Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

EVLERDE MATMAZEL ŞIKLIĞI

Bu aralar İstanbul’da, Ankara’da ziyaret ettiğim arkadaşlarımın çoğunun evinde aynı görüntüyle karşılaşıyorum: Üzerinde şahane kadın yüzleri olan rengarenk yastıklar...

O kadar güzeller ki! Benim kanepeye de ne güzel yakışır diye düşünürken bir anda hatırlayıverdim; o figürler herkesin Aşk-ı Memnu’ daki “Matmazel” rolüyle tanıdığı Zerrin Tekindor’un çizimlerinin ta kendisi! Resimle ilgilenenler çok iyi bilir; Zerrin Tekindor, oyunculuğunun yanı sıra aynı zamanda çok da iyi bir ressam. O kadar canlı, modern ve estetik figürler yaratmış ki...
Onun bu eserlerini ustalıkla yastıklara uygulayan isim ise Aysun Berkant.
Aysun’dan daha önceki yazılarımda da bahsetmiştim. “Bobo Bourgeois” markasının kurucusu, bez torba akımının yaratıcısı. Hani naneyi, dereotunu, rokayı; kısacası yeşil salata malzemelerini bir hafta taze tutan “Ot Torbası” ndan da bahsetmiştim. İşte onun da yaratıcısı. Benim de uzun süredir çalışmalarını hayranlıkla takip ettiğim Aysun, şimdi ürün yelpazesini genişletmiş; doğal ve çevre dostu ürünleriyle Zerrin Tekindor’un muhteşem çizimlerini birleştirip çok güzel yastıklar yapmış. İnternete girip bütün ürünlerine baktım, hepsi birbirinden güzel! Sizin de mutlaka bir göz atmanızı tavsiye ederim.

Bu sefer çok uzaklarda geçireceğim bayramı
 
Zaman ne kadar da hızlı geçiyor! Yazarken daha net fark ediyorum. Bir bayram daha geldi hiç farkına varmadan… Önceki kurban bayramı yazımı daha dün yazmış gibiyim…
Ankara’da çok geleneksel bir bayram geçirmiştik. Alicim bütün giymediği kıyafetlerini paketleyip Van’daki arkadaşlarına yardım için göndermişti. Hep beraber bizim evde toplanıp bayramlaşmış, kavurmamızı yemiştik.
Bu sefer çok uzaklarda geçireceğim bayramı. Vietnam - Kamboçya’ya gidiyorum.

Anne orası nasıl bir yer

Valizi hazırlarken Ali yanıma geldi, “Anne, nerede orası, nasıl bir yer?” diye sormaya başladı. Sonra kapının önünde Oğul da belirince aldım ikisini karşıma, başladım anlatmaya;
“Vietnam belki de dünyada yaşanan acıların en büyüğünü görmüş, mücadelenin en zorunu vermiş yerlerinden biri. Tarih boyunca Fransız, Çin ve en önemlisi Amerika ile uzun bağımsızlık savaşları yapmış, halkının yaşadığı acılar tüm dünyanın aklına kazınmış... 60’lı yıllarda ABD ile yaptığı savaşta bildiğim kadarıyla 15 milyon ton bomba düşmüştü o topraklara. 3 milyon civarında insan hayatını kaybetti ve kullanılan kimyasal silahlar, bomba ve mayınlar sonucu sakat kalanların sayısı çok daha fazlaydı. Düşünün bu silahlardan ve bombalardan kaçan halk, yerin altına tam 250 kilometre uzunluğunda bir tünel kazmış. Hem de düz bir tünel değil, labirent gibi, o kadar ustaca bir yol açmışlar ki, hem hayatlarını kurtarmış hem de ulaşımlarını sağlamışlar bu tünellerle.

Bağımsızlık savaşçısı Ho amca

Ama size asıl anlatmam gereken kişi: Ho amca. Bağımsızlık savaşının başındaki isim, bir şehre ismini veren kahraman. Bu anlattığım savaşlar yetmişine ulaşmış Ho Chi Minh önderliğinde onca kayıp ve acıya rağmen kazanılmış… Halk onu o kadar çok severmiş ki, herkes ona Ho amca dermiş. Sizin anlayacağınız, bizim için Atatürk ne ise, onlar için de Ho amca oymuş. Kendisinin ömrü kazanılan bağımsızlığı görmeye yetmese de zaferden sonra Saigon şehrine onun adı verilmiş. O günden bu güne Vietnam’ın en kalabalık kentinde, yaklaşık 40 senedir Ho Chi Minh’in adı yaşatılıyor…”
Koskoca açılmış iki çift göz anlattıklarımı dikkatle dinlerken ben hala zamanın ne kadar çabuk geçtiğini düşünüyordum. Daha dün onlara yataklarında masallar anlatırken şimdi oturtup karşıma tarih anlatıyorum…
 
Hepinizin bayramını kutlarken, bu bayramın, ailelerimize, ülkemize huzur, mutluluk ve barış getirmesini yürekten diliyorum.

X