Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Ezgi Mola’nın sözleri

“Türkan Hanım ile çalışmak çok büyük bir tecrübe. Ben karşısına ilk oturduğum zaman bayağı böyle sandalyede küçücük kaldığımı hissettim.

Acayip bir şey. Sadece baktı gülümseyerek. Öyle gergin bir sahne de değil. ‘Allah’ım ben ne yapacağım?’ dedim. O kadar çaresiz hissettim ki kendimi... 15 dakika ara verdik. Çünkü fena oldum.”
Ezgi Mola’ya ait bu sözler. “Hayatımın Kadınısın” filminde Türkan Şoray ile karşılıklı oynamanın nasıl bir duygu olduğundan bahsetti “Medyatik” programında.
Sandalyede birden küçülmeler, kendini çaresiz hissedip fenalık geçirmeler falan... Türkan Şoray’ın nasıl bir çekim gücü var doğrusu çok merak ettim.
Gözlerinden ışın falan mı saçıyor, karşısında oturanın ruhunu mu emiyor? Hiç aklım almıyor. Yani karşımda Robert De Niro olsa çıkar oynarım. İşim bu benim.
Atıp tutmuyorum. Biz gazeteciler de yeri gelince dünya starlarıyla röportaj yapıyoruz. Hiç öyle donup kalanımızı görmedim ben daha.
Ne yazık ki, genç oyuncuların eski kuşak starlara dair bu tür ultra abartılı konuşma huyu var. Nedenini ise hâlâ çözebilmiş değilim...

Neşeli Hayat’ın gişesini açıklıyorum

Son birkaç gündür Yılmaz Erdoğan’ın “Neşeli Hayat” filmine övgüler düzüyoruz.
Bu övgüleri fazlasıyla hak ediyor, onda şüphe yok ama içimden bir ses bu filmin gişede büyük hasılat elde edemeyeceğini söylüyor.
Sinema işi hakikaten büyük kumar. Siz ne kadar iyi film çekseniz de dış faktörler gişeyi hiç beklemeyeceğiniz yerlerden vuruyor.
Bu film ilk üç günde 250 bini zor yakalar, toplamda da 1,5 milyonu geçmez. Çünkü...
? Kurban Bayramı’nda insanlar koç, dana peşinde koşar. Eş dost ziyaretleri daha sık olur. Sinemaya vakit zor ayrılır.
? Yılmaz Erdoğan için asıl tehlike geriden gelenler... “2012”, “Kurtlar Vadisi: Gladio” ve vizyonda son haftalarını oynamasına rağmen “Nefes” hâlâ ciddi rakipler. Bu filmleri izlemeyi bayrama bırakanlar çok.
? Uzun vadede bir sonraki haftaya “Abimm”, daha sonraki haftalarda ise “Testere 6”, “No Ofsayt”, “Vavien” ve herkesin nefesini tutarak beklediği “Avatar” gösterime girecek.
? En büyük handikap ise “Neşeli Hayat”ın sanatsal yönünün daha ağır basması ve popüler kaygılarla çekilmemiş olması. Bizim izleyici nankördür. Fragmanda çok fazla komik sahne görmezse hemen fikrini değiştirir. Bir de bu filmin “Vizontele” serisi ve “Organize İşler” gibi dev oyuncu kadrosu yok.
? Ve gelelim en büyük dezavantaja... “Vizontele” ve “Organize İşler” filmlerinde Yılmaz Erdoğan, Cem Yılmaz’ın popülaritesinden fazlasıyla yararlanmıştı. Şimdi Cem Yılmaz da yok. Bence bu da Erdoğan için ayrı bir sınav olacak. Hatta gelecekte ortaya atılacak polemik konusunu da şimdiden söyleyeyim: “Yılmaz Erdoğan, Cem Yılmaz’sız gişe yapamıyor mu?
İnşallah ben yanılırım. Çünkü “Neşeli Hayat”, izleyiciyle buluşmayı Erdoğan’ın önceki filmlerinden daha çok hak ediyor.

Lezbiyen öpüşmeye sansür yok, gay’lere var

Amerika Müzik Ödülleri gecesinde Adam Lambert’in önce erkek keyboard’cuyla öpüşmesi ardından da dansçısının kafasını tutarak temsili oral sekse imza atması ABD’yi karıştırdı. Dünya basını olayı ‘seks rezaleti’ olarak duyurdu. Lambert’in derdinin skandal çıkarmak olduğu ve fazlasıyla reklam kokan hareketlere imza attığı kesin ama harbi çocuk çıktı. Herkes özür dilemesini beklerken o “Madonna ile Britney Spears öpüşürken sorun olmuyor da biz öpüşünce mi oluyor” dedi.
Asıl bomba ise ünlü CBS kanalının “The Early Show” programında Madonna ile Britney’in öpüşmesini sansürsüz, Lambert’ın öpüşmesini ise buzlayarak vermesiydi.
Tabi bu da gay’ler ve bu mevzulara muhafazakâr yaklaşmayan kesimler tarafında çifte standart olarak yorumlandı.
Bizde eşcinselliği hâlâ hastalık olarak görenler var ama elin oğlu yapılan çifte standardı tartışıyor.

X