Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Fatih Altaylı: Eğitim sistemi bitince Hint kumaşı arar olduk!

Fatih ALTAYLI

Birkaç hafta önce bir çokuluslu şirket yöneticisiyle yaptığım konuşma sonrasında karamsarlığa kapılmıştım.

Dün Hürriyet'in ekonomi sayfasında yer alan bir haber, bende o konuşmanın yol açtığı karamsarlığı depreştirdi.

Arkadaşımın çalıştığı bu çokuluslu şirket için yakın zamana kadar Türkiye'nin büyük önemi vardı.

Bu uluslararası dev, Türkiye'ye önemli bir insan kaynağı gözüyle bakıyordu.

Türkiye için şirket üst yönetiminde yapılan değerlendirme, Türkiye'nin çok önemli bir, ‘‘Net Human Resource Exporter’’ olduğu yünündeydi.

Yani, anlaşılabilir anlatımıyla Türkiye'de yetişen personel, şirketin diğer ülkelerindeki yönetiminde de çok başarılı oluyordu.

Türkiye iyi bir insan kaynağıydı, yetişmiş elemanlarının kapasitesi yüksekti.

Şirket içi yapılan değerlendirmelerde, Türkiye yetişmiş insan potansiyeli açısından 1. sıradaydı.

En iyi elemanlar Türkiye'den çıkıyordu.

Ancak bu çokuluslu dev, bu bakış açısını son iki yıldır değiştirmeye başlamış.

Çünkü giderek eleman bulmakta zorlanmaya başlamışlar.

Üniversitelerden gelen başvuruların düzeyi giderek düşüyormuş.

Türkiye'nin en iyi üniversitelerini bitiren, en iyi notlara sahip öğrencilerin ilk tercihlerinden biri olan bu şirket, şimdi eleman bulmakta zorlanıyormuş.

Daha önceki yıllarda, yalnızca okulda verilen eğitimin değil, bir dünya görüşü, üst düzey bir genel kültürü ve analitik bir zekáyı da beraberlerinde getiren öğrenciler, artık bu durumda değilmiş.

Sadece ve sadece okulda öğretilen bilgileri hetmetmiş, ancak gazete ve kitap okumayan, kültürel açıdan zayıf çocuklar geliyormuş.

Hal böyle olunca da, okulda edinilen bilgiler bir işe yaramıyormuş. Arkadaşım, son 15 yılda Türk eğitim sisteminde yaşanan düşüşün doğal sonucu olarak bu günlere gelindiğini ve Türkiye'nin çok yakın bir gelecekte ABD gibi beyin ithal eden ülke durumuna düşeceğini söyledi. Hindistan'dan bilgisayarcı getirmeye başladığımıza göre, durum cidden vahim olmalı.

Gösterilir mi hiç, deli misiniz?

VAHŞET kasetleri gösterilsin mi, gösterilmesin mi diye bir tartışma başlatılmak isteniyor.

Bu tartışmanın akılcı tarafı yok.

Bu kasetlerin yayınlanmaması gerektiğini iki hafta önce yazdım. Bu kasetlerin yayınlanması, Türkiye'yi bir anda, İran, Afganistan sınıfına sokar. Avrupa Birliği adayı bir ülke olmaktan çıkar, vahşet ülkesi oluruz. Bu görüntüler, bütün dünya televizyonlarına Türkiye'den ibaresiyle malzeme olur.

5 tane radikal İslamcı teröristi Türkiye zanneder elin oğlu. Ama bu ülkede yönetim yok. Olsa idi, böylesine aptalca bir konu tartışılmazdı dahi. Bu kasetleri yayınlayan, olsa olsa vatan haini olur.

Düzce'de devrim var!

CUMA günü Düzce'ye gittim.Deprem sonrası yaralarını sarmaya çalışan Düzce'ye... Hem üzüldüm, hem sevindim. Hem ağladım, hem güldüm.

Düzce, Türkiye'nin ortasında bir devrime imza atıyor.

Halk ve devlet, sivil toplum ve idare el ele vermiş enfes işler yapıyorlar.

Yüzde 90'ı ağır ve orta hasarlı olan, hiçbir evinde oturulacak hal kalmayan Düzce'de sorunlar el ele ortadan kaldırılmaya çalışılıyor. Bunun yapılmasında ise ortak bir dayanışmanın rolü büyük.

Düzce'de beni en çok etkileyen şey sivil toplumun gücü oldu. Pek çok sivil toplum örgütü depremin ertesi günü geldikleri Düzce'de hálá çalışıyorlar. Meclis'te pankart açtığı için yargılanan sol gürüşlü gençlerle, Ülkü Ocakları'nın üyeleri el ele prefabrik ev yapıyor, çadır kuruyor, yardım topluyor, rehabilitasyon çalışmaları yapıyorlar.

Bu arada kendi fikirlerini de tartışıyorlar. Kendi kimliklerini, fikirlerini gizlemiyorlar.

Ama ortaklaşa büyük bir çalışma yürütüyorlar.

Bölgedeki sanayiciler devlete hiçbir kuruşluk yük olmadan kendi tesislerini onarmış, kendi çalışanları için prefabrik evler yapmışlar. Şimdi kalıcı konutlar için kolları sıvamışlar. Pekintaş ve Sarsılmaz kendi yaralarını sararken, çalışanlarını da unutmamışlar.

Erzincan depreminden tecrübeli, eski Erzincan Vali Yardımcısı ve ekibi geçici olarak Düzce'ye atanmışlar.

Sivil toplum örgütlerinin temsilcilerini de yönetime katarak harika işler yapıyorlar.

Deprem Düzce'de yepyeni bir anlayışı doğurmuş.

Bu anlayışı Türkiye'ye yaymak iyi olur.

NE ZAMAN ADAM OLURUZ ?

Depremde on binlerce insanını kaybeden bir ülke üç ay sonra gecekondu affını tartışmadığı zaman.

X