"Ayşe Arman" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşe Arman" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşe Arman

F 16’da uçakla değil de kendim uçuyormuşum gibi geliyor

Her şeyin bir ilki var.<br><br>Hayatımda ilk kez bir savaş pilotuyla röportaj yapıyorum.<br><br>Binbaşı Murat Keleş.

Müthiş bir adam.
F16 içinde, kendini evinde hissediyor.
Türk Hava Kuvvetleri tarafından kurulan Solo Türk Gösteri Timi’nin üç kahramanından biri. Diğerleri, Yüzbaşı Sedat Yalın Ahbap ve Yüzbaşı Fatih Batmaz. Amaçları, Türk pilotlarının yeteneklerini dünya âleme göstermek ve gençleri havacılığa teşvik etmek. Binbaşı Keleş’e “Anadolu Kartalları” filmini ve merak ettiklerimi sordum...

* Pilot olmak çocukluk hayaliniz miydi?
- Yok değildi. Ben Samsunluyum. Çocukluğum deniz kenarında geçti, babam da dalgıçtı. Haliyle denizin altı ilgimi çekiyordu.

* Kısmet gökyüzüymüş!/images/100/0x0/55ea60fef018fbb8f87c15a4
- Aynen öyle. Bunu da 18 yaşında ilk kez uçak kullandığımda fark ettim. Dedim ki, “Meğer benim uçmam gerekiyormuş! Ben bunun için yaratılmışım!”

* Nasıl oldu peki?
- Hava Harp Okulu sınavlarına katılmam için davet geldi. Ben sivil liseden mezun olup girdim, benim durumumdakiler yüzde olarak çok düşüktür, yüzde 10 civarı, gerisi askeri lise kökenlidir.

* Herhangi biri pilot olabilir mi?
- Bu, bir eğitim işi. Sağlığınızın müsait olması ve uçuşa yatkın olmanız gerekiyor. Ve tabii yeterli eğitimi almanız...

* Çok normal bir şeyden bahsediyor gibisiniz. Benim bildiğim bir sürü şeye bakıyorlar...
- Kilo ve boy gibi bazı şeylerin alt ve üst sınırları var. Bunlara daha okula girmeden bakılıyor. Sağlık kontrolleriniz yapılıyor. Ayrıca uçuşla ilgili detaylara bakılıyor. Ve uçuşa yeteneğiniz olup olmadığına...

* Ne demek “uçuşa yetenekli olmak”?
- Gökyüzü, üç boyutlu bir ortam. Araba kullanır gibi değil yani. Üçboyutlu bir ortamda hareket ediyoruz. Tersi yüzü var, yanı var. Bunları hissedebilen ve bunlara müdahale edebilen insanlar pilot olabiliyor. Beyinle ve gözle gördüğünüz şeyleri, üç boyutlu hareket ettirebilme yeteneğine sahip olmanız lazım. Yani sadece gözler ve hislerle değil, aletlerle bakarak da uçmayı becerebilmeniz gerekiyor. Pervane uçaklarla başlayıp, önce temel jet uçağı, sonra tekamül dediğimiz jet uçaklarla eğitime devam ediyoruz. 1.5-2 yıl sürüyor, tamamlayan artık pilot oluyor. Ama iş bununla da bitmiyor. Uçtuğunuz uçak tipine göre, mesela F16, mesela F5, mesela F4, ayrıca “savaşa hazırlık eğitimi” alıyorsunuz.

* Hadi bakalım şimdi benim ilkokul seviyesindeki sorularıma cevap verin: O daracık yerde insana klostrofobi gelmez mi? Başı dönmez mi? Korkmaz mı insan?
- (gülüyor) Zaten öyle hissedenler, daha yolun başında eleniyor. Ben ilk kez uçak kullandığımda, ehliyetim bile yoktu. Evet, küçük bir yerde oturuyorsunuz ama ben kendimi ilk günden beri hep evimdeymiş gibi hissettim.

* Bu iş bir nevi çılgınlık mı?
- Alakası yok! Kendi limitleri içinde kuralları olan bir iş yapıyoruz. Asla çılgınlık değil.

* Sizin uçmaya yetkili olduğunuz uçak F16, onun gösteri pilotu olarak da uçuyorsunuz. Bir F16’yı, karınızı tanıdığınız kadar tanıyor musunuz?
- Mecburum. Hepimizin öyle olması gerekiyor. Bilmem gereken her türlü sistemini biliyorum.

Avatar gibi

* Hissi nasıl?
- F16’yla uçmanın mı? Muhteşem. Etrafımızdaki cam küre, bize daha çok görüş alanı sağlıyor. Belimin üstünü, 360 derece görebiliyorum. İkinci nesil savaş uçaklarında bu öyle değil, onlarda omuz hizasında. Ben uçarken bir F16’yı uçuruyorum gibi değil de, kendim uçuyormuşum gibi hissediyorum. Avatar gibi yani.

* Süpermiş!
- Evet! Oturduğunuz yerde, önünüzdeki aletler dışında sadece siz varsınız. Uçma hissini en çok hissedebileceğiniz uçak.

* Her defasında heyecanlanıyor musunuz, yoksa otomatiğe mi bağladınız?
- Heyecan demeyelim daha farklı bir his. Uçağa bindiğimiz andan itibaren, işimiz, görevimiz neyse onu gerçekleştirmek. Harekât ya da gösteri uçuşu. Sadece hedefe kilitleniyoruz.

* Korku...
- Yok hayır. Eğitim sırasında belimize kadar gelen kitap okumak zorundaydık. Şimdi o kitapların küçültülmüş halini “check list” olarak yanımızda taşıyoruz. Herhangi bir acil durumda açıp müdahale edebilmek için. Arabaya bindiğinizde, kullanım kılavuzunda yazanları tek tek kontrol etmezsiniz ama biz ediyoruz. İhtiyacımız olmasa bile.

* Gösteri pilotu olarak sizin seçilmenizin özel bir sebebi var mı?
- F16 gösteri uçuşu, Hava Kuvvetleri’nin yüzüncü yılını kutlama kapsamında gündeme geldi. Bu bir proje olarak ortaya çıktı. 90. yıl kutlamaları İzmir’de yapılmıştı, o zaman Hollandalı bir F16 pilotu gösteri yapmıştı. Çok özenmiştim. Hollandalılar, Belçikalılar ve Amerikalılar bunu 20 yılı aşkın süredir yapıyorlar. “Biz de yapabiliriz, yeteneğimiz var, uçaklarımız var” diye aklımdan geçirmiştim. Ama benim bulunduğum filo ve görev yaptığım yerdeki şartlar buna uygun değildi. Bu proje ortaya çıktığında gönüllü oldum. Ve seçildim.

* Kaç kişi arasından seçildiniz?
- Bütün Hava Kuvvetleri pilotları arasından biz üç pilot seçildik.

* Solo Türk’ü kullanmanın farkı ne?
- Gösteri uçuşu yaparken, en alt ve en üst limitlerinde uçuyorsunuz. Normal rutin görevlerimizde ya da harekât görevlerimizde karşılaşamayacağımız “g force”larıyla (yerçekimi) karşılaşıyoruz. Uçağın limiti, artı 9- eksi 3 “g” arasında değişiyor. Ben 90 kiloyum mesela, şu an üzerimde 1 “g” var. Ama artı 9 “g” de olduğum zaman, altıma bir terazi koyarsanız, orada 810 kilo yazar. Yerçekiminin 9 katı bir kuvvetle uçak beni itiyor. Haliyle ağırlığınız artıyor.

* Ne hissediyor insan ağırlığı artınca...
- Kolunuzu havada tutamıyorsunuz. Bütün vücudunuz ağırlaştığı ve aşağı doğru çekildiğiniz için kan beyne çok yavaş gidiyor, normal hayatınızda gibi yukarı doğru hareket edemiyor. Biz onu sağlayacak şekilde kendimizi kasıyoruz. Yerçekimi baskısı hissetmemek için kendimizi hazırlıyoruz. Nefes teknikleriyle kanın beyne ulaşmasını sağlıyoruz.

Nihayetinde bir aşk filmi

* Anadolu Kartalları’nı izlediniz mi?
- İzledim ve çok beğendim. Hava Kuvvetleri adına yapılmış çok güzel bir film. Çekimler de gerçekten muazzam.

* Film hakkında çıkan eleştirileri okudunuz mu?
- Tabii ama biraz manasız buldum çünkü nihayetinde bir aşk filmi bu.

* Zorlandınız mı oyuncularla çalışırken?
- Hayır, hiç. Çekimler başlamadan bir hafta önce Engin Altan Düzyatan üsse geldi misafirimiz oldu. Bizim yaşadığımız ortamı gördü. Uçuşlara nasıl hazırlanıyoruz, nasıl gidiyoruz, neler yaşıyoruz gösterdik. Son derece keyifliydi.

HAMİŞ: Hey duyduk duymadık demeyin, yarından itibaren 4 gün 12.00-16.00 arası Kanyon’dayım. Tam ortasında cam bir evin içinde. Orası benim çalışma odam. Ama gerçekten çalışma odam. Oradan yazacağım. Fikir, Feride’nindi. (Hiç) Emel’le yaptık. Hem Hiç’ten hem evden binlerce şey taşıdık. Tamamen ben gibi oldu. Gelin sohbet edelim. Kahveyi de ben yaparım size diye düşünmüştüm, ama sonra vazgeçtim, yakından bir yerden alırız. Biraz soğuk, daha doğrusu uçuyor Kanyon ama benim oda sıcak. Çok sıcaaaaak.

X