Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Fatih Altaylı: Akpınar vergi mi kaçırdı?

Fatih ALTAYLI

ÜNLÜ tiyatro sanatçısı Metin Akpınar'dan istediğim yanıt gelmedi. Bana Egebank reklamlarında oynamak için kaç lira ücret aldığını bildirmedi. Sakın yanlış anlamayın. Oynadığı için bir şey demiyorum.

Benim meslektaşlarım, ki onlar biraz daha bu konularda bilgili olmalılar, bile batık banka reklamlarında oynadılar.

Ama alınan ücret önemli.

Çünkü Egebank'ın reklam harcamaları ilginç.

Bana gelen bilgilere göre, Metin Akpınar, Egebank reklamında oynamak için dolar cinsinden çok iyi bir ücret almış.

Ancak yapılan anlaşmada bu ücretin yaklaşık dörtte biri gösterilmiş.

Yani diyelim ki, Akpınar bu iş için 650 bin dolar almış, ancak káğıt üzerinde aldığı ücret 150 bin dolar olarak gözüküyor. (Rakamlar yaklaşık rakamlardır.)

Yani ortada garip bir durum var.

Ya ‘‘sosyal sorumluluğu yüksek, duyarlı bir sanatçımız’’ vergi kaçırıyor, ya da Egebank Metin Akpınar üzerinden de bir miktar para buharlaştırıyor.

Metin Bey'den bu yüzden uzun süre yanıt bekledim.

Ne dersiniz, sükut ikrardan mı geliyor?

Tüketiciyi Kandırma Kurulu

KAÇAK Fadıl Akgündüz'ün batık Jet-Pa'sı tarafından olmayan bir fabrikada üretilecek olan İMZA adlı ‘‘hayali’’ otomobilin reklamlarının yapılmasını ahlaksızca bulduğumu belirten bir yazı yazmıştım.

Aynı yazıda Sanayi ve Ticaret Bakanlığı'nın ve bu bünyede sivil toplum kuruluşlarının da katılımıyla kurulmuş Reklam Kurulu'nun bu reklamlarla ilgili olarak harekete geçmesi gerektiğini söylemiştim. Öyle ya, ortada olmayan ve olamayacak olan bir ‘‘sözde’’ ürün vardı ve bunun reklamının yapılıyor olması, ‘‘tüketicinin kandırılması’’ anlamına geliyordu.

Yazılarım üzerine Sanayi ve Ticaret Bakanı Ahmet Kenan Tanrıkulu duyarlı davrandı ve bir inceleme yaptırdı.

Yanıtı da önceki akşam elime ulaştı.

18 üyeli Reklam Kurulu (üyelerden sadece ikisi bakanlık temsilcisi) toplanmış ve Jetpa'nın İMZA reklamını incelemişler.

Neyi incelediklerini merak ediyorum çünkü ortada ne böyle bir otomobil var, ne de böyle bir otomobili yapacak bir fabrika.

Neyse, 18 kelle kafa kafaya vermiş, yetmemiş Jetpa'dan da görüş istemişler.

Jet-Pa görüşünü şu şekilde bildirmiş:

‘‘... tanıtım ve reklamların amacı, tüm dünyada olduğu gibi henüz piyasaya sürülmeden, prototip aşamasındaki model hakkında kamuoyunun ve tüketicinin tepkisinin ölçülmesidir. Tepkiler doğrultusunda yatırım yönünü belirleyecek olan bu kampanya hayati önemi haizdir...’’

Açıklamaya, daha doğrusu yalanın boyutuna bakar mısınız?

Jet-Pa üreteceği prototipi bütün dünyada olduğu gibi önceden kamuoyunun beğenisine sunuyor.

Ve Reklam Kurulu da bu ‘‘asrın palavrasına’’ inanıyor ve bu ilanların tüketicinin korunması hakkındaki kanuna aykırı olmadığı kanaatine varıyor.

Ve Jet-Pa ile İmza reklamları sürüyor.

Kurula bak çay demle.

Türkiye'de ve Almanya'da binlerce dava.

Aranan, kaçak bir patron.

On binlerce mağdur insan.

Teslim edilmeyen evler, servis verilmeyen Proton'lar.

Daha da beteri olmayan bir fabrikada üretilecek bir prototip.

Ve Reklam Kurulu, burada tüketicinin kandırılmadığı görüşünde.

Belki de haklılar.

Çünkü anlaşıldığı kadarıyla tüketiciyi asıl kandıran bizzat bu Reklam Kurulu.

Yurtdışına

eşinizle değil,

metresinizle gidin...

GELİRLER Genel Müdürü Akif Hamzaçebi, ‘‘Nerede laik vergi düzeni?’’ diye sorduğum yazı üzerine aradı.

‘‘Haklısınız. Diyecek hiçbir şey yok. Bu Anayasa ile bağdaşır bir durum değil. Ama Meclis böyle takdir etmiş’’ dedi.

İşin acayibi, Hayat Standardı Esası daha önce yasalaşırken de, yine bu şekliyle Meclis'ten geçmiş. Laik Cumhuriyet'in meclisi, Müslüman olmayanların ‘‘dini vecibelerini’’ vergi indirimine almamış.

‘‘Peki bundan sonra ne olacak. Düzelir mi?’’ diye sordum.

‘‘Zor’’ dedi Hamzaçebi. ‘‘Yazınızı Sayın Bakan'a göstereceğim. Ama kanun böyle çıkmış. Bir şey yapmak zor’’ dedi.

Bunun dışında mesleki nedenlerle yurtdışına çıkan serbest meslek erbabının matrahlarında bu seyahatler nedeniyle bir artış olmayacakmış.

Kongre, seminer, iş bağlantısı gibi nedenlerle yurtdışına çıkanlar, avukat veya doktor bile olsalar, bu seyahatlerin masraflarını defterlerine işleyecekleri gibi, vergi artışıyla da karşılaşmayacaklar.

Akif Bey'e, ‘‘Peki mükellef 'Hazır giderken, nasılsa otel parasını da veriyorum. Bir bilet parasına eşimi de yanıma alayım' derse ne olur?’’ diye sordum.

Bir danışayım dedi. 10 dakika sonra aradı.

‘‘Eşiyle birlikte giderse eşinden dolayı matrah artar’’ dedi.

Aslına bakarsanız bu da bir başka mesele.

Metresini, sevgilisini alıp gidene bir şey yok. Hatta vergiden düşer.

Eşiyle gidenin matrahı artar...

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Sözde krizler, fırsat olarak görülmediği zaman.

X