"Yalçın Bayer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yalçın Bayer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yalçın Bayer

Eymir Gölü “Ekolojist” çözüm

EKOLOJİST düşünce, “çevreci” statükocu düşünceden farklı olarak daha bütüncüdür.

İndirgemeci bir yönteme bağlı kalmaz. Parçacı çözümler üretmez. Çevreciler daha muhafazakar olmakla birlikte, Ekolojistler ise, daha bilinçli ve ekosistemin ahengine temelli esnek çözümler üreten gruplardır. Geniş ve bütüncü bir bakış açısıyla, Eymir göl ekosistemini, Ekolojist bir düşünce kulvarından değerlendirirsek, aşağıdaki temel saptamaları yapmak mümkündür;
Çevreci Yanlış: Eymir’i korumak için, ‘Halka’ yasaklamak gerekir.
Ekolojik doğru: Hayır. Bu ilkel bir uygulama yöntemidir. Müzeci veya ‘çevreci’! bir yaklaşım olup, çağdaş ve ciddi bir uygulama olduğu tartışılır. Tek/çift araç plakası uygulaması veya mekanın taşıma kapasitesine uyumlu, günlük ziyaretçi sayısına kota getirilmesi gibi kural ve düzenlemeler de yapılabilir.
Çevreci yanlış: Eymir Gölü, sistemden yalıtılarak (kapalı bir sistem olarak) ODTÜ tarafından korunabilir.
Ekolojik doğru: Hayır Eymir Gölü, ekosisteminin bağlantılı(uzantılı) göl havzası Gölbaşı gölüdür. Bu iki göl aslında, tek bir göldür ve aynı ekosistem bütününe dahildir. Bütüncü çağdaş (yeni) bir göl yönetimi için, bilimsel olarak Gölbaşı ve Eymir’in karşılıklı ilişkilerinin beraberce düşünülmesi gerekir.
Çevreci Yanlış: Eymir Gölü çevresine sadece çam fidanı dikmek ile ‘sağlıklı bir çevre’ yaratılabilir mi?
Ekolojik doğru: ‘Bitkilendirme’ çalışması yapılmadan ağaçlandırma yapılamaz. Yapılırsa, Ya tutmaz yada güdük kalır. Gölü besleyen aküfer alanına da ağaç dikilmez. Su akışı kesintiye uğrayacağından, gölün su seviyesinin düşmesi, kirlilik konsantrasyon oranını yükseltecektir. Gölden su çekmeleri de çabası... Tabii iki.”
Öğrenciler tarafından el yordamıyla dikilen fidanların binlercesinin telef olması gibi...
Bu bağlamda;
ODTÜ yönetiminin, Eymir gölüne çevreci (anti-ekolojik) katkıları azımsanamaz büyüklüktedir!
Eymir’in kim tarafından yönetileceğinden ziyade, Nasıl bir konseptle yönetileceği önemlidir bu noktada, empatik yönetim, katılımcı/demokrasi ve Ekoloji anahtar kavramlar olarak belirginleşir.
Maalesef, ‘sözde’ ‘Çevreci-Demokrat’ bir çevre; Ekoloji’yi bir meta (mal), Demokrasiyi ise bir araç olarak algılıyor ve yalıtılmış dünyalarının, genel hukuktan bağımsız geliştirdikleri iç hukuklarına göre (anlaşılan o ki); birbirlerini içselleştiriyorlar, İkili ahlak geliştiriyorlar!
Sorun, düşünme yöntemimizde. Belki ‘çevreci’ ama Ekolojist değil. Eymir’i bir hobi bahçesi olarak görmekten öte, ekolojist bir okuma yaparak Ankara’nın bir yaşam alanı ekosisteminin bir halkası olarak görmek gerekir. İnsanı ekosistemlerden öteleyen ‘yasakçı’ bir üniversite zihniyeti; gün gelir, tür ayırımcılığı yapar ve bazı hayvan cinslerinin de, Eymir ekosistemine girişini yasaklayabilir.
Bir de buna, Melih Gökçek’in işin nasıl gelirse türünden, pek bir çevreci ‘şehir efsanesi’ projelerini eklersek, daha dikkatli olmamız gerekiyor.
Çözüm, Melih Gökçek’in ‘yayılmacı-rantçı’ zihniyeti ile, benzer olarak ODTÜ’nün -sütten çıkmış ak kaşık olmayan- ‘yasaklayıcı-rantçı’ fiili uygulamalarının arasında, üçüncü (orta) yol ve farklı bir bilinçli yol izleyebilmek ve ‘Yorumlayıcı- Ekolojik’ yeni bir düşünme ve zihin biçimine geçiş yapmamızla ve de bunun da gerçekten ‘özde’ içselleştirilmesi ile ilgili...
‘Halkçı’ Ankara halkına yakışan da budur zaten...
Tahir ÇALGÜNER-Ekolojist G.Ü Şehir Planlama öğretim elemanı

********

Meksika Caddesi’ne yeni bir trafik düzeni gerek

ÜMİTKÖY Meksika Caddesi üzerinde yaşanan trafik uygulamaları bir türlü sonuç vermiyor. Meksika Caddesi’nin Çınar Sitesi yokuşunda kışın yaşananlar kısa zamanda unutulsa da, yaz mevsiminde başka sorunları beraberinde getiriyor.
Bu yokuşlu yol inişlerinde kontrol edilemeyen hız nedeniyle tehlike yaşanıyor.
Geçtiğimiz günlerde Büyükşehir Belediyesi Ulaştırma Dairesi yokuş aşağı inişleri denetlemek için cadde üzerinde sarı çizgilerle ‘geçilmez’ uygulaması yaparken, iniş istikametinde hız kesiciler yerleştirdi. Gelin görün ki dinleyen yok. Gordion AVM istikametinde hızla gelen tüm araçlar yokuş aşağıda kazandıkları adrenalin sayesinde adeta uçuyorlar.
Yokuş aşağı yapılan bilinçsiz hızlı geçişlerine ne yazık ki EGO otobüsleri de iştirak ediyor. Yol üzerindeki hız kesicilerden geçerken araçlarının zarar gördüğünü dahi düşünmeyen sürücüleri çevre sakinleri olarak hayretle izlerken her an kötü bir sonuçla karşılaşma endişesi yaşıyoruz.
Belirtmek gerekir ki burada bir yanlışlık olduğu Ulaşım Dairesi yetkililerinin gözünden kaçmıştır. Yokuşun başlayacağı güzergah öncesinde bulunması gereken, ‘Dikkat 30 KM’ uyarısı yokuşun bitim yerinde buluyor.
Önerimiz; bu tabelanın, kentte ulaştırmayı belirleyenler tarafından yerinden alınarak yokuşa uygun bir mesafeye konulmasıdır. Sanırız bu da yetmez, kameralı uyarıcı yapılması gerekir. Aksi halde kazalar kaçınılmaz hal alacaktır.
Tuncer KIRHAN

 * * *

Ankara Çayı Kokusu

ÇUBUK ilçesinden başlayıp Keçiören ilçesinden geçmekte olan Ankara çayının atık sulardan arındırıldığı, pis su karışımının önlendiği ve hatta içinde sandalla gezilebileceği söyleniyordu.
Ama maalesef bu doğru değil.
Çayın kötü kokusu çevresinde oturan ve yakınından geçen insanları müthiş rahatsız ediyor. Neden yetkililer bu çayın arıtılmasını ciddi anlamda yapmazlar? Şehrin merkezinden ve yerleşim alanların ortasından geçen bu çayın çevreye verdiği zararı kimse görmez mi? Yıllardan beri bu çayın temizleneceği söylenir ama gelin görün ki şu yazın sıcak günlerinde dayanılmaz koku yaymakta ve sanırım sağlığa da çok zarar vermektedir. Bu çaya pis su katılımları devam etmiyor ise bu kötü koku nasıl çıkabilir?
Lütfen yetkililer bu çayın temizlenmesi için ciddi ve sonuç getirici çalışmalarını yapsınlar ve şehrimize yakışmayan bu sorunu biran önce gidersinler.
E.S.

 

X