Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Fatih Altaylı: Bürokrasinin taç giyme töreni gibi!

Fatih ALTAYLI

ÇANKAYA'daki devir teslim törenine milletvekilleri davet edilmemişti. Türkiye'nin 1500 ‘‘seçkin’’i arasına vekillerimiz girememiş.

Devir teslim törenini organize eden kurum hangisi ise, anlaşılan Türkiye'nin ‘‘elitlerini’’ yeterince ‘‘merit’’ bulmamış.

Yani seçilmişlerinin, hak edilmiş bir seçilmişliğe sahip olmadıkları düşünülmüş.

Başka bir anlamda söylemek gerekirse, bürokrasi ‘‘demokrasi’’yi küçümsemiş.

Cumhurbaşkanlığı töreninde cumhurbaşkanını seçenler yok.

Bana garip geldi.

Açık söylemek gerekirse, bürokrasi kendi içinden çıkardığı birine ‘‘taç giyme’’ töreni düzenlemiş gibi duruyor.

Umarım Sezer içinden geldiği bürokrasinin değil, halkın ve demokrasinin cumhurbaşkanı olur...

Günde 2000 kilometre olur mu?

TAZE Cumhurbaşkanımız Ahmet Necdet Sezer'i geçen haftalarda eleştirmiştim.

Anayasa Mahkemesi'ndeki selefi Y. Güngör Özden'e kin güdüyor diye.

Çünkü Özden'in koruma aracını geri almak istemiş, daha sonra da bu aracın yakıt giderlerini ödememeye başlamıştı.

Sezer bununla ilgili olarak, ‘‘Özden'in koruma aracı ayda 60 bin kilometre yapıyordu. Bu kadar olur mu?’’ demiş.

Çok vahim bir itham.

Çünkü bir otomobilin ayda 60 bin kilometre yapması mümkün değil.

Bunun için her gün 2 bin kilometre yapması gerek.

Yani her gün Ankara'dan Van'a gidip gelecek.

Sezer kendini haklı çıkarmak için abartmıyorsa, bununla ilgili faturaları göstermesi gerekir!

Sayın Türk, HSYK'da neler oluyor?

ÇOK önemli bir konuya sürekli dikkat çekmeye çalışıyorum. Zaman zaman tekrarlama ve sıkıcı olma pahasına bunu sürdüreceğim.

Çünkü kolay unutuyoruz. Unutmamamız gerekenleri bile unutuyoruz.

İstanbul DGM Başsavcısı Oktar Çakır'ın Ankara yolunda geçirdiği kazayı unutmamak lazım.

Yargıdaki Susurluk bu kadar kolay unutulmamalı.

Bir DGM Savcısı, yanında aranan ve sabıkaları olan, Hizbullah'a kadar uzanan ilişkilerinden söz edilen bir şahıs ile birlikte kaza geçiriyor.

Aranmakta olan şahıs, Melik Giray ölüyor.

Savcı kurtuluyor.

Otomobilde içinde ne olduğu meçhul çantalar var.

Savcı Çakır, canından önce çantaların derdine düşüyor.

Çantalarda ne olduğu meçhul. Kimileri yüz binlerce dolardan söz ediyor, kimileri gizli dosyalardan.

Çantalarda ne olduğu ortaya çıkmıyor.

Ancak bilinen bir şey var. Kaza olur olmaz, ‘‘karanlık’’ Savcı Oktar Çakır, Ankara'da birini arıyor.

Hákimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Başkanvekili Engin Doğu'yu.

Yargının en önemli makamında oturan birini.

Hemen ardından bir başka gerçek ortaya çıkıyor.

Oktar Çakır'ın ‘‘sakıncalı’’ olduğu, İçişleri Bakanı, güvenilir insan Tantan tarafından Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk'e bildirilmiş.

Hikmet Sami Türk de, yapması gerektiği şekilde davranıp, bu durumu Hákimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'na bildirmiş.

Kurul da gereğini yapıp, ‘‘sakıncalı’’ savcıyı, İstanbul DGM gibi önemli ve davaların niteliği nedeniyle de ‘‘akçalı’’ bir yere atamış.

‘‘Sakıncalı’’ savcının, ‘‘sakıncalı’’ atamasının kimin tarafından yapıldığı, ilişkilere bakılınca görülüyor.

Ancak bir ses seda çıkmıyor.

Adalet Bakanı Sayın H. Sami Türk bu önemli konuda kamuoyundaki ‘‘şüphe’’ bulutlarını dağıtacak girişimleri yapmalı ve bunu da duyurmalı.

Bu ülkede yaşamak, bu ülkenin yargısına güvenmek istiyoruz.

Binlerce şerefli yargı mensubu da bunu istiyor.

NE ZAMAN ADAM OLURUZ

Şeriatçı olduğunu söyleyen yazarlar, seks tarikatlarının avukatlığına soyunmadığı zaman.

X