Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Fakire yardım!

Emin ÇÖLAŞAN

İnsan varlıklıdır, gönlünden kopan yardımı yapar. Öğrenci okutur, burs verir, okul yaptırır, hastane yaptırır, fakir fukaraya yemek verir, bir hayır kurumuna bağışta bulunur.

Ama yardım dediğiniz olay öyle açıktan yapılmaz. Yardım, Allah rızası için yapılan bir şeydir.

Onu Allah bilir, siz bilirsiniz, bir de yardım ettiğiniz kul bilir.

Medyanın önüne çıkıp da ‘‘Ben şunu yaptım, ben bunu yapıyorum’’ demek ayıptır, günahtır, insanca bir davranış değildir.

***

Din tüccarlığı ile bağlantılı yardım sömürüsü, ülkemizde özellikle kutsal ramazan ayında doruk noktasına ulaşıyor.

İşin en acı yanı, bu olay siyasete ve kişisel reklama alet ediliyor. Medyada izliyoruz.

Falanca partili belediye başkanı, filanca yerde iftar çadırı kurmuş. Güya fakir fukaranın karnı doyurulacak! Kentin en işlek yerinde kurulan çadırda açıkça parti propagandası yapılıyor. Hele seçime yaklaştığımız şu dönemde bay başkan yeniden aday olacaksa, orada onun reklamı yapılıyor.

Önce televizyonlara ve gazetelere haber veriliyor:

‘‘Falanca gün filanca yerde iftar çadırı açıyoruz. Buyurun çekim yapın.’’

30 gün ramazan boyunca çadıra gelenlerin çoğu da fakir fukara değil! Oradan geçmekte olan ahali, çevrede işyeri bulunan esnaf ve diğer beleşçilerin tümü, hazır yemeğe saldırıp löpürdettikten sonra sıvışıyor.

Hatta çadır abonelerinin bir bölümü oruçlu falan da değil!

***

Sonra bir bakıyoruz, bazı sanatçı vatandaşlarımız da buralarda boy göstermeye başlıyor. Medyaya önceden haber veriliyor:

‘‘Hanımefendi sanatçımız filanca, yarın bizim belediye çadırına iftara gelecekler. Kamera ve muhabir yollayınız...’’

11 ay baldır bacak ve meme açan, kelle koparan, onun bunun parasını yiyen hanımefendi, ramazan ayında kapalı giyinmiş. Günahlarını affettirmek için oruçlu görünüyor. Ya da gerçekten oruçlu. Allah kabul etsin!

Çadıra geliyor, halka iniyor!

Kameralar çalışıyor. Sanatçımız çok duygulu! Besmele çekip birkaç lokma çiğniyor. Ama aklı, ertesi gün ekranlarda ve gazete sayfalarında nasıl yer alacağında!

Güya iftara gelen ahali, baldır bacak hanımı izlemek için sıraya girmiş. İtiş kakış oluyor. İftar falan unutulup her şey hanımefendi sanatçıya endeksleniyor.

Din adına, Müslümanlık adına bir rezalet sergileniyor.

***

Belediyemiz medyaya haber gönderiyor:

‘‘Şu gün şu saatte semtimizdeki fakir fukaraya yardım torbası dağıtılacak. Adam gönderip çekim yapın.’’

Başüstüne! Orada itiş kakış olacağını bilen medya, bu gibi işlere zaten hazır. Aynı haberi döndüre döndüre on kez verirsin.

Dağıtım başlıyor. Torbada birkaç kalem en ucuzundan yiyecek var. İnsanlar itiş kakış. Kıyamet kopuyor. Ezilenler, bayılanlar. Zavallı insanlar ertesi gün ekranlardan rezil olacaklar. Başkan bey, kargaşayı makam odasından izliyor:

‘‘Ohhh, bu kerizler seçimde yine bana oy verir...’’

***

Milyonlarca fakir fukara Müslüman Anadolu'nun dört bir yanında aç gezerken, bazı partilerin genel başkanları ve onların yalakaları, görkemli iftar sofralarında!

Beş yıldızlı otellerde ve restoranlarda düzenlenen bu sofralarda kuş sütü eksik. Çökenlerin en az yarısı oruç değil ama oruç tutuyor ayaklarında!

Kameralar yine hazır!

Tok toku ağırlıyor, aç Müslüman belediye çadırlarına davet ediliyor!

Tek koşul, medya oralarda olacak!

İftar açılıyor ve sayın genel başkan karnını doyurduktan sonra hafif uykulu ve baygın gözlerle siyasi bir açıklama yapıyor!

Tansu bir gecekonduya gidip iftar açıyor! Tabii ki medyaya önceden haber veriliyor. Yoksa Tansu oruç mu tutuyor? Tansu yere çömeliyor, çekimler başlıyor! Tansu ahaliye ‘‘Oruçluyum haaa’’ mesajını veriyor! Çekim bitiyor, gecekondudan ayrılıyor!

Allah'a ve dinimize en büyük saygısızlık, ramazan aylarında sergileniyor. Oyun fakir fukaranın sırtından oynanıyor.

***

Dün Milliyet'teki yazısında ustamız Hasan Pulur bu konulara değiniyor ve Fatih Sultan Mehmet vasiyetnamesinden bir örnek verip günümüzün din tüccarlarına ‘‘Utanın’’ diyordu. İşte vasiyetten bir bölüm:

‘‘Ayrıca külliyemde inşa eylediğim imarethanede şehit ve şehitlerin karıları ve fukara yemek yiyeler.

Ancak yemek yemeye ve almaya kendüleri gelmeyüp, yemekleri, güneşin loş bir karanlığında ve kimse görmeden kapalı kaplar içerisinde evlerine götürüle.’’

Din sömürüsü ve din tüccarlığı açısından, nereden nereye gelmişiz!

Fatih Sultan Mehmet nasıl ince düşünüyor ve imarethanesinden yemek yardımı yapılan şehit yakınlarıyla fukaranın bilinmesini ve incinmesini istemiyor.

Günümüzde ise maşallah!..

Hiç unutmuyorum, bundan birkaç yıl önce Refah Partisi'nin en üst düzeylerinden biri iftar düzenlemiş ve katılanlara 5 milyon para vaat edilmişti. Yemek bitmiş, arkasından 5 milyona hücum başlamıştı. Fakir fukara ahali önce bu şahsın elini öpüyor, sonra parasını alıyordu. Korumaları, kalabalığı dağıtmak için sille tokat girişiyordu.

Oraya da medya çağrılmıştı!

Bu ayıpları yapan ve yaptıranlar Müslüman olduklarını zannediyorlar!

Önce adam olsunlar, insan olsunlar.



X

YAZARIN DİĞER YAZILARI