Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Fatih Altaylı: Bir PKK'lıdan telefon var

Fatih ALTAYLI

Zaman zaman telefonla arayan, zaman zaman da mektup yazan bir PKK'lı okurum var.

PKK'lı derken, sempatizan değil, dağda elinde silahla gezen bir militan.

Önceki gün ve dün iki kez aradı.

Af yasası tasarısı dikkatlerini çekmiş. ‘‘Dağda çoban gibi dolaşmıyoruz. Şehirde ne olup bitiyorsa her şeyden haberimiz var. Gelişmeleri izliyoruz’’ dedi.

Affın kendilerini ilgilendirmediğini, bir pişmanlık yasası beklentisinin örgütte tam anlamıyla hákim olduğunu söyledi. Ve dağdaki durumu şöyle anlattı:

‘‘Örgütte moraller bozuk. Biz Osmaniye civarındayız. Biliyorsunuz, eskiden burada Suriye televizyonunu izlerdik. Orada bize dönük yayınlar olurdu. Şimdi Suriye bunu kesti. Bırakın yayını, artık örgütteki çocuklar Suriye'ye geçemez hale geldiler. Suriye geçişleri büyük ölçüde durdurdu.

Telsiz komuta merkezimiz artık çalışmıyor. Örgüt içi iletişim koptu.

Şu anda tek bir grup eylem yapıyor. Bunun dışındaki herkes silahı bıraktı bekliyor.

Sürekli olarak eylem emri veriliyor. Katliam emri veriliyor. Uygulamıyoruz. Osmaniye Valisi için bombalı eylem emri geldi yapmadık. Şiddet kolay. Ama sonu olmadığı görüldü. Emin olun bugüne kadarki palavralara artık doyduk.

PKK'lı aslında bir kimlik sorunu olmadığını, asıl şimdi kimlik sorunu yaşadığını biliyor. Normale dönmek istiyor. Bu yüzden örgüt dağa yeni çocuklar sürmeye çalışıyor. Bir pişmanlık yasası olsa şu anda benim bildiğim 1300 kişi var hemen gelip teslim olacak.

Şimdi bizi Avrupa'ya götürmeye çalışıyorlar.

Avrupa'ya geçelim istiyorlar. Orada kimimizi infaz edecekler, kimimiz kullanılacağız. Gitmiyoruz ve bekliyoruz.

Cana kıymamış olanlarımız çoğunlukta. Onların hayata dönebilmesine imkan istiyoruz. Adam klimalı odada otururken, bu işleri hepimizin başına saran serin serin keyif yaparken, biz gelip ezilip yok olmak istemiyoruz. Bir pişmanlık yasası istiyoruz.’’

Bunları anlatan Atmaca kod adlı PKK'lı, ‘‘Dağa giderken kız arkadaşımı ardımda bıraktım. Ona tekrar kavuşabilme ihtimali istiyorum’’ diyor.

Dağdaki kandırılmış gençlere bu ihtimali çok görmemek gerek.

Bozdur bozdur harca

TURİZM Bakanı Erkan Mumcu turizme destek projesini açıkladı.

14 trilyon liralık bir kaynak sağlanmış.

Bu turizmcilere dağıtılacakmış.

Dağıtım oranları ise şöyle:

10 milyon dolara kadar döviz getirmiş işletmelere kazandırdıkları dövizin yüzde 5'i, üzerinde getirenlere ise getirdikleri dövizin yüzde 7'si kadar 1 yıl vadeli kredi.

Her şeyden önce 14 trilyon dedikleri ediyor 35 milyon dolar.

Yani yetersiz bir kaynak. Bana göre gereken para en az 200-250 milyon dolar.

Ayrıca da Bakan'ın hesabı tutmuyor. Geçen yıl Türkiye'nin turizm geliri 10 milyar dolar.

Bırakın yüzde 7'lik oranı, tamamına Bakan'ın dediği yüzde 5'lik oranda kredi verecek olsan gereken para 500 milyon dolar ediyor.

Ayrılan para ise 35 milyon dolar. Yani Bakan'ın hesabına göre gereken para yüzde 5, ayrılan para binde 3.

Arada 465 milyon dolarlık bir fark var.

Ben size söyleyeyim, o 35 milyon dolar da şimdiden pay edilmiştir.

Sistem medeni, sürücüler değil

KARAYOLLARI Otomatik Geçiş Sistemi'ni kullanıma soktu.

Teşekkürler. Son derece önemli bir adım. Medeni bir olay.

Şimdilik kullanan az.

Ama matbaayı bile 200 yıl gecikmeyle alan bir millet için normal.

Batı'nın kötü şeylerini çabuk, iyi şeylerini geç alırız.

Ancak otomatik geçişin açılmış olması bir şey ifade etmiyor.

Çünkü sürücülerimiz sistem kadar gelişmiş değil.

Bu otomatik geçişten faydalanacaklar için gişelere yaklaşılırken özel bir şerit var.

Bu şerit sarı çizgiyle ayrılmış ve burası OGS'yi kullanacaklara mahsus.

Bizim sürücüler OGS'leri olmasa dahi gişeye gelinceye kadar bu şeridi kullanıyorlar.

Ve haliyle bu şeridi de tıkıyorlar.

Böylece OGS sahibi olsanız bile trafikte sıkışabiliyorsunuz.

Bunu aşmanın yolu denetim.

OGS olmadığı halde bu şeride girene ağır ceza uygulamak lazım.

Ama nerede? Karayolları bir iki kişi koyuyor ama asıl denetim yapması gereken trafik polisi ortada yok.

Trafik polisi bunu denetleyeceği yerde, otobana tuzak kurar gibi radar kurup para toplamayı tercih ediyor.

Çünkü trafik polisi dediğin güvenli ve çabuk ulaşım sağlamak için değil, vatandaşı cezalandırmak için var.

Sarı şeridi ‘‘gayri medeni’’ sürücülerden kurtarmazsak OGS sahibi olmak bir avantaj olmaktan çıkacak.

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

İyi niyete iyi niyetle karşılık vermenin kötü niyeti aşabileceğini anladığımız zaman.



X