Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Fatih Altaylı: Ayvalık Kaymakamı Ayvalık'ı düşünmüyor mu?

Fatih ALTAYLI

Küçükköy Belediyesi'nin çevreyi kirleten Unikom şirketine kestiği cezaların, mahkemenin verdiği, ‘‘Belediye çevreyle ilgili suçlara ceza kesemez’’ kararından sonra geçersiz olduğunu yazmıştım.

Ses seda çıkmadı.

Anladım ki, bu ülkede Çevre Bakanlığı yok.

Varsa da Çevre Bakanı'nın çevreyle ilgisi yok.

Küçükköy Belediye Başkanı'na, kesmiş olduğu cezaların mahkeme tarafından iptal edilmesinden sonraki gelişmeleri sordum.

Öyle ya ortada bir suç vardı. Yasa müeyyide koymuştu.

Mahkeme müeyyideyi uygulayacak adresi, ‘‘En büyük mülki amir’’ olarak gösteriyordu.

Yani belediyenin kestiği ceza geçersizse, aynı suç için bu kez Ayvalık Kaymakamı'nın ceza kesmesi gerekiyordu.

O da olmuyorsa, Balıkesir Valisi'nin.

Küçükköy Belediye Başkanı'na bunu sordum.

Mahkeme, belediyenin cezasını kaldırdıysa, aynı cezayı kaymakam kesmiş miydi?

Belediye Başkanı, ‘‘Nerede’’ dedi, ‘‘Öyle olsa ben bu mektubu yazar mıydım?’’

Hoş bir durum doğrusu.

Ortada bir suç var.

Yargı suçun oluştuğunu kabul ediyor, ancak suça ceza vermesi gereken kurumun belediye değil, kaymakamım olduğunu söylüyor ve kaymakamlık suça seyirci kalıyor.

Bu nasıl iştir anlamadım.

Acaba kaymakam, Ayvalık'ın kaymakamı mı, yoksa Unikom'un kaymakamı mı?

Cepçiler adam olacaklar mı dersiniz

ÖNCEKİ gün Turkcell'in halkla ilişkiler biriminden geldiler.

Beni aydınlatmak ve benim aracılığımla halkı bilgilendirmek istiyorlarmış.

Sevindim...

Turkcell, evlere fatura yollayıp para toplamanın dışında da kamuoyuna bir şeyler vermesi gerektiğini anlamış.

Bilgilendirici dosyalar hazırlamışlar ve kendilerini anlatmaya çalışıyorlar.

Bizim yazılar en azından böyle bir işe yaramış, Cepçiler'e topluma karşı sorumlulukları olduğunu hatırlatmış. 40 değişik fatura tipi olduğunu, farklılıkların bundan kaynaklanabileceğini söylediler.

İyi de kaçımız bundan haberdarız?..

Gidip hattıyla telefon alırken, hangimize bu konuda detaylı bilgi veriliyor?..

Kaçımız hangi tip fatura geldiği konusunda fikir sahibiyiz?..

Müşterilerini bu konuyla ilgili aydınlatmaları gerektiğini anlattım.

Televizyonları, gazeteleri var.

Anlatsınlar ki, bilelim.

Satıcıların müşteriye yeterli bilgi aktarmadığından yakındılar.

Satıcılarını eğitmeleri ve halkı kandırmama konusunda bilinçlendirmeleri gerektiğini hatırlattım.

Sabit ücret konusunda ise haklı olmadıklarını söyledim.

‘‘Yatırım yapmak için sabit ücret almak zorundayız’’ dediklerinde tepem attı.

Yatırım yapmadan para kazanmak güzel iş.

Yatırımı bana yaptır, parayı sen kazan.

Otomobil almaya gidiyorsunuz, diyorlar ki, ‘‘5 milyar’’. Parayı veriyorsunuz. ‘‘Olmaz’’ diyorlar...

Niye olmaz?

‘‘Otomobil fabrikası kuruyoruz. Bir milyar daha verin.’’

Bana ne senin otomobil fabrikandan.

Bana otomobil satmak için tabii ki fabrika kuracaksın.

Sen kurmazsan ben otomobili kurandan alırım.

Ve kendilerine de söyledim.

Sabit ücret meselesinde hakkımızı alıncaya kadar durmayacağım.

Çünkü sabit ücretin her yerde olduğu konusunda yalan söylüyor Cepçiler.

Sabit ücret her yerde var. Doğru.

Ama kontör olarak var.

Minimum tüketim ücreti olarak var.

Açıktan, haraç gibi, avanta gibi yok.

O sabit ücretleri vermeyinceye kadar bu işi sürdürmek gerekiyor.

Yine de bizim mücadelenin hiç değilse bir duyarlılık yaratmış olmasına seviniyorum.

Gurur ve utanç!

ZAMAN zaman gazetelerde bir haber görüyorum: ‘‘Gururumuz bilim adamı bilmem kim, uzay mekiğinin projesini yaptı.’’

Ya da bir başka bilimsel buluş.

Bunun neresi gurur, diye çok merak ediyorum.

Buna gururumuz değil, utancımız demek gerek.

Demek ki, biz Türkler icat yapabiliyoruz, uzay mekiği parçası, tıpta yenilik geliştirebiliyoruz. Ama bunu kendi ülkemizde yapamıyoruz.

Bu gibi haberlere ‘‘Gururumuz’’ değil, utancımız başlığını atmamız gerek.

Böylesi adamları yetiştirip başkalarına kaptırmanın, bu büyük insan potansiyelini değerlendirememenin gurur verici bir yönü olduğunu zannetmiyorum.

Bence biz bu gibi haberlerden utanıp, 65 milyon içinden bir cumhurbaşkanı çıkaramamış olmakla gururlanalım.

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Dedikodunun, kişileri ve kurumları çürüttüğünü anladığımız zaman.

X