Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Faiz düşmanı

TÜRKÇE’de, “düşmanı” kelimesinin, anlamı taban tabana zıt iki kullanımı vardır. Mesela, bir çocuk için “dayak düşmanı” denirse, o çocuk öyle kötü şeyler yapıyor ki, sonunda büyüklerinden dayak yiyor, adeta canı dayak yemek istiyor denmek istenir.

Başka örnekler de var. Bir kişi için “çikolata düşmanı” veya “para düşmanı” şeklinde konuşuluyorsa, bunun anlamı, o kişinin nerede bulsa çikolataları hapır, hapur mideye indirdiği veya eline ne kadar para geçerse hemen harcadığı anlatılmak istenir. Pek tabii bir de düpedüz düşmanlık vardır. Mesela “kadın düşmanı” veya “zenci düşmanı” denince kadınlardan veya zencilerden hiç haz etmeyen, onlar hakkında olumsuz ön yargıları olan insanlar kastedilir.

* * *

Faiz düşmanlığı da böyledir. Müslüman halk arasında dini gerekçelerle faiz düşmanlığı vardır. O kadar ki, bazıları bankalara yatırdıkları paralara tahakkuk eden faizi almaz. Buna mukabil, faize “kâr payı” demeye yarayan düzmece işlemler yapılırsa, faiz düşmanları bir anda bu sefer zıt anlamda faiz düşmanı (yiyicisi) haline gelirler. Buna karşılık borç alıp da ödeyemeyenlerin faiz düşmanlığı değişmez. Özellikle “kredi kartı mağdurları” denilen bir kesim vardır ki, onlar hakikatten faiz düşmanıdır. Çünkü bankaların caydırıcı olsun diye fahiş mertebede yüksek tuttukları gecikme faizini yiyince perişan olurlar. Tefecinin veya vergi borçlarını zamanında ödeyemeyip maliyenin eline düşenlerin de hali haraptır. Borcun faizi yani “danası” kısa sürede borcun aslını yani “anasını” geçer. Onlar da gerçekten faize düşman olurlar.

* * *

Güzel ve yalnız ülkemin iktisatçıları genelde “faizcidir”. Yani faiz severler. Burada sözü edilen, yüksek faizdir. Faizci iktisatçılar Türkiye’de, gelişmiş ülkelerde ödenen/alınan reel faizinin 5 katını normal görür. Bunların karabasanı, faizin inmesidir. Faizler inince Türkiye’de çok kötü şeylerin olacağından korkarlar. Faizler inince kamu borçları artacak, tasarruflar düşecek, yabancı sermaye girişleri duracak, büyüme yavaşlayacak, döviz bulunmayacak ve ülke ekonomisi iflas edecektir diye telaşlanırlar. Telaşları yersizdir; ama öyle şartlanmışlardır. Muhakemeleri yanlıştır. Analizlerine dayanak teşkil eden istatistikler, İngilizce “self proving fallacies” denilen cinstendir. Buna Türkçede “kendini doğrulayan yanlışlar” denebilir. Yani hatalı kararların ortaya çıkardığı kötü sonuçlar, kararın isabeti olarak gösterilir. Faiz severler, şu günlerde çok tedirgin. Çünkü yüce dağdaki mali istikrar kurdu” IMF öldü. Dünya krizi, IMF’yi “ekonomi canlandırma kurdu” yaptı. Bizim merkez bankası da pek tabii tutum değiştirdi. Faizleri indirip duruyor. Dağdaki kurt öldüğüne göre belki Türkiye bile, yıllardır tutsağı olduğu “faiz-enflasyon-devalüasyon” kapanından kurtulacaktır.

Son Söz: Düşük enflasyon, düşük faiz ister.

 

X