"Ayşe Aral" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşe Aral" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşe Aral

Fantezi mi, sapıklık mı?

Dünkü yazımın üzerine pek çok eposta aldım sizlerden. Neler var neler.

Bir kısmını da paylaşmak istedim. Ancak bazıları var ki ben okurken utandım, onlar yazarken utanmamış; onları yayınlamayacağım haliyle.

 

 

Yine de oldukça ilginç fantezileri ve değişik yaşam şekillerini, nedenlerini aşağıda bulabilirsiniz, denemesi bedava; tabi niyeti, cesareti olana.

 

 Bir de en alttaki örnekte olduğu gibi çirkin tekliflerde bulunanlar var ki onları elime geçirmeyeyim. Bendeki fantezileri bak o zaman görürler tabi seks fantezilerini değil, anladınız siz onu.

 

Fantezi mi, sapıklık mı

 

OHH BE YALNIZ DEĞİLMİŞİM

 

 

Ablam seviyorum seni. Dün Ayşe Arman’ın yazısını okuyunca korkularım daha çok arttı.

 

29 yaşındayım evlenmek istemiyorum. Neden mi?

 

1- 5 yıllık dostum (evli, çocuklu), 4 yıllık erkek arkadaşımla birlikte oldu.

 

2-Özel şirketteyim. Evli olmalarına rağmen herkes birbiriyle; tren misali.

 

3-Kız kardeşim evleniyordu gelin hamamına gittik. Kadın saatlerce kesti, dayanamadı; kalktı önümü kesti. Bir erkek yapmış olsa bu kadar korkmazdım.

 

4-İş yerinde arkadaşımız kocasına yapmak istediği doğum günü hediyesini söylüyor (tıpkı yazındaki gibi) kocamla birlikte olmak isteyen birini bulamazsam hayat kadını çağıracağım. (Teklif gibi işte; belki atlar birimiz diye)

 

5-Halen çalıştığım şirkette evli olan müdürüm telefon edip aşkını ilan etti, eğer isterse işyerinde daha iyi yerlerde olabilirim ve ben bu konuşmalarını kaydedip tehdit ettim, yanaşamıyor artık.

 

6-Arkadaşım yapay penis almış, denememizi önerdi.

 

Ablam daha bir dolu şey... Bu insanlar bunları yapıyor ama ben şaşkınlıkla izliyorsam ben mi geri kafalıyım? Herkese normal gelenler bana neden gelmiyor? Hemcinslerimden daha çok korkuyorum. Herkes seksle kafayı yemiş. Artık bunları görüp duymaktan çok yoruldum.

 

……………

 

 

Merhaba Ayşe,

 

Öncelikle bir meramım var onu gidermek için yazıyorum. Üstat Oğuz ARAL'ın kızı mısın?

 

Çok olacak biliyorum ama diğer meramım da Türkiye'de, o güzel canım ülkemde artık insanlar sadece seks fantezileriyle yoldan çıkmamış; tavuk keser gibi insan kesmeye başladık.

 

Bunların temellinde tamamen ruhsal sorunlar olduğuna inanıyorum. Ancak konu sekse gelince bizim toplumumuz kapalı bir seks yaşantısı sürdüğü için bu sapkınlıkların olabildiğini düşünüyorum.

 

Mesela benim küçük kuzenim tvde öpüşen 2 insan gördü mü hemen suratını çeviriyor, baktığımda bu aileden baskıyla olan bir şey değil, sosyal çevresindeki baskıdan kaynaklandığını düşünüyorum.

 

Örneğin; öğretmen, okul, arkadaşlar vs… Bir toplum bir olayı ne kadar “yaşamıyoruz, ayıptır, konuşulmaz” derse o toplumda böyle sapkınlıkların sıkça olabileceğini düşünüyorum.

 

Sadece bunları paylaşmak istedim. 4 yıl önce gördüğüm bir olay beni derinden sarsıp yerlere savurmuştur onu da bir daha ki sefere inşallah. Sağlıcakla kal.

 

Sezai

 

CEVAP: Sezai Bey ben Tekin Aral’ın kızı, Oğuz Aral’ın yeğeniyim.

………..

 

Ayşeeeeee!

 

 

Kuzum,

 

İnsanlar sapıtmış; doğru tespit. Başka dert kalmadı; cinsel hayatın yenilenmesine ilişkin metotlar…

 

Öyle garip ilişkiler duyuyorum ki içim kat, kat oluyor. Midem bulanıyor.

 

Bunları gözümüze soka, soka normalleştirmeye mi çalışıyorlar? Aslında gördükçe de kanıksıyor ve kabulleniyor gibiyiz.

 

Hayvani güdülerin ortaya çıkışı, insanlıktan uzaklaşmak mı ne?

 

Neresinden bakarsan bak benim anlayışıma göre sapıklık. Yok eş değiştirmek, karı koca beraber gidip bir birini seyretmek...

 

Benim içim almıyor. Kim bilir?

 

Göre, duya normal karşılayacağım günler de gelebilir.

 

Hayat…

 

Sağlıkla ve mutlu kal.

Gülay

 

……………

 

 

Nasılsın?

 

Dün Ayşe’nin yazısını hayretler içerisinde okudum. Demek ki böyle hayatlar da varmış dedim. Akşam bile aklıma geldi. Ben 28 yaşındayım, annem 47, babam 50, kardeşim var; erkek, 15 yaşında, eşim 36 yaşında.

 

Yaa dedim ki “yok artık, yok” senin gibi ben de düşündüm. Bu kadar açık ve net yazmasını eleştiremem ama ciddi anlamda çok etkilendim.

 

Neler yaşıyorlarmış, neler dedim. Eşime doğum günü hediyesi tırım tırım ne alayım diye düşünürken insanlar ne sürprizler yapıyormuş baksana nasıl bir mide, nasıl bir ahlak anlayamadım.

 

Akşam yemek yapıyorum, abarttılar mı diyorum acaba. Yok kesilmişler varmış, ameliyat olanlar, yok olmayanlar… “Bu ne yaa?” dedim. Herkesin hayatı kendine ama neyi anladım biliyor musun; baba sadece siliyor reddediyor. Anne sahip çıkıyor, yanında oluyor, mücadele ediyor.

İşte bu kavramı anladım o yazı dizinde kendime göre çıkarttığım anlam sadece buydu.

 

Rabbim sizleri başımızdan eksik etmesin...

 

Geçen seneydi eşimin erkek kardeşi 30 yaşında bizde kalıyordu. Normalde de hayatını yalnız sürdürüyor, kendi böyle istediği için; maddi sıkışması olmuş diye bizde kaldı. Açık söyleyeyim benden bakımlıydı; parfümleri, kremleri mis gibi kokuyordu.

 

Tertemizdi kız görsen çamaşır suyu düşmüyordu elinden banyoya giriyordu en erken yarım saatte çıkıyordu, giydiği iç çamaşırları değişik.

Anlamaya başladım en sonunda da Ayşecim ciddi anlamda anormallik olduğunu hissettim. Taksim’e gittik bir gece o çok eğlendi ama biz erken dönmek zorunda kaldık. (mide kaldırmıyor sonuçta.)

 

Çevremdeki arkadaşlarıma da sordum. Ama net anladığımda da evden gitmişti. Hangi sıfatı var bilemiyorum görünüş olarak erkek ama bilmiyorum işte. Benim de kardeşim var diyorum, çok korkuyorum. Her şey çok ilginç bir hal alıyor. Aynı yazı dizisinde anlatılan gibi işte Ayşe’m kimseyle görüşmüyor hele ki bizimle hiç. Benim seçimim diyor ama seçim ne??? Kimse sormuyor.

Eşim mi ne yaptı; bence çok üzüldü ama o yolunu seçmiş dedi.

Paylaşmak istedim seninle

 

 

Çok öpüyorum seni

Sevgiyle, mutlu kal.

E.

………..

 

 

SINIRSIZ FANTEZİLER

 

Sevgili Ayşe Ablacım;

 

Ablacım diye hitap ediyorum ama kendimi ve ifade etmek istediklerimi yazılarında o kadar çok buluyorum ki bundan daha samimi bir hitap şekli aklıma gelmedi.

 

Ablacım bugünkü yazını aslında hiç şaşırmadan okudum, çünkü maalesef ikiyüzlü ve riyakâr bir toplumuz biz.

 

32 yaşında turizm sektöründe çalışan genç bir kadınım, hayatım boyunca bireysel özgürlükler için ailem de dâhil herkesle mücadele etmiş biriyim. Toplum kurallarını pek önemsememek gerektiğini çünkü aslında bu konuda herkesin oldukça ikiyüzlü olduğunu çok küçük yaşlarda gözlemledim, kendime göre ahlak kuralları koydum, okuduklarım, yaşadıklarım gözlemlediklerim neticesinde ahlak anlayışımı oturttum.

 

Bana göre insanların cinsel tercihlerini istedikleri gibi yaşama özgürlükleri var; sapkınlık ve sapıklıktan bahsetmiyorum elbette. Bir insan eşcinsel olabilir, trans olabilir; kişinin kendi hissettiği önemlidir. Bu sebeple her türlü tercihe saygım sonsuz, önemli olan benim, sizin, bizlerin onayı değil, bireyin içinde oluşan duygudur ve bu durum ancak hormonlarla ve içsel nedenlerle oluşmaktadır.

 

Yazında bahsettiğin gibi birçok ikiyüzlülüğe şahit oldum hayatımda, ben Konya Selçuk Üniversitesi’nde okudum. Üstelik Konya’nın bir ilçesinde, her cuma kepenk kapatıp cuma namazına giden bireylerin; eşleri dışında, komşularının hanımları ile hatta ve hatta karşı dükkândaki eşcinselliğini saklı yaşayan kişiler ile olduklarına şahit oldum.

 

Mide bulandırıcı kısmı aslında bu değil, mide bulandırıcı kısmı bu namus bekçilerinin anamızdan, babamızdan uzak okumaya gelmiş biz öğrenciler için yapmadıkları, söylemedikleri hayâsız ve arsız laflar ve dedikodulardı.

 

Burada yaşadığım olayları yazmaya kalksam inan sayfalar sürer ama şunu öğrendim ki Türk insanı dine sığınıp, saman altından su yürütmeye bayılıyor.

 

Sebepleri çok boyutlu olsa da ben ilk ve en önemli sebebinin cinselliği ayıp, utanılacak bir olgu olarak gösteren zihniyet olduğu kanısındayım.

 

Bu ülkede değil kadınlar, erkekler bile cinselliği tanımıyorlar, bilmiyorlar. Bir insan ergen olması ile birlikte cinsel duygularını ve vücudunu tanıma yoluna giriyor ve bu kadar kapalı bir toplumda iç dünyasındaki bu değişimi değil yaşamak, konuşabilecek olgun bilgili bir abi-abla-anne-baba modelini bile bulamıyor.

 

Bedenine atılan o an algılayamadığı, tanımlayamadığı bu içgüdüsel inşaatın temelini çarpık atıyor. Çarpık inşaata yıllar içerisinde sağdan soldan edindikleri ile kat atıyor ve sonra biz de neden şişme keçi en çok satılan ürün diye hayretler içerisinde kalıp karnımıza kramplar gire gire düşünüyoruz.

 

Kısacası ablacım her mesele gibi bu mesele de temelde eğitime ve kültürel anlamda ivme kazanmaya dayanıyor.

 

Toplumumuzu düşünecek olursak önümüzde uzun uzun yıllar; kat etmemiz gereken çok yollar olduğu aşikâr. Yapılması gereken Mustafa Kemal'in başlattığı ve devamı getirilemeyen milli eğitim rotasını takip etmektir.

 

Sonsuz saygılarım ve sevgilerimle ablacım

 

L.Bilge Güvener.

 

(İsmimi yayımlamanızda bir sakınca yok, belirtmek istedim.)

 

………..

BU KADARINA PES DİYECEKSİNİZ BELKİ DE

 

 

Merhaba Ayşe, Hanım, Abla- nasıl hitap etsem bilemedim.

 

Benim size yazacağım konuyu yıllar önce dinlediğimde şok geçirmiştim diyebilirim.

 

Bundan daha beteri var mıdır bilemiyorum ama varsa da artık yürek dayanmaz daha beterine deyip konuya geçiyorum.

 

Bundan yıllar önce çalıştığım şirkette eğitim departmanının müdürü tatlı mı tatlı bir arkadaşım (ablam )vardı.

 

Bu olayı kendisi anlattı ve neredeyse üzüntüden anlatamayacak durumdaydı.

 

Sizin başıma gelebilecek en kötü şey dediğiniz aslında yaşanmış bir hikâyedir.

 

Olay A… ’nın en yakın arkadaşlarından birinin başına geliyor.

Arkadaşı sevdiği adamla deli dolu âşık bir şekilde evleniyor, çok mutlu giden sevgi, saygı ve aşk dolu bir evlilikleri var.

 

Adam eşine karşı çok anlayışlı ve çok yardımcı. Çok güzel bir arkadaş çevreleri var ve çok güzel zamanlar geçiriyorlar hep birliktelerken.

 

Bu arada ikisi de eğitimli, kültürlü insanlar belirtmeden geçmeyeyim.

 

Neyse bu mutlulukları kadının hamile kalmasıyla artıyor, artık hamileliğinin son aylarına yaklaşmışken hafta sonu kadın “ben bugün anneme gideceğim hayatım” diyor.

Adam da “tamam tatlım” falan deyip uğurluyor eşini. Kadın annesine doğru yola çıkmışken şu an tam hatırlayamıyorum; bir şey mi unutuyor, yoksa vazgeçip geri mi dönüyor, böyle bir sebepten eve geri dönüyor.

 

Ve döndüğünde işte asıl faciayla karşılaşmış oluyor.

Kocası ve kocasının en yakın erkek arkadaşı (aynı zamanda kadının da çok yakın arkadaşı ve o da evli) ile aynı yatakta yakalıyor…

 

Sonrası karnı burnunda boşanma davası açıyor ve boşanıyorlar.  

İşte benim anlatacaklarım bu kadar.

 

Yorum sizlerin ve sevgili okur dostlarınızın artık.

Sevgilerimle.

 

(İsim yazmazsınız çalıştığım yer nedeniyle.)

 

 

…………

 

Fantezi - Türk Milleti

 

Günaydın Ayşe Hanım,

 

Ben size fantezi falan yazmayacağım. Bize neler oldu böyle;

onun muhakemesini yapmak istiyorum ve sizden de bir yorum bekliyorum.

 

Son zamanlarda, son zamanlarda dedimse benim yaşım 25 kendimi bildim bileli ama son 10 sene daha yoğun. Türk milleti olarak bir sapıtma içindeyiz. Cinayetler, aile içi şiddet-seks, çocuklara cinsel istismar, hırsızlık, fuhuş, eroin, alkol, boşanmalar, hepsi had safhaya ulaştı.  

 

Aile kavramımızı yok ettiler. Örf ve ananelerimizi unutturdular. Edep, ahlak kalmadı millette. Tamamen Avrupai bir görüntü

içinde ne edep kaldı ve adap. Büyüklere saygı küçüklere sevgi eskide kaldı diye düşünüyorum. Tabi bir toplumda aile biterse her şey biter.

 

Ben de okudum Ayşe Arman’ı ve dehşet içinde kaldım. Aile içi

fantezileri görüyorsun. “Neler varmış?” dedim. Allah hepimize akıl fikir versin. Allah milletimize zeval vermesin. Müslümanlığın ve tüm dünya toplumunun TÜRK milletine ihtiyacı var diye düşünüyorum. Saygılar.

 

Yasin.  

 

…………….

 

 KADIN/ERKEK KÜLTÜRÜ

 

 

Ayşecim,

Erkek daha dünyaya gelmeden yüceleştirilir, erkek çocuk arzusuyla başlar bu oyun.

 

Sonra, "erkek" sünnet törenleriyle tanrılaştırılır ve bunun geri dönüşü yoktur. "Erkek" erkekliğinden gururlanarak hayata tam gaz ilerler.

 

Erkek "alır" çünkü vermesi için bir sebep olmadığını, küçük yaşta öğrenir, erkek sahiplenme hakkını, yönetme hakkını doğuştan kazanır.

 

Kız çocuklarına gelince… Onlar doğumda arzulanmazlar, çünkü soyun devamını erkek getirecektir. Hâlbuki kız da aynı kanı taşır, ailenin soyunu kız çocuk da devam ettirecektir ama bu kimsenin umurunda değildir. Regl başlangıcı davul zurnayla, araba konvoyuyla kutlanmaz; aksine marketten ped alınırken kasiyer iki torbayı iç içe koyar da öyle yerleştirir pedi içine.

 

Kadın kelimesini bile kullanmaktan utanırız, kız deriz herkese biz. Kadın demek bile cinselliği çağrıştırır çünkü.

 

TV de bir çift birbirine yaklaşıyorlarsa maazallah öpüşürler falan diye hemen deli gibi kumanda aranır, kanal değiştirilir.

 

Nefes almak, yemek yemek sorgulanmaz ama sevişmek kelimesi tüyleri diken diken eder, sevişemeyen bir ülkenin insanlarından da ya vajinismus türer ya da şişme keçi alan namus bekçileri.

Ayşecim kabaca özetlersem, babaannemin deyimiyle bu dengesizliğin ve kadının tek suçu "pipi'sinin olmamasıdır.

Z.S.

 

 

……………..

 

 

 TRANS KONUSUNDA BENDEN BİR YORUM

 

 

Sevgili Ayşe merhaba,

 

Ayşe’nin trans dizisini ben de okudum ve seninle aynı yere takılmış olacağız ki eşime bu yazı dizisini anlatırken sadece bu bölümün aklımda kaldığını fark ettim.

 

Sonra eşimle bunun üzerine konuşmaya başladık. Özellikle bir erkeğin eşiyle gelip eşinin cinsel ilişkiye girmesini izlemesi çok acayibime gittiği için bunu eşime sordum "sence bir erkek bunu niye ister?"

 

Verdiği cevap hiç cevap bulamadığım için beni az da olsa tatmin etti "bazı erkeklerin eşlerini başkalarıyla düşünerek tahrik olma durumu vardır bu biraz daha ötesi, bir transla beraber olmasını istemesinin sebebi de bir erkekle olmasından daha az erkekliğine dokunacak olmasından"

Bunun dışında bu kadar enteresan fantezi çılgınlığının yaşandığını geçenlerde bir arkadaşım vücut çorabından bahsettiğinde internette nasıl bir şey diye bakarken öğrendim meğer neler varmış neler; bu bahsedilen değişik ilişkileri renklendirmek amaçlı.

 

Ağzım açık kaldı hem gördüklerime hem Ayşe’ye transların bahsettiklerine; üstelik 30 yaşında, 5 yıllık evli, İstanbul gibi bir yerde yaşayan ben; vücut çorabını daha yeni öğrenmişken.

 

Sevgilerimle

 

 

İpek Y.

 

……………..

 

Woooooooow

 

Ne fanteziler varmış sende yav.  Valla azdırdın beni okurken. Benim de fantezilerim kuvvetlidir. Bul beni, mutlu ederim seni bak

 

Metehan

 

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI