kamer Genç aradı.

‘‘Fatih Bey sizinle hiçbir davamız yok. Size dava açmışlığım yok. Bu haberler yalan’’ dedi.

Güldüm.

Yani birilerine tazminat ödeyecek olmam bile bu alçak şeriatçıların zil takıp oynamasına yetiyor.

Kafanıza benim kadar taş düşe emi!

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

5 polisimi şehit eden katiller, din tacirleri tarafından küçümsenmediği zaman.

X