Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Faiz, şu meçhul ...

FAİZLER düşüyor.

Sevinelim mi, üzülelim mi? Edindiğim izlenime göre faizlerin düşmesi toplumumuzda üzüntü kaynağı olmuştur. Çünkü orta yaş üstü gazete okurlarının önemli bir kısmı, bütçesini belli bir faiz gelirine göre denkleştirmişti. Şimdi bu gelirleri düştü. Daha da düşecek deniyor. Mevduatımın anaparasına dokunmuyor, sadece faizini harcıyorum, dolayısıyla geleceğim güvencede diyenler paniklediler. Sırf bu sebeple harcamalarını kıstılar. Ücret artışlarının azalmasının, işini kaybedenlerin sayısının çoğalmasının yanında, yurtiçi talebin toparlanmamasının bir sebebi de faizlerin düşmesidir.

* * *

Kural neydi? Düşük faiz ekonomiyi canlandırır; yüksek faiz ekonomiyi durgunluğa iter. Biz ise tam tersini yaşadık ve yaşıyoruz. Şimdi bundan ne sonuç çıkaracağız? Kitapta yazanla, hayatta yaşanan birbirine uymaz mı diyeceğiz? Hayır!

1. Dünyada iki tip ekonomi vardır. Birincisi, ulusal parası “döviz” (hard currency) olanlar. İkincisi, para (birimi) döviz olmayanlar (soft        currency).

2. Parası döviz olan ülkelerde “piyasadaki para miktarı” veya “piyasa faiz fiyatı” denince, sayılar kendi paraları cinsinden söylenir. Bu ifadelerde önemli ölçme veya bilgilendirme hatası yoktur. Çünkü bu kabil ülkelerde insanlar yabancı parayı pek bilmez.                Devlet de şirketler de tüm hesaplarını hep ulusal parayla yapar.

3. Türkiye gibi parası döviz olmayan ülkelerin ekonomileri “iki para” ile çalışır. Yani bu ülkelerde gerek devlet, gerek şirketler ve gerekse halk hesaplarını ulusal paranın yanında bir de “dövizle/dolarla” yapar.

4. Gerçek böyle olmakla birlikte, nedense Türkiye’de faizle ekonomik canlılık arasında ilişkiler analiz edilirken sadece TL faizi kullanılır. Bu yanlıştır. Eğer Türkiye’de faizle, ekonomik canlılık arasındaki nedensellik ilişkisi bulunmak isteniyorsa, analizlere kur farkları dâhil “döviz faizini” de katmak gerektir. 

5. Bir an için küresel krizin yarattığı dış talep daralmasını bir kenara koyalım. Döviz faizleri (ve kur farkları) şirketlerin finansman maliyetine dâhil edildiğinde görülecektir ki; 2009 başından günümüze, Türkiye’de finansman maliyeti geçen yıla kıyasla düşmüş değildir. Bilakis artmıştır. Yurtiçi talep ve yatırım hacmi faizler arttığı için de daralmıştır.

6. Faizlerin düşmesinin ve döviz fiyatlarının istikrara kavuşmasının etkisi bundan sonra görülecektir. Şirketlerin gerek TL, gerek döviz cinsinden bugün aldığı kredilerin faizin düzeyinden daha önemlisi, karar alıcıların faizler ve kurlar hakkındaki beklentileridir. Yani faizler ve kurlar düşecek mi yoksa artacak mı sorusuna “zihinlerinden” verdikleri cevaptır.

Son Söz: Ekonomide ne oldu deme, ne olacak de. 

X