Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Fatih Altaylı: En sonunda bir açıklama

Fatih ALTAYLI

Mesut Yılmaz'la ilgili yazdıklarıma sonunda bir yanıt geldi.

Nevşehir Havalimanı inşaatının ihalesiz olarak ortak girişim grubuna verilmesinin altında imzası olan dönemin DHMİ Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Taner Küçükünsal yolladığı faksta, ‘‘Sayın Başbakan Mesut Yılmlaz'ın talimatları havalimanı ihalesinin belirli bir kişiye verilmesi ile ilgili değil, bu önemli turizm merkezindeki havalimanı inşaatının bir an önce bitirilip hizmete açılması ile ilgilidir.

Sayın Yılmaz, Nevşehir'i ziyaretlerinde Nevşehir Valisi'ne havalimanının eksikleri tamamlanarak bir an önce hizmete açılması için talimat vermişlerdir.

Yönetim Kurulumuz bunun üzerine toplanarak işin yönetmeliğimizin 46. maddesine göre yüzde 20 tenzilatla mevcut işin devamı olması nedeniyle aynı müteahhide yaptırılmasına karar vermiştir’’ diye yazmış.

Bu arada DHMİ'nin bugünkü Genel Müdür Vekili de bir faksla aynı durumu anlatıyor.

Bilgettin Toker de işi ilk olarak üstlenen müteahhit olan İnkal Yapı'nın işi Niğbaş-Arpar ortak girişim grubuna devrettiğini, bundan sonra da işin yasal çerçeveler dahilinde uzatıldığını yazıyor ve Mesut Yılmaz'ın talimatlarının sadece işin bir an önce bitirilmesi ile ilgili olduğunu belirtiyor.

Kamuoyunu bilgilendirmek açısından ben de aynen size naklediyorum.

Ben Siyaset Meydanı'na e mail yollamadım!

BİR sahtekár alçak durduk yerde insanın canını sıkıyor.

Önceki akşam ATV'de Ali Kırca benim başlattığım (ne yazık ki) Yılmaz Güney tartışmasını sürdürüyor.

Sağ olsun beni de davet etmişti.

Ancak Türk entelijansiyasının bu konudaki tutumunu çok ilkel bulduğum için katılmayacağımı iletmiştim.

Çünkü ben Yılmaz Güney'in yaşamındaki bir gerçeği hatırlattığım için bu kadar küfür yiyeceğimi tahmin etmemiştim.

Yalan söylememiş, sadece bu Yılmaz Güney denen şahsın bir başka yönünü daha hatırlatmıştım.

Neyse, meselemiz o değil.

Ali Kırca, Halil Ergün ve Sinan Çetin'le Yılmaz Güney'i konuştu.

Ben bu konuşmayı izleyemedim. Ancak ertesi gün benim programa çektiğim bir e mail'i konuşuluyordu.

İddiaya göre ben Siyaset Meydanı'na gece yarısı bir e mail çekmiş ve Yılmaz Güney hakkında yazdıklarımdan ötürü özür dilemiştim.

Şaşırdım. Çünkü o saatte yataktaydım ve Siyaset Meydanı'na e mail çekmem imkánsızdı.

Hemen Ali Kırca'yı aradım. Kendilerine yollanan e mail'i hemen bana geçti.

Birileri Ali Kırca'ya ve dolayısıyla bana kötü bir şaka yapmıştı.

Birileri ATV'ye e mail yollayarak benim adıma özür dilemiş ve ortalığı karıştırmıştı.

Şunu hatırlatmak isterim ki değerli okurlarım, Yılmaz Güney hakkında yazdıklarımda özür dilenecek bir şey yoktur.

Yazdıklarım doğrudur.

Doğrunun özrü olmaz.

Yılmaz Güney'in katil olduğu benim görüşüm değildir. Mahkeme kararıyla ortaya çıkmış bir gerçektir.

Yılmaz Güney, Yumurtalık Hákimi'ni öldürdü diye özür dilemesi gereken de herhalde ben değilim.

Yılmaz Güney hakkında fikir beyan eden, sübjektif suçlamalar yönelten meslektaşlarım canları çekerse özür dileyebilir veya tartışmayı sürdürebilirler.

Ama bana göre Yılmaz Güney konjonktürel bir sanatçıdır. Bugün tartışılması anlamsızdır.

Nokta.

İster inan ister inanma!

ATATÜRK Havalimanı'nda diktatörlük kuran vali yardımcısından yanıt geldi.

Gazetecilere yasak konulmasının gerekçesi keyfi değilmiş, güvenlikmiş.

Kendisi de yurtdışına avanta geziyle değil, boks kafilesi başkanı olarak resmi ve milli görevle gitmiş..

İnandık. Her iki açıklamaya da.

Gazeteciler yıllardır güvenliğe zarar vermiyordu da, vali yardımcısının aleyhinde yazınca mı zararlı oldular Sayın Vali Yardımcısı.

Ya milli ve resmi görevinize ne demeli?

Deprem olmuş.

Hasar belli.

Ve yine belli ki, yurtdışından gelen yardımlar bu havalimanından yurda girecek. Milli görev bu havalimanında bu işleri koordine etmek midir, yoksa boks kafilesinin peşine katılıp Amerika'ya gitmek midir!

Sevgili okurlar, yargıyı size bırakıyorum.

FP’de hızlı değişim

FAZİLET Partisi imaj değişikliğinin de cılkını çıkardı.

Yağdı yağmur çaktı şimşek milletvekili Hatipoğlu bile Sevgililer Günü için şiir yazmış.

Düne kadar tu kaka dediklerine şimdi sahip çıkar oldular.

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Yalan söylemenin yeni adı ‘‘açıklama’’ olmadığı zaman.

X