Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Fatih Altaylı: Baykal, Ecevit'i daha önce kurtardı

Fatih ALTAYLI

Baykal'ın ‘‘Bağrımıza taş basıp Ecevit'i kurtardık’’ sözü aslında yeni bir durumu, ya da sadece gensoru oylamasında verilen desteği anlatmıyor.

DSP bugünkü yükselişini aslında CHP'ye borçlu.

Çünkü eğer CHP 55. hükümetin düşürülmesi için verilen gensoruya destek olmasaydı büyük bir olasılıkla bugün hálá Anasol kaolisyonu ayakta olacaktı.

Hadi o hükümeti yıktı diyelim.

Daha sonra gelişen olaylarda eğer Baykal, Yalım Erez'in kurmaya çalıştığı hükümeti nazlanmadan destekleseydi, Erez hükümeti kuracak, Çiller'in manevrasına fırsat kalmayacak ve Ecevit başbakan olamayacaktı.

Sonuçta her iki halde de Apo'nun yakalanmasından dolayı elde edilen prim, doğrudan DSP'ye ve Ecevit'e yazılmayacaktı. Ecevit seçimlere başbakan olarak gitmeyecekti.

Bu nedenle, Baykal, Ecevit'i son gensoru da değil, bundan iki ay kadar önce kurtarmıştı.

Tabii bir diğer görüşe göre, CHP doğru düzgün yönetilseydi DSP bu kadar yükselemezdi diyenler de var ki, o da çok yanlış bir fikir değil.

Kime oy verilir, kime verilmez

Anavatan Partisi Genel Başkanı Mesut Yılmaz benim uyarımı dikkate almaya başladı.

Mahsun'u dinleyenlerin kendisine oy vermeyeceğini söylemiştim Yılmaz'a ve kalabalıklara aldanmaması gerektiği konusunda ikaz etmiştim.

Bırakın oy vermeyi, Mahsun'u dinleyen kalabalıklar, sahneye Mesut Yılmaz çıkınca meydanları terk ettiler.

Yılmaz hemen önlemini aldı. Önce kendisi konuşuyor, sonra Mahsun Kırmızıgül çıkıyor.

Vatandaş Mahsun'u denleyebilmek için Yılmaz'a tahammül ediyor.

Mahsun Kırmızıgül ne kadar sevildiğini anlasın.

Bu arada Mesut Yılmaz Osmaniye'de, seçmenlere kimlere oy vermemeleri gerektiği konusunda uyarılarda bulunmuş.

ANAP Genel Başkanı'na göre sabahtan öğleye karar değiştiren partilere oy vermemek gerekirmiş.

Doğrudur. Ancak eksiktir.

Sabahtan öğleye karar değiştirenlere oy verilmeyeceği gibi gece yarısından sonra kimi işadamlarıyla telefonda konuşup devlet bankalarını pazarlayanlara da oy verilmez.

‘‘Bu adam bankacılıkta sabıkalıdır’’ diye bas bas bağırdığımız halde devletin bankalarını, iktidar değişir değişmez yolsuzlukları ayyuka çıkıp görevden alınacak şaibeli adamlara teslim edenlere de oy verilmez.

Gerçeklerle değil, dedikodularla devlet yönetmeye çalışanlara da oy verilmez.

Devleti kocasıyla yönetenlere oy verilmeyeceği gibi, devleti biraderiyle yönetenlere de oy verilmez.

Aslında Mesut Yılmaz'ın uyarılarına gerek yok.

Millet kime oy verilmeyeceğini, geç de olsa anlar.

Bu nasıl siyaset yasağı?

Eski İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Tayyip Erdoğan bildiğiniz üzre siyasi yasaklı.

Yani siyaset yapması yasak.

Fakat Tayyip Erdoğan her gün bir yerde, bir meydanda, bir toplantıda, bir açılışta, bir konuşmada.

Nutuklar atıyor, konuşuyor, anlatıyor, şiir okuyor, şarkı söylüyor, temel atıyor, açılış yapıyor.

Bulunduğu ortamların tamamı siyasi.

Fakat siyasi yasaklı Tayyip Erdoğan buralarda bulunabiliyor.

Çünkü bizim ülkede siyasetin ne demek olduğu konusunda hiç kimsenin bir fikri yok.

Siyaset denilince akla tek gelen, milletvekili veya belediye başkanı olmak.

Zaten bu ülkede siyaset, siyaseti bununla sınırlı zannettiğimiz için gelişmiyor.

Ve yine aynı nedenle gerçek anlamda siyaset yapan ender kişilerden biri olan Tayyip Erdoğan fikrine katılsın katılmasın, gençler tarafından geleceğin önemli siyasi kişiliği olarak görülüyor.

Tayyip Erdoğan'ı seversiniz veya sevmezsiniz.

Ama siyaset yapma biçimine saygı duymalıyız.

Eskiden de gömerdi

Tansu Çiller ‘‘Rakipleri sandığa gömeriz’’ demiş. Biliyorsunuz hanımefendi bu gömme işlerini iyi bilir.

Çünkü başbakanlığı döneminde kurulan çete epey adam gömmüştür.

Bu nedenle Tansu Çiller rakipleri gömeriz diyorsa bunu ciddiye almak gerekir.

Siyasi rakiplerin korumalarının sayısını artırmasında ve zırhlı otomobile binmesinde fayda var.

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Sigarayı bırakanlara, ‘‘Bir haftaya kalmaz başlarsın’’ demediğimiz zaman.



X