Fakirlik demokrasiye de bela

Hürriyet Haber
10.07.2015 - 00:00 | Son Güncelleme:

Bremen’de 10 Mayıs 2015 tarihinde Eyalet Parlamentosu seçimleri yapıldı.Seçmenlerden sadece yüzde 50.1’i sandık başı yapıp oy kullandı.Yüzde 49.9’u ise oy kullanmadı.

Yani her iki seçmenden biri Bremen’de bu demokratik haktan yararlanmadı.
Bertelsmann Vakfı adına yapılan bir araştırma, bu seçimlere katılımın başka bir boyutunu da gözler önüne serdi.
Söz konusu araştırmada, sosyal konumları zayıf, yani fakir ve eğitim seviyeleri düşük olan insanların oturduğu semtlerde, seçimlere katılım oranının diğer bölgelere nazaran çok daha düşük olduğu ortaya çıktı.
Seçimlere katılım oranının düşük olduğu bölgelerde işsiz sayısının katılımın en yüksek olduğu bölgelere nazaran 4 misli, herhangi bir eğitim kurumunu diploma almadan terk edenlerin, yani ‘diplomasızlarların’ sayısının da iki kat daha fazla olduğu belirlendi.
Örneğin, Bremen’in Borgfeld kesiminde seçmenlerin yüzde 73’ü sandık başı yaparak oy kullanmış.
Borgfeld, sosyo-ekonomik durumları iyi olan yüksek gelirlilerin ve eğitim seviyesi üksek olanların ikâmet ettiği bölge.
Bremerhaven’in Leherheide-West (Batı) kesiminde ikâmet eden seçmenlerin ise sadece yüzde 24’ü oy kullanmış.
Yani kentin o bölgesinde yaşayan seçim çağındaki her 4 kişiden sadece biri 10 Mayıs seçimlerinde oy kullanmış.
Leherheide-West, sosyal durumları zayıf, fakir, işsiz ve Harz 4 olarak bilinen ‘sosyal yardımla’ geçinenlerin yoğun olarak ikâmet ettiği bölge.

* * *

Bertelsmann Vakfı’nın demokrasi uzmanlarına göre, ikâmet edilen bölgelerdeki seçmenler birbirlerinin tutumundan direkt olarak etkilenmektedir.
Yani komşuları, akrabaları, tanıdıkları ve arkadaşları oy kullanmayan seçim çağındaki insanlar da oy kullanmamaktadır.
Uzmanlara göre, yalnız Bremen’de değil, Almanya genelinde ‘sosyal eşitsizlik’ seçmenlerin seçimlere katılımlarını olumsuz yönde etkilemektedir.
‘Sosyal konumları zayıf’ olan insanlar, her geçen yıl partilerden uzaklaşmakta ve “Nasıl olsa politikacılar bildiklerini yapacak”, “Bizim beklentilerimizi ve gereksinimlerimizi yine göz önünde bulundurmayacaklar” gibi farklı gerekçelerle oy kullanmamaktadır.
Bertelsmann Vakfı adına yapılan araştırmaya göre, ‘sosyal eşitsizliğin’ sandığa yansıması son 40 yılda tam üç kat artmıştır.
Seçmenlerin ‘sosyal eşitsizliği’ adeta ‘kalıcı bir olgu’ haline gelmiştir.
Hatta politika uzmanlarına ve sosyologlara göre, “Almanya çoktan sosyal olarak bölünmüş bir demokrasi” haline gelmiştir.
Türkçe’de “Fakirlik başa bela” diye biz özdeyiş vardır.
Yapılan bu araştırmalar “Fakirliğin yalnız başa değil, demokrasiye de bela” olduğunu ortaya koymaktadır.

* * *

İşte bu yüzden Almanya’da köklü partiler, özellikle son yıllardaki bu olumsuz gelişmeler üzerine ‘kafa yormaya’ başlamışlardır.
Seçmenlerin sandık başı yapmaları için nasıl mobilize ve motive edileceği yönünde ciddi ciddi düşünmeye başlamışlardır.
Aslında bu yönde adımların çoktan atılması gerekirdi.
Çünkü bunun sinyalleri son yıllarda yapılan seçimlerde çok açık bir biçimde gelmeye başlamıştı.
Örneğin 2011 yılında yapılan Eyalet Parlamentosu seçimlerinde Saksonya-Anhalt’ta seçmenlerin yüzde 51.2’si, Mecklenburg-Vorpommern’de yüzde 51.5’i oy kullanmıştır.
2014 yılında Saksonya’da oy kullananların oranı yüzde 49.1’e, Brandenburg’da yüzde 47.9’a düşmüştür.
Aynı durum genel seçimler için de geçerlidir.
Federal Almanya Cumhuriyeti’nin kurulduğu 1949 yılında seçmenlerin yüzde 78.5’i oy kullanırken, bu oran 1957’de yüzde 87.8’e, 1972’de yüzde 91.1’e ulaşmıştır.
2009 genel seçimlerine katılım oranı yüzde 70.8, 2013’te de yüzde 71.5 olmuştur.
Yani son iki genel seçimde hemen hemen her üç seçmenden biri oy kullanmamıştır.

Etiketler: Ahmet Külahçı


EN ÇOK OKUNAN HABERLER

    Sayfa Başı