Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Eyüp Aşık'a bir artı puan...

Oktay EKŞİ

Aferin Eyüp Aşık' a... Uzun zamandan beri görmeyi özlediğimiz bir şeyi gerçekleştirdi. Kendisi hakkındaki suçlamalar kamuoyuna yansıdıktan 48 saat sonra, hem bakanlıktan istifa etti hem de milletvekilliğinden...

Aşık'ı biz yeri geldikçe hep eleştirdik. Daha birkaç gün önce yani Alaattin Çakıcı ile yaptığı bir konuşmanın kaseti kamuoyuna yansıdıktan sonra eleştirel nitelikte en ağır sözleri kullanmaktan da çekinmedik.

Kullandığımız hiçbir sözden geri dönüyor değiliz. Tam tersine kendisinin sıkışınca yalan söyleyebilen bir kişi olduğunu ve ‘‘bakanlık’’ gibi çok üst düzeyde bir sorumluluğu taşıyamayacak kadar ‘‘hafif’’ bulduğumuzu da tekrar tekrar ifade ederiz.

Ama hakkındaki suçlamaların üstüne yatıp ‘‘Açın Meclis soruşturmasını, kaldırın dokunulmazlığımı, adalet ortaya çıksın!’’ da diyebilirdi.

Böylece meselenin aydınlanmasını, yıllarca sürecek bir formaliteler girdabına sokabilirdi.

Dahası... Böyle bir hatalı yolu maalesef Başbakan Mesut Yılmaz taa New York'ta gazetecilere verdiği demeçte önermiş, ‘‘Eyüp Aşık'ın istifasını gerektirecek hiçbir husus bulunmadığını’’ savunmuştu.

Buna karşın Aşık, kendisinden bekleyebileceğimizden daha fazlasını yaptı: Sağlam bir yüreğe ve ancak kendisinden emin insanların ortaya koyabileceği kadar büyük bir medeni cesarete sahip olduğunu gösterdi.

Aslında Eyüp Aşık'ın yaptığı normaldir. Bir başka deyişle, hakkında ciddiye alınabilecek bir suçlama olan her yetkili ve sorumlunun ‘‘soruşturmanın selameti’’ için bu görevi derhal bırakması zaten işleyen bir hukuk düzeninin gereğidir. Ama hepimiz biliyoruz ki yakın geçmişimizde bunu yapabilen insan bulmak çok zordur. Olanlar sadece uzun yıllar öncesinin anıları arasındadır. Bunlardan Orgeneral Kazım Orbay'ın, üvey oğlu ile ilgili bir soruşturmanın selameti için Genelkurmay Başkanlığı'ndan istifası (1945), Milli Savunma Bakanı Münir Birsel'in, bir akrabasını ilgilendiren soruşturma nedeniyle Milli Savunma Bakanlığı'ndan istifası (1948) hâlâ unutulmayan örneklerdir. İkisinin de ismi hâlâ tertemizdir.

Siz son yıllarda bu kadar özveri ve cesaret göstermiş hangi ismi anımsıyorsunuz?

Böyle yoğun bir beklentinin en açık muhatabı Tansu Çiller idi. Çünkü mal varlığının ne ölçüde meşru bir kazancın ürünü olduğu sorusu kendisi politikaya girdikten kısa bir süre sonra kamuoyunu devamlı meşgul etti. Ama o hiç tınmadı. Hele ‘‘soruşturmanın selameti için’’ görevden ayrılmayı aklının kenarından bile geçirmedi.

Sözü bitirmeden yine Aşık'a dönelim:

Eyüp Aşık'ın tavrı başkalarına örnek olacak kadar iyi... Ama tüm dediklerini -ve savunduğu görüşleri- kabul edilir bulduğumuzu kimse sanmasın. Çünkü yer yer tevillere sığındığı açıkça belliydi.













X

YAZARIN DİĞER YAZILARI