Gündem Haberleri

    Ezana düzen

    Ersin KALKAN
    07.10.2007 - 00:00 | Son Güncelleme:

    Türkiye’de Müslümanları namaza çağıran ezan, 25-30 yıl öncesine kadar şerefelerden çıplak sesle okunuyordu. Çok minareli ve çok şerefeli selatin (sultan) camilerinde her şerefeye bir müezzin çıkar, ezan okurdu. Biri bitirince diğeri devreye girerdi. İstanbul’daki Süleymaniye Camii’nde 10, Sultanahmet Camii’nde 16 şerefe bulunduğunu düşünürseniz bunun ne demek olduğu anlaşılabilir.

    Hoparlörün çıkmasıyla bu düzen değişti. Ezan çıplak sesle okunmaz oldu, müezzinlerin şerefelere çıkmasına gerek kalmadı. Bugün büyük camilerde ses sistemi, cami kapısına en yakın minarenin altına ya da en alttaki şerefeye en yakın noktaya kuruluyor. Müezzin, minareye ve şerefelere bağlanan sistemin mikrofonlarına okuyor ezanı. Küçük camilerde ise hoparlörler kadınlar mahfiline yakın bir noktada yer alıyor.

    İşe teknoloji girince sorunlar da ortaya çıkmaya başladı. Ama sorun sadece hoparlörle ilgili değil; aynı zamanda bir personel sorunu. Müezzinler işe alınırken yetenek sınavından geçirilmiyor. Bazıları meslek içi eğitime tabi tutuluyor ama müzik ve ezan makamları konusunda eğitimli müezzin sayısı çok az. Bu yüzden camilerin bir kısmında müezzinler tüm ezanları sadece bir ya da iki makamdan okuyor.

    Ses teknolojisi de mertliği bozduğu için, başka sorunlar yaşanıyor. En gözde selatin camilerinde ayrı, diğer camilerde farklı ses sistemleri var. Örneğin Sultanahmet Camii’nde teknolojik altyapı çok titiz kurulmuş ama bazı küçük camilerde sokak satıcılarının kullandığı sıradan hoparlörlere bile rastlanıyor. Desibel ayarlaması yapılmış değil. Büyük camiler sözleşmeli tonmeister’lardan yararlanarak kendi içlerinde sorunları çözmüş ama küçük camilerin böyle bir lüksü yok. Bir de, düzen olmadığı için camilerden yükselen ezan seslerinin yarattığı kaos var.

    Fakat son dönemde bütün bu sorunları çözmek için bazı girişimler de yapılıyor. Örneğin yeni çıkan "İstanbul Camileri ve Müezzinleri" adlı albüm ezanla ilgili yeni bir tartışma yarattı. İstanbul Müftülüğü ise, içinde yarışma da olan bir ezan eğitimi programı yürütüyor.

    İRAN’DA ÇIPLAK SESLE OKUNUYOR

    İran’ın birçok kentinde ezan hálá çıplak sesle okunuyor. Ses teknolojisinin kullanıldığı Tahran ve Şiraz gibi merkezlerde ise ezan kentin bir ucundan diğerine dalga dalga yayılarak ulaşıyor.

    MALEZYA MODELİNE Mİ GEÇSEK?

    Malezya’nın başkenti Kuala Lumpur’da ve Putrajaya’da ölçümler yapılıp kentin gürültü haritası çıkarılmış. Sonra da camilere bu ölçümlere uygun teknolojiler yerleştirilmiş, desibel ayarları yapılmış.

    SUUDİ ARABİSTAN’DA AMERİKALI UZMAN ÇÖZÜMÜ

    Suudi Arabistan’da karşılıklı minarelerde ezanlar, Osmanlı dönemindeki gibi birbirini takip eden çift sesle okunuyor. Amerikalı uzmanlardan yararlanılarak her caminin ses sınırları haritalarda belirlenmiş. Bir minarenin etkisinin bittiği noktada diğerininki başlıyor.

    UYDU SİSTEMİYLE MERKEZİ EZANA GEÇİLEBİLİR Mİ?/images/100/0x0/55ea4d01f018fbb8f876e91e

    Kültür Bakanlığı korolarına, Devlet Opera ve Balesi’ne alınacak müzisyenler ince elenip sık dokunarak seçiliyor, yetenek sınavlarından geçiriliyor. Ama müezzinler böyle bir elemeye tabi tutulmuyor. İmam Hatip Lisesi’ni bitirmek yeterli. Müstakbel müezzinler hafızlık eğitimi alıyor. Hafızlık için, yani Kuran’ı ezberden okuyabilmek için güzel sesli olmak şart. İmam Hatip liselerinden yetişen bu kadrolar ek olarak musiki eğitimi de alıyor. İstanbul Müftü Yardımcısı Mehmet Aşık, bu eğitime rağmen camilerin çoğunda ezanın güzel ve doğru okunmadığını kabul ediyor. "Çünkü, eğitim tek başına yeterli değil. Bu aynı zamanda bir yetenek meselesi. Çok sayıda yetenekli insan bulmak da kolay değil. Her camiye yetenekli müezzin aramaya kalksak camilerin çoğu ezansız kalır." Bu nedenle de uydu sistemiyle merkezi ezana geçilebileceğini söylüyor. Peki uydu sistemine geçtikten sonra tek bir müezzinden sadece tek bir yorum dinlemek doğru mu? Çoğulculuktan uzak bu sistem çok totaliter olmaz mı? Mehmet Aşık bu itirazlara hak veriyor.

    İSTANBUL MÜFTÜLÜĞÜ NE YAPIYOR?

    İstanbul Müftü Yardımcısı Mehmet Aşık, ezanın daha iyi ve doğru okunabilmesi, müezzinlerin seslerinin terbiye edilmesi için 2001’den bu yana hizmet içi eğitim seminerleri düzenlendiğini söylüyor. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın öncülüğüyle başlayan bu çalışmada rehberliği Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi hocalarından Dr. Mehmet Ali Sarı üstlenmiş ve 226 müezzin eğitimden geçmiş. Müezzinleri eğitime teşvik etmek için de Ezanı Güzel Okuma Yarışması düzenleniyor, kazananlara ödüller veriliyor. Şampiyonlar, daha sonra diğer şehirlerdeki camilerde müezzinlerin eğitimi için çalışıyor.

    İstanbul Müftülüğü, ses teknolojisini geliştirmek için de çaba harcıyor. Sultanahmet, Süleymaniye, Beyazıt, Fatih gibi İstanbul’daki büyük camilerdeki sistemler için ses mühendislerinden yararlanıldı. Bu büyük camilerin her birine sözleşmeli tonmaister alındı. Bunlar, caminin akustiğine göre ses sistemi kuruyor, bakımını üstleniyor. Ama asıl sorun, küçük camilerde.

    Gürültü haritası çıksın desibel ayarlansın
    /images/100/0x0/55ea4d01f018fbb8f876e920
    Ses mühendisi Süden Pamir (sağda), Galatasaray İletişim Teknoloji Müzik Akademisi’nin kurucusu ve hocası. Geçen yıl Kuşadası’nda "Ezan kulağımızdan ruhumuza nasıl daha güzel geçer" başlıklı bir konferans verdi. İstanbul’u pilot bölge olarak tanımlayarak şu çözüm önerilerini sundu:

    Her semtteki camilerin yerleri haritada tespit edilmeli ve camilerin sesleri birbirine karışmayacak şekilde sınırlandırılmalı. Bunun için her semtte değişik saatlerde ölçümler yapılıp gürültü haritası çıkarılmalı. Mahallelerdeki ortalama gürültü seviyesi çıktıktan sonra, orada ezan sesinin yüksekliği ayarlanabilir. Örneğin bir semtte günlük ortalama gürültü seviyesi 95 desibel ise, camiye en yakın yerleşim merkezinde (ev, işyeri vs) en fazla 100 desibel duyulacak şekilde camideki ses sistemi kısıtlandırılmalı.

    Hoparlörlere değişik açılar verilebilir. Böylece camilerin sesleri birbirine karışmadan, birisinin etkisinin kaybettiği noktada diğerinin ortaya çıkabilecek şekilde ayarlanabilir.

    Camilerin birbiriyle ilişkisi önemli. Örneğin bir hektarlık alanda üç cami varsa, bunların tümü tek bir cami gibi düşünülmeli, sesleri ona göre ayarlanmalı; aksi takdirde o bölgede yaşanmaz.

    Tepelerden akan sesle düz alanlardaki ses aynı değildir. O nedenle İstanbul’daki camilerdeki ezan sesiyle Konya camilerindeki ezan sesine aynı standardı getiremeyiz.

    Kentteki bütün ezan seslerinin merkezi sistemle kontrolü gerekiyor. İnternet üzerinden bu sistem oluşturulabilir. İlk ezan İstanbul’un en doğusundan başlayıp en batısına doğru sırayla yayılarak gider. Bunun saliselik hesaplarının yapılması gerekir. Sistem, arızaları bildirir, bir noktada desibelle oynanıyorsa uyarır. Ancak bu sistemi uygulamak için önce kentin gürültü haritası çıkarılmalı. Ayrıca internet ağının sık sık kesintiye uğradığı da göz önüne almalı. Ama bu sorunlar kademe kademe aşılarak, İstanbul’da 32 ilçe müftülüğü belirli bölgelere bölünerek kendi içlerinde ortak sistemler kurulabilir.
    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı