Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Fatih Altaylı: Artçı şokta camdan atlayanlar

Fatih ALTAYLI

BANKALAR cumhuriyeti haline gelen Türkiye, yine bankalar yüzünden batıyor.

Ortada hiçbir somut gerekçe yokken, ekonomik program tavizsiz ve başarılı sayılabilecek bir biçimde uygulanırken, bankalar arası rekabet Türkiye'ye büyük darbe vurdu.

Bankalar operasyonu ile oluşan güvensizlik ortamı ve üzerine, iki bankanın bir bankayı batırmak için yaptıkları girişim, ortaya bu garip keşmekeşi çıkardı.

Gerçekten de ekonomik göstergelerde çok ciddi bir sorun yoktu.

Piyasada bazı belirsizlikler vardı.

Vergi kanunu, bazı kesimleri haklı olarak rahatsız ediyordu.

Bankalara el konulmasının ardından ortaya çıkan tablo, güven bunalımı yaratmıştı.

Sadece ifade vermek için çağrılan saygın işadamlarının işgüzarca bir tavırla mahkemelere götürülmeleri ve bunların görüntüleri iş dünyasını korkutmuştu, ama yine de ortada çok önemli bir sorun yoktu.

Geleceği belli olan küçük küçük krizler vardı, ama bunlar da zaten üç aşağı beş yukarı biliniyordu.

Ancak piyasada etkili iki banka, piyasada etkili olmaya çalışan bir orta üstü boydaki bankayı köşeye sıkıştırmaya kalkışınca işler karıştı.

Ve sonunda bu saldırı bumerang gibi dönüp, bunalımı başlatan bankaları zorlamaya başladı.

Sonuçta, piyasada ciddi bir sıkıntı baş gösterdi.

Şu anda oluşan hiçbir değerin makul açıklaması yok.

Ne şirketlerin değeri bir haftada yüzde 40 azaldı, ne de TL’nin değer kaybı, faiz oranlarıyla açıklanabilecek seviyeye çıktı.

Olay aslında artçı depremlerde camdan atlayanların durumu gibi.

Sarsıntı önemsiz. Evler falan yıkılmayacak, ama daha önceki büyük depremlerin paniğiyle herkes camdan atlıyor.

Bu sarsıntı küçük çatlaklarla atlatılır, ama camdan atlayanların kendilerini toparlaması biraz zaman alır.

<ı>Bürokraside kim kimdir?

ÇOK güvendiğim kaynaklardan aldığım bir bilgi, IMF'nin elindeki bir listeden söz ediyor.

Hemen belirteyim, elimde bir belge falan yok.

Ama kaynağım, IMF'nin elinde Türkiye'deki bürokratların isimlerini içeren bir liste olduğunu söylüyor.

IMF'de bir bürokrat listesi olması normal görünebilir.

Ancak listedeki bürokratların isimlerinin yanlarında bazı ‘‘çok özel kişisel’’ bilgiler yer alıyormuş.

Hangi gruplarla bağlantısı olduğu, kimin işlerini takip ettiği, yurtiçi ve yurtdışındaki mal varlığı (yakınlarının üzerine kayıtlı olanlar dahil) gibi bilgiler IMF'nin elinde mevcutmuş.

Ve IMF, ekonomik programın yürütülmesi konusunda ‘‘güvenilmeyecek’’ bürokratları bu listeye göre belirliyormuş.

Çünkü IMF'ye göre, ‘‘enflasyon lobisi’’ diye adlandırılan grubun bu bürokratlar içinde çok ciddi ‘‘adamları!’’ varmış.

Şimdi bu listenin peşindeyim.

Elime aldığım gün, siz de öğreneceksiniz.

<ı>Nerede laik vergi düzeni?

GÖTÜRÜ usulde verginin çağdışı bir yöntem olduğu kuşkusuz. Ancak hiçbir şey vergi vermemekten daha çağdışı olamayacağı için, vergisini adam gibi ödemeyenden, götürü usulde vergi almak da haklı bir tutum.

Fakat bu götürü vergi meselesinde bir unsur yanlış gibi duruyor.

O da yurtdışına her çıkışta ödenecek verginin artacak olması.

Birincisi, işadamı dediğin yurtdışına çıkar.

Çıkar ki, evrensel çapta iş yapabilsin.

Çıkar ki, pazar bulabilsin. Daha çok satabilsin, daha çok üretebilsin, maliyetlerini düşürebilsin.

Bu nedenle böyle bir sınırlama anlamsız.

Ayrıca da ‘‘hac farizası için Suudi Arabistan'a gitmek, yurtdışına çıkış sayılmıyormuş’’.

Bu da Türkiye'nin anayasal düzenine aykırı bir durum.

O zaman, Kudüs'e gidecek Musevi yurttaşlarımızın, ya da ne bileyim, Vatikan'a gidecek Hıristiyan yurttaşlarımızın durumu ne olacak?

Ya da Budist veya Brahman yurttaşlarımız Hindistan'a veya Tibet'e niye gidemesinler?

Hadi hepsine bir düzenleme getirdiniz diyelim, peki ‘‘dinsizlerin’’ günahı ne?

<ı>NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Eşeklerin adam olmasını boşu boşuna beklemediğimiz zaman.

X